“Okul için değil, yaşam için öğren” demiş Seneca MS 65‘te Lucilius’a yazdığı 124 mektubun birinde. Yaşamının son anlarında hayatının belki de en özel ve anlamlı dersini ince bir alayla, yalın bir anlatımla aktarmış.
Tarihe eleştirel bir metin olarak geçmiş bu sözler yazıldığında derin bir etki yaratacağı akla gelir miydi bilinmez 19. yy‘da Bulgaristan ve Almanya‘da kullanımı yaygınlaşan bu öğreti bugün dünya genelinde bir slogan ve motivasyon kaynağıdır. Düşündükçe ve yaşadıkça daha derin çağrışımlar uyandırıyor, bir anahtar gibi kazınıyor zihne. Ezbercilikten uzaklaştırıyor, bilgiyi ve deneyimi gerçek yaşama aktarma şevki uyandırıyor. Sonra “Dur!!! Bir an için bugüne kadarki alışkanlıklarını bir kenara koy, kendini dinle ve yansıt içindekini dışarıya özgürce. Bildiklerini ve öğrendiklerini yalnız ve çıplak bırak. Boyunu aşan dalgalara karşı kulaç atmaktan vazgeç ve atla içine. Çünkü sen bunu biliyorsun, inan kendine” diyorsun. Tüm benliğini şimdiye kadar tatmadığın bir duygu kaplıyor.
İşte!!! Tam da bu yüzden okul için, okumak için, sonuna gelebilmek ve bayrağı kapmak için değil, yaşamak için, yaşatmak için ve yaşam boyu öğreniyoruz. İlk günkü kadar taze bir aşkla, heyecanla, tutkuyla.
KLİMİK 2015‘e hoş geldiniz…