Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
10
Mart
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Bilginin İzinde: Genç Hekimler Soruyor – Kadaverik Donör Bakım Rehberi Bize Neler Söylüyor? (Instagram Canlı Yayını, 10 Mart 2026)

10 Mart 2026 Salı günü 12.45-13.15 saatleri arasında Instagram @klimik derneği hesabında yapılacak canlı yayın sohbetine tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz.

Konuşmacılar:

Prof. Dr. Adalet ALTUNSOY
Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Dr. Banu ÇİÇEK-AKTAŞ
Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Genel Cerrahi Konseyi: Olgu(lar) Eşliğinde Multidisipliner Yaklaşım (214. Web Konferans, 10 Mart 2026)

10 Mart 2026 Salı günü 20.00-21.30 saatleri arasında “Genel Cerrahi Konseyi: Olgu(lar) Eşliğinde Multidisipliner Yaklaşım” Web konferansı yapılacaktır.

PROGRAM

Yöneten: Prof. Dr. Seyit Ali BÜYÜKTUNA
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi

1. Olgu
Dr. Öğr. Üyesi Musa SERİN
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi

2. Olgu
Dr. Öğr. Üyesi Caner ÖKSÜZ
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Yöneten: Prof. Dr. Atilla KURT
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Konuşmacı/Tartışmacı
Doç. Dr. Süleyman KOÇ
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Konuşmacı/Tartışmacı
Doç. Dr. Yasemin ÇAKIR-KIYMAZ
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Tıp Bayramı Kutlu Olsun!

14 Mart Tıp Bayramı tüm hekimlere ve sağlık çalışanlarına kutlu olsun! Bu bayramın bilincine varmalı, anlamını idrak etmeliyiz. Bu bayram, tüm dünyada evrensel olarak kabul gören ve kutlanan bir bayram değildir, tamamen bize özgüdür. Bugün, tıp eğitimi, bilimsel gelişme ve bağımsızlık arasındaki ilişkiyi en iyi şekilde anlamamızı sağlayacak günlerden biridir. 14 Mart 1827, II. Mahmut döneminde, modern tıp eğitiminin başladığı gündür. 14 Mart’ın Tıp Bayramı olarak kabul edilerek ilk kez kutlanması ise, 13 Kasım 1918’den beri işgal altında olan İstanbul’da, 1919 yılının 14 Mart’ında gerçekleşmiştir. O gün, bayramı kutlama gerekçesiyle toplanan tıbbiyeliler, üçüncü sınıf öğrencisi olan Hikmet Boran (1901-1945) öncülüğünde emperyalist işgali protesto etmişler, ulusal bağımsızlık savaşının fitilini ateşlemişlerdi. Onları saygıyla anıyoruz.

Yönetim Kurulu Mesajı İçin Tıklayınız

KLİMİK Podcast: SALGINTR ile Sürveyansın Geleceğine Kulak Verin

SALGINTR, hekimlerin kendi semptomlarını haftalık olarak paylaştıkları yenilikçi bir dijital kohort modeli üzerinden toplum sağlığına farklı bir bakış sunuyor. Bu podcast’te sağlık çalışanlarının deneyimlerinden yola çıkarak grip benzeri hastalıkların izlenmesi, erken uyarı sistemleri ve dijital epidemiyolojinin geleceği ele alınıyor. Konuğumuz Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Dr. Eray Öntaş, SALGINTR’nin ortaya çıkış hikâyesini, bilimsel altyapısını ve sahadaki potansiyel etkisini anlatıyor. ‘Hekim temelli sürveyans neden önemli? Dijital kohortlar salgın yönetiminde nasıl bir rol oynayabilir? Türkiye için bu model ne vadediyor?’ sorularına yanıtlar veriyor. Bilim, saha deneyimi ve dijital yeniliğin kesiştiği bu bölüm; epidemiyolojiye ilgi duyan hekimler, halk sağlığı profesyonelleri ve sağlık politikasıyla ilgilenen herkes için. SALGINTR ile sürveyansın geleceğine kulak verin.

Podcast Yayınımızı Dinlemek İçin Tıklayınız

2025-2026 Sezonu Influenza Aşısının H3N2 Alt Soy K Varyantına Karşı Antikor Yanıtı

Yeni bir H3N2 varyantı (alt soy K) önemli birkaç hemaglütinin substitüsyonuna sahiptir ve 2025-2026 influenza sezonunda yaygın olarak dolaşımdadır. Bu çalışmada, 2025-2026 mevsimsel influenza aşısının insanlarda bu varyantı tanıyan antikorları indükleyip indüklemediği araştırılmış.

H3N2 alt soy K viruslarının antijenik olarak ileri düzeyde olduğu bulunmuş; ancak 2025-2026 mevsimsel influenza aşısının birçok bireyde bu virusları etkili bir şekilde tanıyan antikorları tetiklediği saptanmış. Bu bulgular ışığında, mevcut mevsimsel influenza aşısının H3N2 alt soy K virus infeksiyonları ile ilişkili hastalıkları önlemede muhtemelen kısmen etkili olacağı bildirilmiş.

Liu J, Li SH, Ye N, et al. Antibodies Elicited by the 2025–2026 Influenza Vaccine. NEJM evidence. 2026: EVIDpha2600007.

Makale İçin Tıklayınız

Yoğun Bakım Ünitesinde Candidozyma auris ile Kolonize Hastalarda Kandidemi Gelişimini Öngörmek İçin AURIS Skorunun Geliştirilmesi ve Doğrulanması: İki Merkezli Retrospektif Kohort Çalışması

Candidozyma auris, çoklu ilaca dirençli yeni ortaya çıkan bir patojendir. Hastanede yatan hastalarda sıklıkla kolonizasyona neden olur ve invazif infeksiyonlara yol açabilir. Candida skoru gibi geleneksel araçlar bu klinik bağlamda yetersiz performans göstermektedir. Bu çalışmada, yoğun bakım ünitesi (YBÜ)’nde C. auris ile kolonize hastalarda kandidemi gelişimini öngörmeye yönelik bir klinik tahmin modelinin dış doğrulamasını yapmak ve modeli iyileştirmek amaçlanmış.

Ekim 2017 ile Mart 2020 tarihleri arasında İspanya’da iki üçüncü basamak hastanenin yoğun bakım ünitelerinde meydana gelen salgınlar sırasında, C. auris ile kolonize erişkin hastalarda kandidemi gelişimini öngörmek amacıyla toplanmış verilerin retrospektif analizi yapılmış. Lojistik regresyon temelli geliştirilmiş bir tahmin modeli dış doğrulamaya tabi tutularak Elastic Net regresyon yöntemiyle yeniden düzenlenmiş ve iç doğrulama bootstrap yöntemiyle gerçekleştirilmiş. Dış doğrulama kohortunda yer alan 216 YBÜ hastasının 31’inde kandidemi geliştiği, toplam 422 hastadan oluşan veri setinde ise 68 kandidemi olayı saptandığı bildirilmiş. Modelde total parenteral beslenme, önceki antifungal tedavi, multifokal kolonizasyon ve idrar örneğinde izolasyon olmak üzere dört öngörücü değişken korunarak AURIS skoru oluşturulmuş; bu skorun 0.81’lik AUC değeriyle Candida skorundan daha iyi performans sergilediği görülmüş. Eşik değeri %28 olarak belirlendiğinde duyarlılık 0.72, özgüllük 0.84 ve negatif öngörü değeri 0.94 olarak bulunmuş.

Skorun özellikle düşük riskli hastaların belirlenmesine ve gereksiz ampirik antifungal tedavinin azaltılmasına katkı sağlayabileceği, ancak farklı epidemiyolojik ortamlarda daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiş.

Garcia-Bustos V, Puchades F, Alonso-Ecenarro F, et al. Development and validation of the AURIS score for predicting candidaemia in Candidozyma auris-colonised patients in the intensive care unit: a bicentric retrospective cohort study. Lancet Infect Dis. 2026: S1473-3099(26)00002-2.

Makale İçin Tıklayınız

Florokinolon Kullanımı Ve Nöbet Riski: Popülasyon Temelli Bir Kohort Çalışması

Florokinolonlar merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkilere neden olabilir. Bu popülasyon temelli kohort çalışmasında florokinolon kullanımının nöbet riski ile ilişkili olup olmadığı değerlendirilmiş.

2016–2023 yılları arasında Almanya’daki InGef veri tabanından elde edilen sigorta başvuru (claims) verileri kullanılarak florokinolon veya amoksisilin tedavisine yeni başlayan hastalardan oluşan bir kohort oluşturulmuş. Hastaların 30 günlük “intention-to-treat” yaklaşımı ile izlendiği, karıştırıcı değişkenlerin kontrolü için çok sayıda potansiyel karıştırıcıyı içeren “propensity score” temelli ters olasılık tedavi ağırlıklandırması (inverse probability of treatment weighting, IPTW) yönteminin kullanıldığı bildirilmiş. Florokinolon kullanımı ile amoksisilin kullanımının karşılaştırılarak nöbet riski için “hazard ratio” (HR) ve %95 güven aralıklarının Cox orantısal risk modelleri ile hesaplandığı, ikincil analizlerde potansiyel etki değiştiricilere göre tabakalandırma yapıldığı ve artık (rezidüel) karıştırıcıları kontrol etmek amacıyla tüm analizlerin alternatif karşılaştırıcı olarak makrolid antibiyotikler kullanılarak da tekrarlandığı ifade edilmiş. Kohorta, florokinolon veya amoksisilin tedavisine başlayan 3 250 916 hastanın dahil edildiği, florokinolon kullanımının amoksisilin ile karşılaştırıldığında genel popülasyonda nöbet riski ile ilişkili bulunmadığı saptanmış (HR: 1.10; %95 GA: 0.995–1.23). Bununla birlikte; yaşlı erişkinlerde (HR: 1.29; %95 GA: 1.07–.,47), önceden epilepsi öyküsü olmayan hastalarda (HR: 1.34; %95 GA: 1.11–1.61) ve kronik böbrek hastalığı olan hastalarda (HR: 1.43; %95 GA: 1.11–1.85) artmış risk gözlenmiş. Makrolid antibiyotiklerin karşılaştırıcı olarak kullanıldığı analizlerde genel popülasyonda nöbet riski ile ilişki saptanmazken, alt gruplarda da benzer şekilde anlamlı bir ilişki bulunmadığı ancak kronik böbrek hastalığı olan hastalarda risk artışının devam ettiği (HR: 1.65; %95 GA: 1.03–2.63) görülmüş.

Geniş ölçekli bu kohort çalışmasında florokinolon kullanımının genel popülasyonda nöbet riski ile ilişkili bulunmadığı, ancak kronik böbrek hastalığı olan hastalarda nöbet riskinde artış olasılığının söz konusu olabileceği sonucuna varılmış.

Tassopoulou P, Vivirito A, Heinemann P, Rastegar A, Enders D, Douros A. Use of fluoroquinolones and risk of seizures: a population-based cohort study. Clin Microbiol Infect. 2026; 32 (3): 459-65.

Makale İçin Tıklayınız

Staphylococcus aureus Bakteriyemisinin Tedavisinde Ek Fosfomisin Kullanımı: Iki Randomize Çalışmanın Bireysel Katılımcı Verilerinin Birleştirilmiş “Post Hoc” Analizi

Staphylococcus aureus bakteriyemisinde (SAB) ek fosfomisin kullanımının rolü halen belirsizdir. Bu çalışmada, fosfomisinin daptomisin veya kloksasilin ile kombinasyonunu monoterapi ile karşılaştıran randomize kontrollü çalışmalardan elde edilen verilerin birleştirilmiş “post hoc” analizi yapılmış.

Birincil sonlanım noktasının sekizinci haftada tedavi başarısı olarak belirlendiği; bu durumun hastanın hayatta olması, relaps bulunmaması ve infeksiyonun klinik belirtilerinde iyileşme şeklinde tanımlandığı bildirilmiş. Toplam 369 katılımcının dahil edildiği analizlerde, fosfomisinin sekiz haftada tedavi başarısını artırdığına dair %91.8 posterior olasılık gösterilmiş; ayrıca fosfomisin kullanımının üçüncü ve yedinci günlerde persistan bakteriyemiyi azalttığı saptanmış. Bununla birlikte, kombinasyon tedavisinin monoterapiye kıyasla daha yüksek advers olay riski ile ilişkili bulunduğu görülmüş.

Çalışma sonucunda ek fosfomisin kullanımının erken bakteriyel temizlenmeyi ve başarıyı artırabileceği, ancak artmış toksisite riski ile ilişkili olduğu ifade edilmiş.

Escrihuela-Vidal F, Ong SWX, Oriol I, et al. Adjunctive fosfomycin for the treatment of staphylococcus aureus bacteremia: a pooled post hoc analysis of individual participant data from 2 randomized trials. Clin Infect Dis. 2026; 82 (2): 238-45.

Makale İçin Tıklayınız

Mukormikoz Tanısında Yeni Bir Biyobelirteç Olarak Rhizopus-Spesifik Glukoamilazın Tanımlanması ve Doğrulanması

Mukormikoz, hayati tehdit eden invazif bir fungal infeksiyondur. Mevcut tanı yöntemleri, düşük duyarlılığa sahip tekniklere ve uzamış sonuçlanma sürelerine dayanmakta olup bu durum, hızlı ve non-invazif tanı araçlarına olan ihtiyacı vurgulamaktadır. Bu çalışmada, mukormikozun serolojik tanısını kolaylaştırabilecek Rhizopus arrhizus antijenlerinin tanımlanması ve hastalar üzerindeki tanısal potansiyellerinin değerlendirilmesi amaçlanmış.

Antijen keşfi ve klinik doğrulamanın birleştirildiği iki aşamalı sistematik bir çalışma yürütülmüş; immünoproteomik yöntemiyle altı mukormikoz hastasından alınan havuzlanmış serumlar kullanılarak R. arrhizus sekretuar ekstraktındaki immünoreaktif protein noktaları belirlenmiş. En reaktif noktanın karakterizasyonu için LC-MS/MS yöntemi uygulanmış; ardından saflaştırılmış protein kullanılarak dolaylı bir ELISA geliştirilmiş ve 92 mukormikoz vakası ile 41 kontrolden oluşan grupta tanısal performans değerlendirilmiş. Analizler sonucunda ham ekstrede üç immünoreaktif protein noktası (70, 45 ve 30 kDa) tanımlanmış; en reaktif olan 70 kDa’lık noktanın LC-MS/MS ile Rhizopus-spesifik glukoamilaz (RSG) olduğu belirlenmiş ve bu durum spesifik anti-Rhizopus glukoamilaz antikoru ile doğrulanmış. Derivasyon kohortunda anti-RSG IgG’nin ROC eğrisi altındaki alanının 0,933 olduğu gösterilmiş; doğrulama kohortunda ise anti-RSG IgG’nin %76.1 duyarlılık ve %100 özgüllüğe ulaştığı bildirilmiş. Ayrıca testin, kültürü negatif ancak mikroskopisi pozitif vakaların %85.1’inde ve karma fungal infeksiyon vakalarının %87.5’inde antikorları saptadığı ifade edilmiş.

RSG’nin mukormikoz tanısı için potansiyel bir biyobelirteç olduğu, anti-RSG IgG’nin güçlü bir tanısal vaat sunduğu ve prospektif çok merkezli klinik doğrulama çalışmalarını hak ettiği sonucuna varılmış.

Choudhary H, Kaur H, Singh S, et al. Identification and validation of Rhizopus-specific glucoamylase as a novel biomarker for diagnosing mucormycosis. J Infect Dis. 2026: jiag126.

Makale İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr