Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
13
Ocak
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Bilginin İzinde: Genç Hekimler Soruyor – Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve Yeni İnfeksiyonlar: Güncel Durum ve Gelecek Riskler Nelerdir?

13 Ocak 2026 Salı günü 12.45-13.15 saatleri arasında Instagram @klimik derneği hesabında yapılacak, klinik deneyimlerin paylaşıldığı, güncel bilgilerin aktarıldığı canlı yayın sohbetine tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz.

Konuşmacılar:

Prof. Dr. Önder ERGÖNÜL
Koç Üniversitesi, Tıp Fakültesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD
Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi (KUISCID)

Uzm. Dr. Merve BÜYÜKKÖRÜK
Soma Devlet Hastanesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

Üroloji Konseyi: Olgular Eşliğinde Multidisipliner Yaklaşım (208. Web Konferans, 13 Ocak 2026)

13 Ocak 2026 Salı günü 20.00-21.30 saatleri arasında “Üroloji Konseyi: Olgular Eşliğinde Multidisipliner Yaklaşım” Web konferansı yapılacaktır.

PROGRAM

Yöneten: Prof. Dr. Ali KAYA
Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi

1. Olgu
Dr. Öğr. Üyesi Cuma AYTEKİN
Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi

2. Olgu
Dr. Öğr. Üyesi M. Serhat ŞAHİNOĞLU
Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Tartışmacılar:

Prof. Dr. Gülden ERSÖZ
Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Prof. Dr. Mesut TEK
Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Prof. Dr. F. Demir APAYDIN
Mersin Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Selam ve saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

KLİMİK Video: Karbapeneme Dirençli Gram-Negatif İnfeksiyonlarin Tedavisinde Yeni Seçenekler / 2. Bölüm / Prof. Dr. Halis Akalın

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan sayın Prof. Dr. Halis Akalın Karbapeneme dirençli gram-negatif infeksiyonların tedavisinde yeni antibiyotik seçeneklerimizden bahsediyor.

Video İçin Tıklayınız

XXVI. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Kongresi (KLİMİK 2026) (29 Nisan-3 Mayıs 2026, Antalya)

XXVI. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Kongresi (KLİMİK 2026)’nın 29 Nisan–3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirileceğini sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

Kongremizde, ülkemizde ve dünyada öne çıkan infeksiyon hastalıkları ile infeksiyonların tanı, tedavi ve önlenmesindeki güncel gelişmelerin yanı sıra, bilim dünyasının evrildiği ve alanımızdaki çalışmalara yön veren yenilikleri de ele almayı hedefliyoruz. Bu hedefe, güncel gelişmelerin yanı sıra sizlerden gelen değerli görüş ve öneriler doğrultusunda ulaşmayı amaçlıyoruz.

Dinamik ve sürekli yeniliklerle şekillenen uzmanlık alanımızdaki en güncel bilgileri, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin 40 yıllık birikimiyle, alanında deneyimli meslektaşlarımız ve genç uzman/asistan arkadaşlarımızla birlikte tartışacağımız, bilimin ışığında aydınlanacağımız ve mesleki dayanışmamızı güçlendireceğimiz bu kongrede siz değerli üyelerimizle buluşmayı büyük bir heyecanla bekliyoruz.

Kongre Web Sitesi İçin Tıklayınız

Yeni IDSA Kılavuzu Işığında İnfeksiyöz İshal Tanı ve Yönetimine Güncel Yaklaşım

Amerikan İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (IDSA), infeksiyöz ishallerin tanı ve yönetimine ilişkin güncel önerilerini yayımladı. Kılavuz, infeksiyöz ishalin akut, kronik ve post-infeksiyöz formlarını kapsayan, infeksiyon hastalıkları, gastroenteroloji, mikrobiyoloji ve eczacılığı içeren multidisipliner bir yaklaşımı vurgulamış. Yeni kılavuzda; dışkı moleküler panelleri gibi kültürden bağımsız tanı yöntemlerinin uygun endikasyonlarda kullanılması, gereksiz ve tekrarlayan testlerden kaçınılması ve sonuçların klinik ile halk sağlığı açısından anlamlı olduğu durumlarda istenmesi önerilmiş. Tedavide temel yaklaşım sıvı-elektrolit desteği olup, ampirik antibiyotiklerin yalnızca ağır klinik tablo, immünosüpresyon veya seyahat öyküsü gibi seçilmiş durumlarda kullanılması gerektiği vurgulanmış. Ayrıca akut ishalli hastalarda test isteminin, hastalık şiddeti ve risk faktörlerine göre kişiselleştirilmesi, kronik ishalde infeksiyöz nedenler kadar non-infeksiyöz etiyolojilerin de eş zamanlı olarak değerlendirilmesi ve antimikrobiyal direnç riski göz önüne alınarak ampirik antibiyotik kullanımının kısıtlanması gibi öneriler de yer almış.

Shane AL, Gonzalez MD, Roy AM, Preidis GA, Woodworth MH. Executive summary: state-of-the-art review: infectious diarrhea. Clin Infect Dis. 2025; 81 (5): 867-68.

Makale İçin Tıklayınız

Fransa’da 18-59 Yaş Arası Yetişkinlerde COVID-19 mRNA Aşısı ve Dört Yıllık Tüm Nedenlere Bağlı Ölüm Oranları

Bu çalışma, COVID-19 mRNA aşısının uzun vadeli ölüm oranına etkisini araştırmış. Bu amaçla, mRNA aşısıyla aşılanan 18-59 yaş arası bireylerde dört yıllık tüm nedenlere bağlı mortalite oranı, aşı olmayan bireylerle karşılaştırılmış. Toplam 22 767 546 aşılanmış ve 5 932 443 aşılanmamış kişi, medyan 45 (44-46) ay boyunca takip edilmiş. Aşılanan kişilerin, aşılanmayan kişilere göre yaş ortalamasının daha fazla (38 ±11.8 yıla karşılık 37.1±11.4 yıl), kadın oranının (%51.3’e karşılık %48.5) ve kardiyometabolik komorbidite oranının (%9.3’e karşılık %7.8) daha yüksek olduğu bulunmuş. Takip sırasında, aşılanan ve aşılanmayan gruplarda sırasıyla 98 429 (%0.4) ve 32 662 (%0.6) tüm nedenlere bağlı ölüm meydana gelmiş. Aşılanan kişilerde şiddetli COVID-19’dan ölüm riskinin %74 ve tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin %25 daha düşük olduğu saptanmış. Duyarlılık analizi, aşı olan bireylerin nedeni ne olursa olsun tutarlı bir şekilde daha düşük ölüm riskine sahip olduğunu ortaya koymuş. COVID-19 aşılamasından sonraki ilk altı ay içinde mortalitenin %29 daha düşük olduğu gözlenmiş. Yirmi sekiz milyon kişiyi kapsayan bu ulusal kohort çalışmasında, 18-59 yaşları arasında COVID-19 aşısı olan kişilerde dört yıllık tüm nedenlere bağlı mortalite riskinde artış olmadığı görülmüş. Bu sonuç, dünya çapında yaygın olarak kullanılan mRNA aşılarının güvenliğini desteklediği vurgulanmış.

Semenzato L, Le Vu S, Botton J, et al. COVID-19 mRNA Vaccination and 4-Year All-Cause Mortality Among Adults Aged 18 to 59 Years in France. JAMA Netw Open. 2025; 8 (12): e2546822.

Makale İçin Tıklayınız

Yoğun Bakım Ünitesinde İnvazif Pulmoner Aspergilloz: Kortikosteroid İlişkisi

Son yıllarda invazif pulmoner aspergillozun (İPA) epidemiyolojik profili oldukça değişmiş; klasik risk faktörleri bulunmayan pek çok kritik hastada, yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) görülme sıklığı artmış. Bu değişim, kortikosteroid ve immünomodülatör tedavilerin daha sık kullanılması, kronik akciğer hastalığı prevalansındaki artış ve influenza ile COVID-19 gibi ağır viral pnömonilere bağlıymış.

Bu hastalarda hava yolu epiteli hasarı, immün disregülasyon ve mekanik ventilasyonun, derin bir immünsüpresyon olmaksızın da fungal invazyonu kolaylaştırdığı belirtilmiş. Kortikosteroidlerin İPA patogenezinde merkezi bir rol oynadığı aktarılmış. Hiperinflamasyonu sınırlandırırken, aynı zamanda NF-κB sinyal yolunu baskılayıp TNF-α üretimini azaltarak ve IL-10 salınımını artırarak fungal temizliği bozduğu; bunun sonucunda bağışıklık yanıtının Th2 yönünde kaydığı ifade edilmiş. Nötrofil göçünün düzensiz hale gelerek etkili patojen eliminasyonundan ziyade doku hasarına yol açtığı saptanmış. Kortikosteroidlerin ayrıca Aspergillus yükünü doğrudan artırabildiği ve riski daha da yükseltebildiği vurgulanmış. YBÜ hastalarında, “halo bulgusu” gibi radyolojik ayırt ettirici işaretlerin nadir görülmesi ve kolonizasyon ile invazif hastalığı ayırt etmenin zorluğu nedeniyle İPA tanısının güç olduğu belirtilmiş. Serum ve bronkoalveoler lavaj galaktomannanı, β-D-glukan testleri ve PCR’ın, hastalığın erken saptanmasını sağlasa da bu heterojen popülasyonda tek bir testin kesin tanı koydurucu olmadığı ifade edilmiş. Bu nedenle hastalarda yüksek kaliteli alt solunum yolu örneklerinin elde edilmesi gerektiği not edilmiş. Ayrıca etkili tedavinin yalnızca zamanında tanı değil, YBÜ hastalarındaki farmakolojik zorluklar ve antifungallerin farmakodinamisi dikkate alınarak uygun antifungal seçimini de gerektirdiği bildirilmiş. Kortikosteroid alanlar, kronik akciğer hastalığı olanlar, ağır viral pnömonisi bulunanlar veya invazif ventilasyon gerektirenler gibi yüksek riskli hastaların tanınmasının, sonuçları iyileştirmek açısından kritik olduğu vurgulanmış. Bu grupta mortalitenin nötropenik hastalardakini aşabildiği; bu durumun da artmış klinik şüphe ve zamanında antifungal tedavi gereksinimini vurguladığı belirtilmiş.

Nötropenik olmayan hastalarda, özellikle kortikosteroidlerin inflamasyon ve konak savunması üzerindeki çift yönlü etkileri başta olmak üzere, İPA’nın immünopatogenezinin daha iyi anlaşılmasının; risk sınıflaması yapılmasına ve daha erken girişimlere rehberlik edebileceği dile getirilmiş. Artırılmış sürveyans, hızlı tanısal değerlendirme ve immünomodülatör tedavilerin akılcı kullanımının, YBÜ ortamında bu yıkıcı infeksiyonun artan yükünü azaltmak için temel stratejiler olduğu ifade edilmiş.

Terrones-Campos C, Gallardo-Pizarro A, Martinez-Urrea A, et al. Invasive pulmonary aspergillosis in the ICU: the corticosteroid link. Pneumonia (Nathan). 2026; 18 (1): 2.

Makale İçin Tıklayınız

Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Pnömoninin Birinci Basamak Tedavisinde Penisilin V: Kayıt Temelli Bir Çalışma

Penisilin V (PcV), İskandinav ülkelerinde toplum kaynaklı pnömoninin birinci basamak tedavisi olarak kabul edilmekteymiş ancak bu öneriyi destekleyen verilerin yetersiz olduğu belirtilmiş. Bu çalışma, birinci basamak sağlık hizmetlerinde pnömoni tedavisi gören beş yaş üstü çocuklar ve yetişkinlerde tedavi başarısızlığı riski açısından PcV ve amoksisilini karşılaştırmayı amaçlamış. İsveç’in 2.3 milyon nüfuslu dört bölgesinin sağlık kayıt verilerini içeren retrospektif çalışmaya birinci basamakta tedavi gören 34 306 pnömoni vakası dahil edilmiş. Vakaların 19 761’inde PcV, 2363’ünde amoksisilin, 9830’unda doksisiklin ve 2352’sinde diğer antibiyotikler kullanılmış. Alt solunum yolu infeksiyonu (ASYİ) nedeniyle hastaneye yatış veya tüm nedenlere bağlı mortalite, amoksisilinle tedavi edilen vakaların %4.9’unda, PcV ile tedavi edilen vakaların ise %3.8’inde görülmüş (“adjusted odds ratio” (aOR): 1.07; %95 güven aralığı (GA): 0.87–1.32). Amoksisilin ile tedavi edilen vakaların %8.9’unda, PcV ile tedavi edilen vakaların %14’ünde antibiyotik değişikliği gözlenmiş (aOR: 0.58; %95 GA: 0.50–0.67). Eğilim skoru eşleştirme analizinin karşılık gelen OR’leri, ASYİ nedeniyle hastaneye yatış veya tüm nedenlere bağlı mortalite için 1.13 (%95 GA: 0.86–1.49) ve antibiyotik değişikliği için 0.55 (%95 GA: 0.45–0.65) bulunmuş. Bu çalışma, birinci basamakta pnömoni tedavisinde PcV ile amoksisilin arasında ASYİ nedeniyle hastaneye yatış veya tüm nedenlere bağlı mortalite riskleri açısından fark olmadığını göstermiş.

Cronberg O, Tyrstrup M, Beckman A, et al. Penicillin V as first-line treatment of pneumonia in primary care: a registry-based study. Clin Microbiol Infect. 2026; 32 (1): 72-9.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler

ESCMID Kan Dolaşımı İnfeksiyonları, Endokardit ve Sepsis Çalışma Grubu (ESGBIES) “Kateterle İlişkili Kan Dolaşımı İnfeksiyonlarında Antimikrobiyal Kilit Tedavisi” başlıklı genç araştırmacı çevrim içi toplantısı 14 Ocak Çarşamba günü Türkiye saatiyle 15.00’te yapılacak. Oturum başkanlığını AGUH Uzman Temsilcisi Yasemin Çakır Kıymaz’ın üstleneceği oturumda Türkiye’den AGUH Asistan Temsilcisi Eren Öztürk’ün yanı sıra İtalya ve Hindistan’dan konuşmacılar yer alıyor. Çevrim içi toplantıda, Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteriyemiler ile kandidemide antimikrobiyal kilit tedavisine ilişkin güncel yaklaşımlar ele alınacak.

Kayıt İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr