Geniş spektrumlu beta-laktamaz (ESBL) üreten patojenlerin sıklığının artması, pyelonefrit tedavisinde önemli bir zorluk olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde bir eğitim ve araştırma hastanesinde Ekim 2022 ve Şubat 2024 tarihleri arasında yapılan bu prospektif çalışmada hastanede yatan pyelonefritli hastalarda ESBL üreten ajanların sıklığının, ilişkili risk faktörlerinin ve ampirik antimikrobiyal tedavinin uygunluğunun değerlendirilmesi amaçlanmış.
Toplam 204 hastanın 180’inde etken olarak Escherichia coli (n=142) ve Klebsiella spp. (n=43) izole edilmiş. ESBL pozitifliği 95 hastada (%52.7) saptanmış. Çok değişkenli analizlerde erkek cinsiyet (p=0.038) ve bir aydan daha uzun süre önce hastaneye yatış öyküsü (p=0.016) ESBL pozitifliği için bağımsız risk faktörleri olarak belirlenmiş. ESBL üretimi uzamış hastanede kalış ile ilişkili bulunmazken, bakteriyemi varlığı yatış süresini anlamlı şekilde artırmış (p<0.001). ESBL pozitif grupta antimikrobiyal duyarlılık oranlarının belirgin şekilde daha düşük olduğu ve ampirik tedavi uygunluğunun anlamlı derecede azaldığı gösterilmiş. Piperasilin–tazobaktam, yüksek direnç oranları ve gereksiz geniş spektrum kullanımı nedeniyle en sık uygunsuz ampirik ajan olarak saptanmış.
Sonuç olarak, hastaneye yatırılan piyelonefrit olgularında ESBL oranlarının %50’nin üzerine çıkması, ampirik tedavi öncesinde ESBL risk faktörlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermiş.
Gelişigüzel G, Altun Demircan Ş, Aysin M, et al. Prospective evaluation of ESBL risk factors and appropriateness of empirical therapy in hospitalized patients with community-onset pyelonephritis. Antibiotics (Basel). 2026; 15 (2): 229.