Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
21
Nisan
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

40. Yıl Kongremize Davetlisiniz!

KLİMİK Derneği kuruluşunun 40. yılını 29 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya‘da yapılacak olan 40. yıla yakışacak bir bilimsel şölen, 26. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Kongresi (KLİMİK 2026) ile kutluyor.

Kongremizin siz değerli üyelerimizin katılım ve katkılarıyla zenginleşeceğine inanıyor, gücünü siz değerli üyelerimizden alan derneğimizin haklı gururunu ve çoşkusunu hep beraber kutlamaya davet ediyoruz.

Bilimin ışığında, sağlıkla, bilimle ve emekle geçen 40 yılımız kutlu olsun!

KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Klebsiella pneumoniae’ye Karşı Meropenem ve Fosfomisin: Farmakometrik Bir Yaklaşımla Kombinasyon Eşik Değerinin Belirlenmesi

Bu çalışmada araştırmacılar, farmakometrik analiz yoluyla meropenem ve fosfomisin kombinasyonlarının çoklu ilaca dirençli Klebsiella pneumoniae’ye karşı antibakteriyel etkilerini ve farmakodinamik etkileşimlerini nicel olarak belirlemek ve kombine klinik eşik değerleri için kanıta dayalı bir gerekçe sunmayı amaçlamışlar.

Meropenem ve fosfomisin için insan farmakokinetiğini taklit eden dinamik in vitro infeksiyon modeli deneylerinden elde edilen, K. pneumoniae’nin (KPC, NDM, OXA-48, VIM, CTX-M, SHV vb. genleri taşıyan) 12 klinik suşuna ait in vitro veriler, farmakodinamik modelleme kullanılarak analiz edilmiş. Dokuz monoterapi ve kombinasyon doz rejimi (8 saatte bir 2 g intravenöz meropenem; intravenöz fosfomisin 6–24 g toplam günlük doz her 6 saatte bir, her 8 saatte bir veya sürekli infüzyon) değerlendirilmiş ve geniş meropenem ve fosfomisin minimal inhibitör konsantrasyonu (MİK) aralıklarında her bir doz rejimi için hedefe ulaşma olasılığı (PTA) (bakteriyostaz, 24 saat sonra 1-log ve 2-log öldürme) hesaplanmış.

Meropenem ve fosfomisin monoterapileri, yalnızca düşük MİK değerlerinde (meropenem için ≤4 mg/L, fosfomisin için ≤4 mg/L) %90 ve üzeri PTA oranına ulaşmış. Buna karşılık, kombinasyon tedavisi, düşük doz rejimleri kullanılarak 32 mg/L’ye (meropenem) ve 512 mg/L’ye (fosfomisin) kadar olan MİK’lerde bakteriyostaz için ve 32 mg/L ile 256 mg/L’de 1 log öldürme için %90 ve üzeri PTA sağlamış (meropenem 2 g + fosfomisin 2 g, 8 saatte bir). Yüksek doz kombinasyonlarında (meropenem 2 g + fosfomisin 8 g, 8 saatte bir), daha da yüksek MİK’lerde 1 log ve 2 log öldürme için %90’ın üzerinde PTA elde edilmiş.

Bu çalışmada, meropenem-fosfomisin kombinasyon tedavisinin çoklu ilaca dirençli K. pneumoniae suşlarına karşı güçlü bir sinerji sağladığı ve monoterapiye kıyasla ulaşılabilir klinik eşik değerlerini genişlettiği gösterilmiş. Bu bulgularla, meropenem ile kombinasyon halinde fosfomisin eşik değerinin yeniden uygulanması için kanıt sunduğu ve şiddetli infeksiyonu olan hastalarda önerilen doz rejimlerinin daha kapsamlı klinik doğrulamasını desteklediği belirlenmiş.

Farooq A, Martens M, Attwood MLG, Nordmann P, MacGowan A, Wicha SG. Meropenem and fosfomycin against Klebsiella pneumoniae: Towards a combination breakpoint using a pharmacometric approach. Clin Microbiol Infect. 2026: S1198-743X(26)00102-3.

Makale İçin Tıklayınız

İnfektif Endokarditte Oral Antibiyotik Kullanımını Genişletmeli miyiz? ENDO-ORAL Çalışması

Özenle seçilmiş hastalarda infektif endokardit (İE) tedavisi için oral tedaviye geçiş bir seçenek haline gelmiştir. Bu çalışma, POET çalışmasının sonuçlarına dayanan mevcut kılavuzlara göre uygun bulunmayacak hastaları da içeren gerçek yaşam koşullarında bu tedavinin etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamış.

Ocak 2016 ile Aralık 2023 tarihleri arasında Fransa’daki iki üçüncü basamak sağlık merkezinde İE nedeniyle tedavi gören tüm yetişkinler, retrospektif kohort çalışmasına dahil edilmiş. Her katılımcı için klinik, mikrobiyolojik ve tedavi verileri retrospektif olarak toplanmış. En az 10 gün süreyle etkili antibiyotik tedavisi alan hastalar çalışmaya dahil edilmiş ve uygulama yoluna göre (sadece intravenöz veya oral tedaviye geçişle birlikte) sınıflandırılmış. POET çalışmasına uygun olmayan hastalar, POET çalışmasına katılma kriterlerini karşılamayan hastalarmış. Tedavi başarısızlığı (ilk antibiyotik kürünün tamamlanmasından sonraki 3 ay içinde ölüm, nüks veya baskılayıcı tedaviye ihtiyaç duyulması), eğilim skoru analizi kullanılarak değerlendirilmiş; bu analizde oral tedaviye geçiş, zamana bağlı bir değişken olarak ele alınmış.

Çalışmaya 333 katılımcı dahil edilmiş (233’ü intravenöz grupta, 100’ü oral grupta). Eğilim skoru kullanılarak düzeltme yapıldıktan sonra gruplar arasında tedavi başarısızlığı açısından anlamlı bir fark gözlemlenmemiş (HR: 0.55; oral tedaviye geçiş lehine, %95 GA: 0.27–1.17). Sonuçlar, katılımcıların %44,7’sini oluşturan POET kriterlerine uymayan alt grupta da benzermiş. Hastane dışında hayatta kalınan gün sayısı oral grupta anlamlı olarak daha yüksekmiş (59 gün karşı 47 gün, p=0.001).

Sonuç olarak oral tedaviye geçişin, İE tedavisinde “geleneksel” sınırların ötesinde uygun bir seçenek olduğu ve potansiyel doğrudan ve dolaylı faydalar sunduğu yönünde yorumlanmış.

Rallet B, Pouy R, Coutureau C, et al. Should we extend the use of oral antibiotics in infective endocarditis? The ENDO-ORAL study. Clin Infect Dis. 2026; 82 (3): e462-e470.

Makale İçin Tıklayınız

Klinik Ortamlarda Biyoaerosollere Maruz Kalma Riski: Bronkoskopi

Sağlık çalışanları mesleki infeksiyon riskiyle karşı karşıyadır. Bronkoskopi gibi işlemler çeşitli mikroorganizmalar içeren aerosoller oluşturarak bu riski daha da artırmaktadır. Bu çalışmada mesleki maruziyeti değerlendirmek amacıyla bronkoskopi sırasında biyoaerosol konsantrasyonları ölçülmüş.

Aerosol örnekleri, iki hastanede rutin bronkoskopi işlemleri sırasında, sağlık çalışanlarının giysilerine takılan kuvars filtreli kişisel örnekleyiciler kullanılarak toplanmış. Örnekler çeşitli besiyerlerinde kültürlenmiş; bakteri kolonileri 16S rDNA dizilemesi, mantar kolonileri ise ITS1-2 bölgesi dizilemesi yoluyla tanımlanmış. Solunum virusları (SARS-CoV-2, influenza A/B, RSV) RT-PCR yöntemi ile tespit edilmiş.

Yedi örnek işlem öncesinde, 32 örnek bronkoskopi sırasında ve beş örnek de hastalar arasında olmak üzere toplam 44 aerosol örneği toplanmış. Bronkoskopi sırasında alınan örneklerden 287 mikrobiyal koloni izole edilmiş. En yaygın bakteri cinsleri Micrococcus, Staphylococcus ve Bacillus iken, mantar cinsleri arasında Aspergillus, Talaromyces ve Cladosporium yer almış. Staphylococcus aureus, Kocuria rosea ve Kroppenstedtia pulmonis gibi potansiyel olarak patojenik türlerin yanı sıra bazı patojenik mantarlar da tespit edilmiş. Ayrıca, daha önce şüphelenilmeyen toplam sekiz adet SARS-CoV-2 pozitif numune de tespit edilmiş. Koruyucu ekipman kullanmadan girişim yapan bir hekimin, tipik bir prosedür sırasında yaklaşık 98.94 CFU/m3’e maruz kalabileceği tahmin edilmiş.

Sonuç olarak bronkoskopinin, ağız, burun ve akciğer mikrobiyotasından kaynaklanan mikroorganizmaların yanı sıra potansiyel patojenleri de içeren aerosoller oluşturduğu, bu aerosollerin sağlık çalışanları tarafından solunabildiği ve mesleki infeksiyon riski oluşturduğu belirtilmiş.

Gómez-Sánchez N, Alcalde L, Sancho-Chust JN, et al. Risk of exposure to bioaerosols in clinical environments: bronchoscopy. Am J Infect Control. 2026; 54 (5): 559-64.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler

Münih’te düzenlenen ESCMID Global 2026’ya 257 bildiriyle katkı sağlayarak Türkiye dünya genelinde 9. sırada yer almıştır.  Sıralama şöyledir: İspanya, Birleşik Krallık, İtalya, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Hindistan, Fransa, Çin, Türkiye, Hollanda, Brezilya, İsviçre.

Başarımızın artarak devam etmesi dileğiyle

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr