Ülkemizde kandidemiye ilişkin epidemiyolojik veriler, özellikle kandideminin ampirik tedavisine ve antifungal yönetimi uygulamalarına katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, bir üniversite hastanesinde dokuz yıl süreyle kan kültüründe üreyen 541 Candida izolatı incelenmiş, Candida türlerinin dağılımı ve antifungal duyarlılık paternleri değerlendirilmiş. Ayrıca COVID-19 öncesi dönem ile COVID-19 ve sonrası dönem karşılaştırılarak tür dağılımında zamanla değişiklik olup olmadığı incelenmiş.
Kandidemi olan 541 izolatta en sık saptanan tür C. albicans olup toplam izolatların %39’unu oluşturmuş. Diğer izolatlar sırasıyla %29 ile C. parapsilosis, %7 ile C. glabrata, %7 ile C. tropicalis ve %2 ile C. krusei olarak bulunmuş. Diğer nadir ve kriptik türler toplam izolatların %16’sını oluşturmuş. Bu grup içinde C. auris (n=9) ve C. haemulonii gibi klinik açıdan önemli türler de saptanmış. COVID sonrası dönemde ise tür dağılımında C. glabrata, C. tropicalis ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmasa da C. auris yönünde artış eğilimi göstermiş. Antifungal duyarlılık sonuçları ise, özellikle non-albicans Candida türlerinde önemli direnç eğilimleri olduğunu göstermiş. En dikkat çekici bulgulardan biri, çok ilaca dirençli C. auris izolatlarının saptanmasıymış.
Sonuç olarak ülkemizde kandidemi etkenlerinin dağılımında zaman içinde non-albicans Candida türlerinde bir artış eğilimi olduğu ve azol direncinin önemli bir sorun haline geldiği görülmüş. Tedavide yalnızca ampirik yaklaşımın yeterli olmadığını; tür düzeyinde doğru tanı, düzenli antifungal duyarlılık testi, yerel sürveyans verileri ve güçlü antifungal stewardship programlarının gerekli olduğu vurgulanmış.
Yazgan Z, Aygün G. Trends in candidemia and antifungal resistance: a nine-year single-center study in Turkey. BMC Infect Dis. 7 Mart 2026.
Makale İçin Tıklayınız