Klinik kriterler sağlandığında oral tedavinin intravenöz (IV) tedaviden aşağı kalmadığı gösterilmiş olsa da, IV’den oral tedaviye geçiş klinik uygulamada hâlâ yeterince kullanılmamaktadır. Bu çalışmada, Almanya’daki altı üniversite hastanesinde yürütülen prospektif, çok merkezli BLOOMY ve BLOOMY-PREDICT kohortlarının ikincil analiziyle, kan dolaşımı infeksiyonu (KDİ) nedeniyle yatırılan erişkinlerde IV’den orale geçişin sıklığı, belirleyicileri ve klinik sonuçları incelenmiş. Toplam 3824 hastalık kohorttan 2770 hasta değerlendirmeye alınmış; immünsüpresyon olmaması, takip kan kültürlerinin negatif olması, Staphylococcus aureus bakteriyemisi olmaması, komplike olmayan infeksiyon odağı ve klinik stabilite gibi güvenlilik kriterleri uygulandıktan sonra 1053 hasta oral tedaviye geçişe uygun bulunmuş. Duyarlılık sonuçlarına göre oral tedavi seçeneği bulunmayanlar çıkarıldıktan sonra nihai analize 742 hasta (%19.4) alınmış. Geçiş, üçüncü gün (erken geçiş) ve yedinci gün itibarıyla değerlendirilmiş.
Oral geçiş seçeneği olan ve klinik olarak stabil 742 hastanın yalnızca 240’ında (%32.3) 7. güne kadar oral tedaviye geçilmiş; bunların da yalnızca 46 (%19.2)’sında geçiş üçüncü günde yapılmış. Hastaların %67.7 (502 hasta)’si uygun oral seçenek bulunmasına karşın yedinci günde de IV tedavi almaya devam etmiş. En sık reçete edilen oral ajanlar siprofloksasin (%31.3), sultamisilin (%23.3) ve sefuroksim aksetil (%11.3) olmuş. Diabetes mellitus [“adjusted odds ratio” (aOR): 0.57, %95 GA: 0.38-0.88; p=0.010), orta-ileri evre kronik böbrek hastalığı (aOR: 0.64, %95 GA: 0.41-0.99; p=0.048), Pitt bakteriyemi skorunun ≥2 olması (aOR: 0.43, %95 GA: 0.19-0.97; p=0.042) ve ilk gün septik şok gelişmesi (aOR: 0.31, %95 GA: 0.11-0.87; p=0.027) oral geçiş olasılığını bağımsız olarak azaltırken, ürogenital infeksiyon odağı geçiş olasılığını artırmış (aOR: 2.22, %95 GA: 1.50-3.28; p<0.001).
Oral tedaviye geçilen hastalarda hastanede kalış süresi anlamlı olarak daha kısa bulunmuş (ortanca 7 güne karşı 12 gün; p<0.001). Ancak oral geçişlerin %44.6’sı taburculuk gününde, %19.2 (46 hasta)’si ise taburculuktan bir gün önce yapılmış; bu durum oral tedaviye geçişin erken bir tedavi optimizasyonundan çok taburculuk öncesi organizasyonel bir adım olarak kullanıldığını düşündürmüş. Oral tedaviye geçilen grupta 28 günlük mortalite daha düşük bulunmuş (%0.8’e karşı %10.7; p<0.001); ancak yazarlar bu farkın büyük ölçüde klinik durumu daha iyi olan hastaların oral tedaviye seçilmesinden kaynaklanan endikasyon karıştırıcılığıyla (confounding by indication) ilişkili olduğunu vurgulamış.
Yazarlar, antimikrobiyal yönetim programlarının hekimlerin oral tedavinin güvenliliğine ilişkin çekincelerini gidermeye, taburculuk henüz planlanmamış olsa bile uygun hastalarda erken orale geçişi teşvik etmeye ve orale geçişi de-eskalasyon stratejileriyle bütünleştirmeye odaklanması gerektiğini belirtmiş.
Nikolai LA, Gladstone BP, Walker SV, et al. Prevalence, determinants and outcomes of intravenous to oral switch of antibiotic therapy in hospitalized adults with bloodstream infection: secondary analysis of a multicenter cohort. Open Forum Infect Dis. 2026; ofag666.