Sadece kendi alanımızdan değil, klinik branşlardaki hemen hemen tüm uzman ve öğretim üyesi meslektaşlarımdan son zamanlarda çok sık duyduğum bir soru var; “Türkiye’de çok fazla toplantı yapılıyor!”. Bu soruyla özellikle kastedilen “adı var kendisi yok” derneklerin organize ettikleri ilaç firmalarının destekledikleri “bilimsel” toplantılar. Bu toplantılar neye yarıyor? Atıf sayısı bakımından, öncelikle yayınlarda ciddi nitelik sorunları olduğunu düşündürecek ölçüde bir gerileme içinde olduğumuza ve bilimsel yayın üretiminde ilk kez İran’ın gerisine düştüğümüze bakılırsa, son yıllarda artan bilimsel toplantıların bilimsel üretimi artırdığını söyleyemeyiz. Hatta neredeyse ters orantı var.
Dernek, Türkçe’de derlenmek, toplanmaktan köken alan bir sözcük. Peki, bir uzmanlık alanında birden çok derlenme odağı olur mu? Bu durum “dernek” sözcüğünün anlamına ters değil mi?
Ne için derleneceğiz? Mesleksel sorunlarımızı çözmek, meslekte kaliteyi yükseltmek, bilimsel düzeyimizi geliştirmek, çağdaş medeniyetler düzeyini yakalamak gibi hedefler için, değil mi?
Eğer hedef buysa, çağdaş Batı ülkelerinde olduğu gibi derlenmek için bir çatının yetmesi gerekir. Ama eğer “küçük olsun benim olsun” ya da “benim güzel egom”, “kendi çıkarım” denirse, o zaman kurulsun yeni dernekler. Egosunu yeterince büyük gören her bir kişi kendi etrafına çit örerek hakimiyetini ilan edebilir, bu çitin içinde “ağa” ya da “sultan” olabilir. “Çitleme sendromu” olarak adlandıracağımız bu durum Ortadoğu hastalığı sanılsa da belirli bir coğrafyayla sınırlı değildir.
Arka planında bu tür çitlenmiş derneklerin olduğu toplantılardan söz ediyoruz. Meslektaşlarımızın önemli bir kesimi arkadaki derneğe değil de, vitrindeki toplantıya bakıyorlar. Belki de işin mutfağına bakmayı mahrem sayıyorlar veya çekiniyorlar. Oysa, bilimsel yaklaşım, görünenin arkasına bakabilmek, iç yüzünü anlamak değil mi?
İyi güzel ama, bu tür dernekleri ve toplantılarını gerçeklerinden nasıl ayıracağız? Bunun için de bir rehber olmalı. Bu rehber için, bilimsel, finansal ve kurumsal olmak üzere üç ana başlık ileri sürülebilir.
1.Bilimsel
a.Toplantı bilimsel açıdan doyurucu muydu? Yeni şeyler öğrendiniz mi?
b.Toplantı motive edici miydi? Bilimsel çalışmalar için motive oldunuz mu? Lütfen, bu durumu kısa bir hava değişiminin hoş ve dinlendirici etkisiyle karıştırmayınız. Malum, tatil amaçlı gidilen toplantılar da var.
c.Ufuk açıcı mıydı? Yeni bir perspektif, farklı bir bakış açısı kazandınız mı? Daha önce aklınıza gelmeyen bir başka yön ve açı keşfettiniz mi?
d.Yeni ve daha önce hiç tanımadığınız değerli bilim insanlarıyla tanışma imkanı oldu mu?
e.Böyle bir toplantıya “olsa yine giderim” diyebiliyor musunuz?
f.Tüm bunların, sağlaması olarak, çalışma ortamına ulaştığınızda yukarıda sıralanan maddeleri coşkuyla anlatabiliyor musunuz?
2.Finansal
a.Bu toplantıdan elde edilen gelirler nasıl toplanıyor? Değirmenin suyu nereden geliyor?
b.Toplanan gelirler nereye gidiyor? Nasıl kullanılıyor?
c.Kazanılan para bilimsel ve mesleksel faaliyetlere geri dönecek mi? Bu dönüşüm nasıl sağlanacak?
3.Kurumsal
a.Katıldığınız toplantıyı organize eden derneğin adını, amaçlarını ve kuruluş gerekçesini biliyor musunuz?
b.Bu derneğin kaç üyesi var? Genel Kurul toplantısını üyelerine açık olarak yapıyor mu?
c.Yönetim Kurulu düzenli olarak toplanıyor mu? Ne gibi kararlar alıyor? Yoksa sadece bir turizm acentesi olarak mı çalışıyor?
d.Bu kurul üyeleri nasıl seçiliyor? Siz de isteseniz bu kurullarda çalışabilir misiniz?
Burada yer alan maddeler Dernekler Kanunu’yla zaten belirlenmiştir, diyebilirsiniz ama unutmayınız ki hukuksal düzenlemeler bir yere kadar önemlidir. Bir toplumun gelişmesinde, o toplumu oluşturan toplulukların ortaya koydukları değerler çok önemli rol oynarlar. Özellikle hekimlerin yarattığı modeller, değerler bizim toplumumuzda hep örnek alınmış, model olmuştur. Toplumun rol modelleri olarak gördüğüm siz üyelerimize yönelttiğim sorular düşünmeyi, tartışmayı ve iletişimi başlatmak içindir. Görüşlerinize ihtiyacımız var. Cumhuriyetimiz’in kurucusunun söylediği gibi, “Hayatta en önemli rehber bilimdir, fendir”.
İyi bir hafta dilerim.