Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
27
Ocak
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Bilginin İzinde: Genç Hekimler Soruyor – Yataklı Tedavi Kurumlarında İnfeksiyon Kontrol Yönetmeliği Güncellemesi: Değişiklikler Neler? (Instagram Canlı Yayını, 27 Ocak 2026)

27 Ocak 2026 Salı günü 12.00-12.30 saatleri arasında Instagram @klimik derneği hesabında yapılacak, klinik deneyimlerin paylaşıldığı, güncel bilgilerin aktarıldığı canlı yayın sohbetine tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz.

Konuşmacılar:
Doç. Dr. Tuğba YANIK-YALÇIN
Ankara Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

Uzm. Dr. Pelin İRKÖREN
Ünye Devlet Hastanesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

IV. En Zor Olgum: Ne Öğrendim? Toplantısı (27 Ocak 2026, İstanbul)

Derneğimizin 2025-2026 dönemi aylık bilimsel toplantıları, 2026 yılının ilk İstanbul Toplantısı “IV. En Zor Olgum: Ne Öğrendim?” ile devam ediyor. 27 Ocak 2026 Salı günü, 18.30-20.30 saatleri arasında Aynalı Geçit, Meşrutiyet Caddesi, Avrupa Pasajı Kat 2, Beyoğlu adresinde yapılacak toplantıya tüm üyelerimizi bekliyoruz.

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu


Program İçin Tıklayınız

IV. KLİMİK Ankara Günleri: Kılavuzlar Ne Diyor? Biz Ne Yapıyoruz? Toplantısı (28 Ocak 2026, Ankara)

IV. KLİMİK Ankara Günleri: Kılavuzlar Ne Diyor? Biz Ne Yapıyoruz? Toplantısı (28 Ocak 2026, Ankara)
Derneğimizin 2025-2026 dönemi aylık bilimsel toplantıları “IV. KLİMİK Ankara Günleri Toplantısı: Kılavuzlar Ne Diyor? Biz Ne Yapıyoruz?” ile devam ediyor. 28 Ocak 2026 Çarşamba günü, 17.00-19.00 saatleri arasında İbni Sina Hastanesi, Hasan Ali Yücel Toplantı Salonu’nda yapılacak olan toplantıya tüm üyelerimizi bekliyoruz.

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Program İçin Tıklayınız

Yoğun Bakım Ünitesi Konseyi: Olgu(lar) Eşliğinde Multidisipliner Yaklaşım (Web Konferans, 29 Ocak 2026)

29 Ocak 2026 Perşembe günü 20.00-21.30 saatleri arasında “Yoğun Bakım Ünitesi Konseyi: Olgu(lar) Eşliğinde Multidisipliner Yaklaşım” Web konferansı yapılacaktır.

PROGRAM
Yöneten: Prof. Dr. Vildan AVKAN-OĞUZ
Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Konuşmacılar/Tartışmacılar

Prof. Dr. Vildan AVKAN-OĞUZ
Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Prof. Dr. Ali Necati GÖKMEN
Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Olgu Sunumu
Dr. Öğr. Üyesi Muammer ÇELİK
Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Arş. Gör. Dr. Mecit ÇOKLUK
Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

KLİMİK Video: Kronik Hepatit B Tanı ve Takibinde Noninvazif Testlerin Rolü – Biyopsi Tarihe mi Karışıyor?

Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Sayın Prof. Dr. Ali Asan kronik hepatit B tanı ve tedavisinde noninvazif testlerin rolüne ve önemine ilişkin bilgiler paylaşıyor.

Video İçin Tıklayınız

Hepatit D’de Tobevibart ve Elebsiran’ın Birlikte Kullanıldığı Faz 2 Klinik Çalışması

Hem tobevibart (monoklonal bir antikor) hem de elebsiran (küçük bir RNA) hepatit B virusu yüzey antijenini (HBsAg) hedef alır. Bunların kronik hepatit D virusu (HDV) infeksiyonunun tedavisinde etkinlikleri ve güvenlilikleri bilinmemektedir. Devam eden bu açık etiketli faz çalışmasında, katılımcılar dört haftada bir tobevibart + elebsiran veya iki haftada bir tobevibart monoterapisi alan iki gruba rastgele atanmış. Birincil sonlanım noktası, 24. haftada HDV RNA düzeyinin saptanabilir sınırın altında olması veya HDV RNA düzeyinde başlangıç değerine göre mililitre başına en az 2 log 10 IU’luk bir azalma (virolojik yanıt) ve alanin aminotransferaz (ALT) düzeyinin normalleşmesiyle tanımlanan kombine bir yanıtmış.

Yirmi dördüncü haftada tobevibart + elebsiran alan katılımcıların %47’sinde (32 kişiden 15’inde) ve sadece tobevibart alan katılımcıların %70’inde (33 kişiden 23’ünde) kombine yanıt gözlemlenmiş. Virolojik yanıt tobevibart + elebsiran alan grupta %100 (32 kişiden 32’sinde),  sadece tobevibart alan grupta ise %82 (33 kişiden 27’sinde) imiş; ALT seviyesinin normalleşmesi her iki grupta sırasıyla %47 (32 kişiden 15’inde) ve %76 (33 kişiden 25’inde) oranında gerçekleşmiş. Kırk sekizinci haftada tobevibart + elebsiran alan katılımcıların %56’sında (32 kişiden 18’inde) ve sadece tobevibart alan katılımcıların %61’inde (33 kişiden 20’sinde) kombine yanıt gözlemlenmiş; tobevibart ve elebsiran’ı eş zamanlı olarak kullanmaya başlayan veya sadece tobevibart alan katılımcılarda ALT yükselmesi gözlenmemiş. Tobevibart + elebsiran alan katılımcıların %81’inde, sadece tobevibart alan katılımcıların ise %94’ünde 48. haftaya kadar en az bir yan etki görülmüş; bunlar özellikle grip benzeri hastalık ve titreme imiş. Bu yan etkiler, tobevibart + elebsiran alan katılımcıların %81’inde görülürken, sadece tobevibart alan katılımcıların %94’ünde görülmüş. Yan etkiler sırasıyla %66 (32 katılımcıdan 21’i) ve %48 (33 katılımcıdan 16’sı) oranında saptanamayan HDV RNA ve %61 (33 katılımcıdan 20’si) oranında normalleşme ve %91 (32 katılımcıdan 29’u) ve %21 (33 katılımcıdan 7’si) oranında mililitre başına 10 IU’nun altında HBsAg seviyesi olarak saptanmış.

Bu faz 2 çalışmasında, tobevibart + elebsiran ve tobevibart monoterapisinin, 48. haftaya kadar HDV RNA ve ALT seviyelerini düşürdüğü gösterilmiş. Tobevibart + elebsiran ile tedavi, saptanamayan HDV RNA’nın yüksek oranda görülmesi ve HBsAg seviyesinde azalmayla ilişkilendirilmiş.

Asselah T, Chattergoon MA, Jucov A, et al. A phase 2 trial of tobevibart plus elebsiran in hepatitis d. N Engl J Med. 2026; 394 (4): 343-53.

Makale İçin Tıklayınız

Konsültasyon Kondisyonu ve H.U.S.T.L.E. Yaklaşımı

“Konsültasyon kondisyonu”, klinik mükemmeliyetin ötesine geçerek görevleri etkili bir şekilde önceliklendirme, sınırlar koyma ve iş akışını kontrol etme yeteneğidir. Yazarlar bu yazıda, infeksiyon hastalıkları (İH) uzmanlarının modern tıbbın talepleri altında ezilmemesi için belirli bir yöntem izlemelerini önermektedir:
H (Hone Your Skills): Uzmanlık becerilerini geliştirirken aynı zamanda net sınırlar koymak ve beklentileri yönetmek. Her konsültasyonun acil olmadığını kabul ederek, acil vakalar ile ertelenebilecek durumları ayırt etmek gerekir.

U (Update Your Toolbox): İş yükünü azaltmak için teknolojik araçları kullanmak. Yapay zeka destekli not yazma araçları, akıllı klinik şablonlar ve otomasyon mesajlarıyla dokümantasyon süresini en aza indirmek hedeflenir.

S (Seek an Effective Approach): Bireysel ve ekip düzeyinde iş birliğini artırmak. Yoğun günlerde konsültasyon yükünü ekip içinde paylaşacak bir “takım ruhu” oluşturmak dayanıklılığı artırır.
T & L (Take Action and Lead): Liderlik rolleri üstlenerek ekip sınırlarını korumak, veriye dayalı planlamalar yapmak ve İH uzmanlarının haklarını savunmak.

E (Emphasize Your Role): İnfeksiyon hastalıkları hizmetlerinin, hastanede yatış süresini kısaltma ve yeniden yatışları önleme gibi hastane yönetimi için kritik olan katkılarını düzenli olarak vurgulamak.

Yazarlar ayrıca İH uzmanlarının kendilerini feda ederek tükenmelerine yol açan “tıbbi şehitlik” (medical martyrdom) kültüründen uzaklaşmaları gerektiği ve bu durumun panzehri olarak kişilere, pozitif bir bakış açısını korumayı ve her zorluğu bir öğrenme veya liderlik fırsatı olarak görmeyi önermektedir.
Sonuç olarak H.U.S.T.L.E. zihniyeti, İH uzmanlarının sadece hayatta kalmalarını değil, aynı zamanda mesleki özerkliklerini koruyarak işlerinden keyif almalarını amaçlayan bütünsel bir rehber olarak kabul edilebilir.

Bearman G, Nori P. H.U.S.T.L.E: a consult fitness guide for ınfectious diseases providers. Clin Infect Dis. 2025: ciaf672.

Makale İçin Tıklayınız

Subkutan Antibiyotik Uygulaması: Ne Zaman ve Nasıl?

Subkutan (SC) antibiyotik uygulaması, intravenöz (IV) tedaviye alternatif olarak özellikle seçilmiş hasta gruplarında giderek daha fazla gündeme gelen bir yaklaşımdır. Bu derleme, SC antibiyotik kullanımına ilişkin mevcut farmakokinetik/farmakodinamik (PK/PD) verileri, klinik deneyimleri, güvenlilik profili ve gelecekteki olası kullanım alanlarını kapsamlı biçimde ele almış. SC uygulama, venöz erişimin zor olduğu hastalarda, palyatif bakım sürecinde ve ayaktan parenteral antimikrobiyal tedavi (APAT) programlarında önemli avantajlar sunmaktaymış. Minimal invazif olması, kateter ilişkili infeksiyon ve tromboz risklerini azaltması, hasta konforunu artırması ve sağlık hizmeti kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlaması bu yöntemin öne çıkan özelliklerindenmiş. Özellikle zaman bağımlı etki gösteren antibiyotiklerde SC yol ile daha stabil serum konsantrasyonlarının elde edilebildiği gösterilmiş.

Farklı antibiyotik grupları açısından SC uygulama deneyimleri ayrıntılı biçimde incelenmiş. Sefalosporinler arasında en fazla çalışılan ajan seftriakson olup, özellikle Fransa’da yapılan çalışmalarda SC seftriaksonun etkinliğinin IV uygulamaya benzer olduğu ve yaşlı hastalarda iyi tolere edildiği bildirilmiş. Ertapenem, uzun yarı ömrü ve uygun farmakokinetik özellikleri nedeniyle SC kullanım açısından en umut verici karbapenem olarak öne çıkmış. Teikoplanin için de yeterli PK/PD verisi bulunmakla birlikte, yüksek dozlarda lokal komplikasyon riski nedeniyle dikkatli olunması önerilmiş. Buna karşılık aminoglikozidler, florokinolonlar ve vankomisin gibi ajanlar, doku toksisitesi ve öngörülemeyen farmakokinetik özellikleri nedeniyle SC uygulama için genellikle uygun kabul edilmemiş.

Sonuç olarak, SC antibiyotik uygulaması seçilmiş hastalarda etkili, güvenli ve hasta merkezli bir tedavi seçeneği sunmaktaymış. Antimikrobiyal yönetim programları kapsamında, uygun hasta ve ilaç seçimi ile bu yaklaşımın klinik pratiğe entegrasyonu, invazif girişimlerin azaltılmasına ve tedavi süreçlerinin iyileştirilmesine katkı sağlayabileceği belirtilmiş. Ancak standard rehberlerin oluşturulabilmesi için daha güçlü klinik kanıtlara ihtiyaç olduğu vurgulanmış.

Di Bella S, Geremia N, Pea F, et al. When and how to use subcutaneous antibiotics. Clin Infect Dis. 2026 Jan 20:ciaf691.

Makale İçin Tıklayınız

Mikroplastikler ve Nanoplastikler Viral Bulaşın Taşıyıcıları Olabilir mi? Viral Özellikler, İnfeksiyon Süreci, İmmün Yanıt ve Halk Sağlığına Etkiler

Sanayi Devrimi’nden bu yana plastiklerin yaygın kullanımı, önemli çevresel ve halk sağlığı sorunlarını beraberinde getirmiştir. Dayanıklılık, düşük maliyet ve üretim kolaylığı gibi avantajlarına karşın, plastiklerin çevrede birikimi ciddi düzeyde kirliliğe yol açmaktadır. SARS-CoV-2 pandemisi, özellikle tıbbi sarf malzemelerinde plastik kullanımını artırarak plastik atık krizini daha da derinleştirmiştir. Plastiklerin büyük bir bölümü geri dönüştürülmemekte, zaman içinde parçalanarak mikroplastik (MP)’lere ve nanoplastik (NP)’lere dönüşmekte, bu parçacıklar da ekosistemler ve insan sağlığı açısından kayda değer riskler oluşturmaktadır. MP ve NP’ler inhalasyon, oral alım veya cilt teması yoluyla vücuda girebilmekte; kan, dışkı ve akciğer sıvıları gibi biyolojik örneklerde saptanabilmektedir. Bu parçacıkların varlığı solunum sistemini, kardiyovasküler sistemi ve gastrointestinal sistemi etkileyen hastalıklarla, kanserle ve viral infeksiyonlarla ilişkilendirilmiştir.

Bu derleme, MP ve NP’lerin “plastisfer” olarak adlandırılan, mikrobiyal kolonizasyonu kolaylaştıran ve patojenler için rezervuar işlevi görebilen bir mikro-çevre oluşturarak infeksiyöz hastalıkların yayılımına nasıl katkıda bulunabileceğini ele almış. Özellikle MP/NP’lerin viral kalıcılık, infeksiyon dinamikleri ve immün yanıtın modülasyonu üzerindeki etkileri vurgulanmış. Önceki derlemelerin çoğu ağırlıkla toksikolojik veya mikrobiyolojik boyuta odaklanırken, bu çalışma çevresel, virolojik ve immünolojik kanıtları bütüncül biçimde bir araya getirerek MP/NP maruziyetinin virus–konak etkileşimlerini nasıl yeniden şekillendirebileceğini ortaya koymayı amaçlamış. Ayrıca MP/NP’lerin viral stabiliteyi nicel olarak ne ölçüde etkilediği ve immün sistemde hangi düzeyde bozulmaya yol açtığı gibi kritik bilgi boşluklarını tanımlayarak, gelecekteki deneysel ve epidemiyolojik çalışmalar için bir çerçeve sunmuş. Bu bütüncül yaklaşım, bilimsel bilgi birikimine katkı sağlamanın yanı sıra, atık yönetimi ve çevre politikalarının geliştirilmesine de zemin oluşturmayı hedeflemiş.

Mija C, Sberna G, Maggi F. Microplastics and nanoplastics as carriers for viral transmission: effects on viral properties, infection, immune response, and public health. Rev Med Virol. 2026; 36 (1): e70106.

Makale İçin Tıklayınız

Kandidemide Oftalmolojik Değerlendirme ve Klinik Sonuçlar: Yedi Yıllık Retrospektif Çok Merkezli Kohort Çalışması

Oküler kandidiyazis (OK), kandideminin bilinen bir komplikasyonudur, ancak fundoskopik taramayla ilgili kılavuzlar tutarsızdır. Bu çalışmada görme semptomlarına bakılmaksızın fundoskopi yapılan kandidemi hastalarında OK sıklığı belirlenmiş ve antifungal tedavi seçimi ve süresi üzerindeki etkisi araştırılmış. Hollanda’da iki üçüncü basamak hastanede, Ocak 2018-Aralık 2024 tarihleri arasında en az bir şişe kan kültüründe kandida üremesi olan yetişkin hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiş. Toplam 402 hastanın 307 (%76.4)’sine fundoskopi yapılmış ve 307 hastanın 15 (%4.9)’ine OK tanısı konmuş; bunların 12’sinde olası korioretinit (%3.9) ve 3’ünde olası endoftalmi (%1.0) tespit edilmiş.

OK tanılı 15 hastanın 9 (%60)’u asemptomatik iken 15 hastanın tümünde fundoskopik bulgular tedavide değişiklik yapılmasına neden olmuş. Bu değişiklikler, tedavinin uzatılması (n=15), azol ilavesi (n=7) veya azole geçiş (n=4), intravitreal antifungal injeksiyonların (n=2) uygulanması şeklindeymiş. Hastaların %20’sinde (n=3) kalıcı görme bozukluğu gelişmiş ve bu hastaların tümü başlangıçta semptomatikmiş. Oküler kandidiyazis, kandideminin nadir görülen ancak klinik olarak kalıcı görme kaybının gelişebileceği önemli bir komplikasyonu olarak belirtilmiş. Fundoskopik bulguların, tedavi kararlarında yol gösterici olarak kullanılabileceği vurgulanmış.

Lamberink H, Ortega SA, Schellekens IM, et al. Ophthalmologic evaluation and clinical outcome in candidemia: a seven-year retrospective multicenter cohort study. Open Forum Infect Dis. 22 Ocak 2026.

Makale İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr