Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
24
Mart
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Bugün 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü

Robert Koch tarafından M. tuberculosis basilinin keşfedildiği ve hastalığın teşhis ve tedavisinin yolunu açan 24 Mart 1882 gününe ithafen her yıl 24 Mart ‘‘Dünya Tüberküloz Günü” olarak anılmaktadır.

Tüberküloz tüm dünyada ilk on ölüm sebebi arasında yer almaktadır ve küresel bir halk sağlığı sorunudur.

Tüberkülozsuz bir dünya için bizler de ulusal ve küresel ölçekte Tüberkülozu Bitirme Stratejisi (End TB)’ni destekliyoruz.

KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Bilginin İzinde: Genç Hekimler Soruyor – İngiltere’de Neler Oluyor? (Instagram Canlı Yayını, 24 Mart 2026)

24 Mart 2026 Salı günü 12.45-13.15 saatleri arasında Instagram @klimik derneği hesabında yapılacak canlı yayın sohbetine tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz.

Konuşmacılar:

Prof. Dr. Esin ŞENOL
Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Uzm. Dr. Eda ALP
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

VI. KLİMİK Ankara Günleri: Kılavuzlar Ne Diyor? Biz Ne Yapıyoruz? Toplantısı (25 Mart 2026, Ankara)

Derneğimizin 2025-2026 dönemi aylık bilimsel toplantıları “VI. KLİMİK Ankara Günleri Toplantısı: Kılavuzlar Ne Diyor? Biz Ne Yapıyoruz?” ile devam ediyor. 25 Mart 2026 Çarşamba günü, 17.00-19.00 saatleri arasında İbni Sina Hastanesi, Hasan Ali Yücel Toplantı Salonu’nda yapılacak olan toplantıya tüm üyelerimizi bekliyoruz.

Saygılarımızla.

KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Program İçin Tıklayınız

Yarasalardan Kaynaklanan Zoonotik Yayılımı Önlemek İçin Yeni Bir Strateji: Ekolojik Aşılama

Yarasalar, zoonotik patojenler için kritik rezervuarlar olmalarının yanı sıra temel ekolojik roller üstlenmektedirler. Memeli türlerinin yaklaşık %22’sini temsil eden yarasalar; koronaviruslar, rabdoviruslar ve paramiksoviruslar dahil olmak üzere çok çeşitli zoonotik virusların doğal konakçısıdır. Eşsiz fizyolojik ve immünolojik özellikleri, klinik semptomlar göstermeden patojenleri barındırmalarına olanak tanıyarak onları infeksiyon hastalıklarının ortaya çıkmasında kritik oyuncular haline getirmektedir.

Araştırmacılar, yarasa popülasyonlarına zarar vermeden yayılım risklerini azaltmak amacıyla rekombinant veziküler stomatit virusu (rVSV) tabanlı aşılar kullanarak çok yollu bir aşılama stratejisi geliştirmişler. Bu kapsamda aşı taşıyan sivrisineklerin, kemirgen ve yarasa modellerinde koruma sağlayan rVSV tabanlı kuduz ve Nipah aşılarını ilettikleri gözlenmiş. Simüle edilmiş doğal koşullar altında, aşı taşıyan sivrisineklerle bir arada yaşamanın yarasalarda güçlü bağışıklık yanıtları uyandırdığı ve bunun laboratuvar ortamlarının ötesinde uygulanabilirliğini desteklediği saptanmış. Tamamlayıcı bir yaklaşım olarak, yarasaların mineral arama davranışından yararlanan tuzlu su tuzaklarının, oral aşılama yoluyla benzer bağışıklık koruması sağladığı bildirilmiş.

Sonuç olarak bu bulgular, yabani yarasaları bağışıklamak için esnek ve ekoloji odaklı bir aşılama platformu sunmuş. Yarasalara zarar vermeden zoonotik yayılım riskini azaltmak için ölçeklenebilir bir strateji ortaya koymuş.

Li H, Yuan F, Yao Y, et al. Ecological vaccination: A strategy to prevent zoonotic spillover from bats. Sci Adv. 2026;12 (11): eaec0269.

Makale İçin Tıklayınız

TYPHIBEV® (Vi-CRM197 Konjuge) Aşısının Nepal’de Gerçek Yaşam Etkinliği

Tifo, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmekte, bu nedenle yeni konjuge tifo aşılarının saha koşullarındaki koruyuculuğunun gösterilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, Nepal’de ulusal düzeyde uygulanmaya başlanan TYPHIBEV® tifo konjuge aşısının gerçek yaşam koşullarındaki etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamış.

Nepal, bu aşıyı önce 8 Nisan–1 Mayıs 2022 tarihleri arasında 15 ay ile 15 yaş arasındaki çocuklara yönelik ulusal yakalama kampanyası ile uygulamış, ardından 1 Haziran 2022 itibarıyla 15 aylık çocuklara rutin bağışıklama programı kapsamında vermeye başlamış. Çalışma dönemi 1 Ekim 2022 ile 31 Aralık 2024 arasını kapsamış. Bu süre içinde kan kültüründe üreme saptanan 40 vaka ve 113 kontrol incelenmiş. Aşılama durumu incelendiğinde, vakalar ile kontroller arasında belirgin bir fark bulunmuş. Çalışmada aşının %89 oranında etkin olduğu bulunmuş. Bulgular ayrıca aşının farklı alt gruplarda da etkili olduğunu, ancak beş yaş altındaki çocuklarda koruyuculuğun bir miktar daha düşük olabileceğini düşündürmüş. Buna rağmen koruyuculuk güçlü bulunmuş ve sonuçların, diğer tifo konjuge aşılarıyla elde edilen verilerle uyumlu olduğu belirtilmiş. Çalışma, özellikle tifo yükünün yüksek olduğu ülkelerde ulusal bağışıklama programlarına tifo konjuge aşılarının dahil edilmesini destekleyen önemli bir kanıt sunmuş.

Tamrakar D, Shahi SB, Jung E, et al. Effectiveness of the TYPHIBEV® (Vi-CRM197 conjugate) vaccine introduction in Nepal: a test-negative, case-control study. J Infect. 2026; 92 (4): 106719.

Makale İçin Tıklayınız

Türkiye’de Kandidemi ve Antifungal Direnç Eğilimleri: Dokuz Yıllık Tek Merkezli Bir Çalışma

Ülkemizde kandidemiye ilişkin epidemiyolojik veriler, özellikle kandideminin ampirik tedavisine ve antifungal yönetimi uygulamalarına katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, bir üniversite hastanesinde dokuz yıl süreyle  kan kültüründe üreyen 541 Candida izolatı incelenmiş, Candida türlerinin dağılımı ve antifungal duyarlılık paternleri değerlendirilmiş. Ayrıca COVID-19 öncesi dönem ile COVID-19 ve sonrası dönem karşılaştırılarak tür dağılımında zamanla değişiklik olup olmadığı incelenmiş.

Kandidemi olan 541 izolatta en sık saptanan tür C. albicans olup toplam izolatların %39’unu oluşturmuş. Diğer izolatlar sırasıyla %29 ile C. parapsilosis, %7 ile C. glabrata, %7 ile C. tropicalis ve %2 ile C. krusei olarak bulunmuş. Diğer nadir ve kriptik türler toplam izolatların %16’sını oluşturmuş. Bu grup içinde C. auris (n=9) ve C. haemulonii gibi klinik açıdan önemli türler de saptanmış. COVID sonrası dönemde ise tür dağılımında C. glabrata, C. tropicalis ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmasa da C. auris yönünde artış eğilimi göstermiş. Antifungal duyarlılık sonuçları ise, özellikle non-albicans Candida türlerinde önemli direnç eğilimleri olduğunu göstermiş. En dikkat çekici bulgulardan biri, çok ilaca dirençli C. auris izolatlarının saptanmasıymış.

Sonuç olarak ülkemizde kandidemi etkenlerinin dağılımında zaman içinde non-albicans Candida türlerinde bir artış eğilimi olduğu ve azol direncinin önemli bir sorun haline geldiği görülmüş. Tedavide yalnızca ampirik yaklaşımın yeterli olmadığını; tür düzeyinde doğru tanı, düzenli antifungal duyarlılık testi, yerel sürveyans verileri ve güçlü antifungal stewardship programlarının gerekli olduğu vurgulanmış.

Yazgan Z, Aygün G. Trends in candidemia and antifungal resistance: a nine-year single-center study in Turkey. BMC Infect Dis. 7 Mart 2026.

Makale İçin Tıklayınız

Amerika Birleşik Devletleri’nde İnsan ve Evcil Hayvan Kaynaklı Karbapenemaz Üreten Enterobacterales Türlerinin Genetik Olarak Benzer Yüksek Riskli Suşları

Bu çalışmada, Amerika Birleşik Devletleri’nde insanlardan ve evcil hayvanlardan izole edilen karbapenemaz üreten karbapeneme dirençli Enterobacterales (CP-CRE) suşları arasındaki genetik ilişki incelenmiş ve bu etkenlerin insan-hayvan arasında olası geçiş potansiyeli değerlendirilmiş.

Çalışmada, NCBI Pathogen Detection veritabanı kullanılarak köpek, kedi ve insan kaynaklı CP-CRE izolatları taranmış. Beş majör karbapenemaz ailesinden herhangi birini taşıyan izolatlar değerlendirmeye alınmış. İnsan ve evcil hayvan kaynaklı izolatların aynı kümelerde yer alıp almadığını belirlemek amacıyla 25’ten az alel farkı gösteren kümeler ‘Tek Sağlık kümeleri’ olarak tanımlanmış. Genetik benzerlik analizi için tür tayini, sekans tipleri ve çekirdek genom çok lokuslu dizi tiplemesi (cgMLST) analizleri yapılmış. Ayrıca izolata ait epidemiyolojik veriler, örnek türü ve coğrafi dağılım bilgileri de incelenmiş. Sonuçta evcil hayvanlardan elde edilen 246 CP-CRE izolatı çalışmaya dahil edilmiş. Bunların %69’unun insan izolatlarıyla birlikte 11 Tek Sağlık kümesi içinde yer aldığı görülmüş. Bu kümelerde toplam 562 izolat bulunmuş olup, bunların 393’ü insan, 169’u evcil hayvan kaynaklı olarak belirlenmiş.

En sık saptanan tür Escherichia coli olmuş, bunu Enterobacter cloacae ve Klebsiella pneumoniae izlemiş. Tüm kümelerdeki izolatlarda NDM ailesi karbapenemazlar saptanmış. Genetik analizlerde, insan ve evcil hayvan kaynaklı yakın izolatların önemli bir kısmının aynı coğrafi bölgede bulunması, insan ve evcil hayvanlar arasında ortak dolaşım veya geçiş olasılığını desteklemiş. Evcil hayvan izolatlarının çoğunun kolonizasyon taramaları sırasında saptanmış olması, hayvanların asemptomatik taşıyıcı olabileceğini ve evcil hayvanların önemli rezervuar olabileceğini düşündürmüş. Sonuç olarak, CP-CRE’nin kontrolü için yalnızca insan sağlığına odaklanan yaklaşımların yeterli olmadığı; veteriner sağlık hizmetleri, infeksiyon kontrol önlemleri ve Tek Sağlık temelli iş birliği stratejilerinin birlikte uygulanması gerektiği vurgulanmış.

Xiaoli L, James AE, Stahl AL, et al. Genetically similar high-risk strains of carbapenemase-producing Enterobacterales in humans and companion animals, United States. Emerg Infect Dis. 2026; 32 (3): 341-8.

Makale İçin Tıklayınız

Acinetobacter baumannii ve Klebsiella pneumoniae İnfeksiyonlarında Eravasiklin Tedavisinin Gerçek Yaşam Verileriyle Değerlendirilmesi

Bu çalışma Acinetobacter baumannii ve Klebsiella pneumoniae infeksiyonlarında özellikle karbapeneme dirençli suşlarda eravasiklin (ERV) tedavisinin değerlendirilmesini amaçlamış.

Çin’de bir yıllık veriler incelenerek 1796 erişkin hasta çalışmaya dahil edilmiş. Hastaların 1214’ünde A. baumannii, 582’sinde K. pneumoniae infeksiyonu varmış. Hastalar çoğunlukla ağır klinik özelliklere sahip olup önemli bir kısmı yoğun bakımda, mekanik ventilasyon almakta ya da hematolojik komorbiditeler taşımaktaymış. En sık infeksiyon tipi pnömoni olup, sırasıyla intraabdominal infeksiyonlar ve kan dolaşımı infeksiyonları izliyormuş. Mikrobiyolojik olarak ERV duyarlılığı %96 bulunmuş. Karbapeneme dirençli suşlarda bu oran %98’miş. Özellikle tigesiklin dirençli bazı izolatların da ERV’ye duyarlı kalması, ERV’nin zor tedavi edilen infeksiyonlarda alternatif bir seçenek olabileceğini düşündürmüş. Tedavi başarı oranı %82.6, mikrobiyolojik eradikasyon oranı %76.1, birinci ay infeksiyon kür oranı ise %83.6 olarak bildirilmiş. En iyi sonuçlar pnömoni ve akciğer apsesinde görülürken, kan dolaşımı infeksiyonları ve santral sinir sistemi infeksiyonlarında başarı oranları daha düşük (%70), mortalite oranları ise daha yüksek bulunmuş. Çok değişkenli analizde, tedavi sırasında yüksek seyreden CRP düzeyleri, kan dolaşımı infeksiyonu, sepsis, santral venöz kateterizasyon ve bazı invazif girişimler tedavi başarısızlığı ile bağımsız ilişkili bulunmuş.

Bu bulgu, sadece antibiyotik seçiminin değil, hastanın genel klinik ağırlığının ve inflamatuvar yanıtının da sonuçlar üzerinde belirleyici olduğunu göstermiş. Monoterapiyle kombinasyon tedavisi arasında belirgin bir klinik fark olmaması ERV’nin monoterapide tek başına bir ilaç olabileceğini desteklemiş. İlaç güvenliği incelendiğinde yan etki oranının düşük olduğu bildirilmiş. Sonuç olarak karbapenem dirençli A. baumannii ve K. pneumoniae suşlarında eravasiklin yeni bir tedavi seçeneği olarak öne çıkan bir ajan olarak vurgulanmış.

Li Y, Yi Q, Zhou M, Lu M, Xu Y. Real-world effectiveness and predictors of treatment failure for eravacycline in patients with Acinetobacter baumannii or Klebsiella pneumoniae infections: a multicenter retrospective analysis. Front Cell Infect Microbiol. 2026; 16: 1746200.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den haberler

“Observership” ilkbahar çağrısı yapıldı. 17 Nisan’a kadar başvuru yapabilirsiniz.

Bağlantı İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr