Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
22
Eylül
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

10. Ulusal Erişkin Bağışıklaması Simpozyumu (UEBS X) (2-4 Ekim 2026, İzmir)

Simpozyum, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlarına, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji araştırma görevlilerine ve belirlenen kontenjan dahilinde konuya ilgisi olan hekimlere, aşı merkezi hemşirelerine yönelik olup yüz yüze ve çevrim içi yapılacaktır. Konaklamalı katılım burs kontenjanı dolmuştur; yüz yüze ve çevrim içi katılım başvuruları sürmektedir.

Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

28 Eylül 2026 Dünya Kuduz Günü

Kuduz, bilinen en eski zoonozlardan birisidir ve dünyanın pek çok ülkesinde hâlâ önemli bir sağlık sorunudur. Dünya üzerinde Antarktika dışında her kıtadaki insan ve hayvanlar için kuduza yakalanma tehlikesi vardır.

28 Eylül 1895 kuduz aşısını ilk kez bir insana uygulayan Louis Pasteur (1822-1895)’ün ölüm tarihidir. Dünya Kuduz Günü ilk kez 28 Eylül 2007’de Küresel Kuduz Kontrolü Birliği (GARC) ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC)’nin öncülüğünde, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) ve Pan Amerikan Sağlık Örgütü (PAHO/AMRO)’nün destekleriyle düzenlenmiştir. Böyle bir günün ayrılmasının amacı, kuduzun insan ve hayvan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekmek; kuduzdan korunmanın, hayvanlardaki ve insanlardaki hastalığın önlenmesinin ve eliminasyonunun küresel önemine ilişkin farkındalığı artırmaktır.
Dünya Kuduz Günü’nü kuduzdan uzak, sağlıklı bir dünya için birlikte mücadele adına anmak isteriz.

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Pseudomonas aeruginosa Pnömonisi Tedavisinde Sefepim ile Piperasilin-Tazobaktamın Karşılaştırılması

Piperasilin-tazobaktam ve sefepim, Pseudomonas aeruginosa kaynaklı pnömoni tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Buna rağmen ikisini doğrudan karşılaştıran herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.  Çalışma piperasilin-tazobaktam veya sefepim ile tedavi edilen P. aeruginosa kaynaklı pnömoni hastalarını içeren tek merkezli, retrospektif bir kohort çalışması olarak planlanmış. Birlikte birincil sonlanım noktaları; 30 günlük mortalite ile klinik başarısızlık, direnç gelişimi, akut böbrek hasarı (ABH) ve nüksü içeren 30 günlük sonuç sıralaması (DOOR) olarak belirlenmiş. Karıştırıcı faktörleri dengelemek amacıyla örtüşme ağırlıklı [overlap-weighted (OW)] analizler kullanılmış.  Çalışmaya toplam 204 hasta (piperasilin-tazobaktam, n=117; sefepim, n=87) dahil edilmiş. Örtüşme ağırlıklandırması sonrasında gruplar arasındaki başlangıç özellikleri benzer bulunmuş. Tüm nedenlere bağlı mortalite, piperasilin-tazobaktam alan hastalarda (%23.1), sefepim alanlara [%11.5; p = 0.04; OW olasılık oranı (OR): 2.38, %95 güven aralığı (GA): 1.05–5.42)] göre daha fazlaymış. Buna karşılık, piperasilin-tazobaktam kullanımı ile ilişkili DOOR sonlanım noktasında anlamlı bir fark saptanmamış (%46, %95 GA: %39–%53). Direnç gelişim oranları [sırasıyla %12.0’ye karşı %5.7; p = 0.15; OW alt tehlike oranı (subhazard ratio): 2.25, %95 GA: 0.79–6.43) ve klinik başarı oranları (%65’e karşı %70; OW olasılık oranı: 0.81, %95 GA: 0.43–1.51), piperasilin-tazobaktam ve sefepim alan hastalar arasında benzer bulunmuş. Çalışma ilacı kullanımı sırasındaki ABH insidansı da benzer düzeyde bulunmuş (%7.0’ye karşı %7.2).  P. aeruginosa pnömonisinde sefepim ile piperasilin-tazobaktamı karşılaştıran bu çalışmada, piperasilin-tazobaktam ile ilişkili artmış mortalite riski gözlenmiş. Örneklem büyüklüğü yorumlamayı kısıtlamakla birlikte, diğer temel sonlanım noktalarında anlamlı bir fark görülmemiş. Bu bulgunun daha geniş ölçekli çalışmalarda ileri düzeyde araştırılması gerektiği vurgulanmış.

Pallotta RH, Wangchinda W, Sallerson SR, et al. Cefepime versus piperacillin-tazobactam for the treatment of Pseudomonas aeruginosa pneumonia. Clin Infect Dis. 2026:ciag535.

Makale İçin Tıklayınız

Erken Sifilis Tanısıyla Başvuran HIV ile Yaşayan Kişilerde Benzatin Penisilin G Bazlı Üç Rejimin Karşılaştırılması

Bu çalışmada erken sifilis tanısı olan HIV ile yaşayan bireylerde (PWH), benzatin penisilin G (BPG) temelli üç farklı tedavi rejiminin 12. aydaki serolojik yanıtlarını karşılaştırmak amaçlanmış. 2018–2024 yılları arasında BPG, BPG artı yedi günlük doksisiklin (BPG/doksisiklin) veya BPG/doksisiklin artı tek doz seftriakson ile tedavi edilen sifilis atakları retrospektif olarak dahil edilmiş. Başlangıçtaki hızlı plazma reagin (RPR) titresi <1:4 olan veya Treponema pallidum’a etkili başka antibiyotiklere maruz kalan ataklar çalışma dışı bırakılmış. Serolojik yanıt, 12. ayda RPR titresinde en az 4 katlık (≥4-fold) düşüş olarak tanımlanmış. Son gözlemin ileri taşındığı tedavi amaçlı (ITT) ve protokol başına (per-protocol) analizler yapılmış. HIV ile yaşayan 762 bireydeki toplam 1077 ataktan 453’ü BPG, 570’i BPG/doksisiklin ve 54’ü BPG/doksisiklin/seftriakson almış. ITT serolojik yanıt oranları sırasıyla %74.6, %83.2 ve %88.9 olarak saptanmış (p<0.001); protokol başına analiz oranları ise sırasıyla %74.4, %83.4 ve %89.8 imiş (p<0.001). Daha yüksek başlangıç RPR titreleri ve doksisiklin içeren rejimler, serolojik yanıt ile bağımsız olarak ilişkili bulunmuş. BPG/doksisiklin rejimini seftriaksonlu ve seftriaksonsuz olarak doğrudan karşılaştıran analizlerde, BPG/doksisiklin tedavisine seftriakson eklenmesi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bir serolojik yanıtla ilişkili bulunmamış.  BPG/doksisiklin kombinasyonu, 12. ayda daha yüksek serolojik yanıt olasılığı ile ilişkili bulunmuş. Seftriakson ile tedavi edilen atak sayısının az olması nedeniyle, seftriaksonun sağladığı ek katkı belirsizliğini korumaktaymış.

Chen KH, Sun HY, Lin KY, et al. Comparative effectiveness of three benzathine penicillin G-based regimens in people with HIV who presented with early syphilis. Int J Infect Dis. 2026:109069.

Makale İçin Tıklayınız

Vankomisine Duyarlı Enterococcus faecium Bakteriyemilerinde Daptomisin ya da Linezolide Karşı Vankomisin: SAVE Çalışması

Vankomisine duyarlı Enterococcus faecium kan dolaşımı infeksiyonlarında (VSE-KDE) vankomisin standard tedavidir. Ancak nefrotoksisite veya hastaya özgü kısıtlılıklar nedeniyle klinisyenler linezolid ya da daptomisin kullanmayı tercih edebilmektedir. Bu retrospektif çalışmada, Fransa’da üç merkezde Kasım 2015–Nisan 2023 arasında VSE-KDE nedeniyle linezolid/daptomisin alan hastalar (n=83) ile vankomisin alan hastaların (n=134) etkinlik ve güvenliliği karşılaştırılmış. Birincil sonlanım noktası tedavi başarısızlığı olarak belirlenmiş. Bu tedavi başarısızlığı, klinik başarısızlık, mikrobiyolojik başarısızlık, 30 günlük tüm nedenlere bağlı mortalite ve 90 gün içinde VSE-KDE nüksünden oluşan birleşik sonlanım noktası olarak tanımlanmış. Tedavi başarısızlığı için risk faktörleri ve tedavinin 30 günlük mortalite ile ilişkisi değerlendirilmiş.  Genel tedavi başarısızlığı oranı %54 olarak saptanmış olup gruplar arasında anlamlı bir fark görülmemiş (%52’ye karşı %57; p=0.49). Sepsis [“odds ratio” (OR): 3.11, %95 güven aralığı (GA): 1.12-8.59, p=0.03) ve başlangıç C-reaktif protein düzeyi (OR: 1.01, %95 GA: 1.00-1.01, p=0.01) tedavi başarısızlığı riskini artırırken, linezolid/daptomisin kullanımı daha yüksek bir başarısızlık riskiyle ilişkili bulunmamış (OR: 1.22, %95 GA: 0.57-2.62, p=0.61). Otuz günlük mortalite linezolid/daptomisin grubunda anlamlı düzeyde daha yüksek izlenmiş (%45’e karşı %28; risk oranı 1.57, %95 GA: 1.10-2.25, p=0.02), ancak karıştırıcı değişkenlere göre düzeltme yapıldıktan sonra bu anlamlılık kaybolmuş [“hazard ratio” (HR): 0.60, %95 GA: 0.40-1.00], p=0.07].
Linezolid veya daptomisin tedavisi, tedavi başarısızlığı ile bağımsız olarak ilişkili bulunmamış. Bununla birlikte, çalışmanın retrospektif yapısı, gruplar arasında kalabilecek karıştırıcı faktörler ve linezolid ile daptomisinin tek bir tedavi grubu altında değerlendirilmesi; bu ajanların vankomisine eşdeğer olduğu veya mortalite üzerinde nedensel etkileri bulunduğu yönünde kesin çıkarım yapılmasını engellemekteymiş. Vankomisinin uygun olmadığı durumlarda özellikle nefrotoksisite riski veya hastaya özgü kontrendikasyonlar varsa linezolid ya da yüksek doz daptomisinin tedavi alternatifi olarak düşünülebileceği vurgulanmış.

Poloni S, Klopfenstein T, Biguenet A, et al. Daptomycin or linezolid versus vancomycin in the treatment of vancomycin-susceptible Enterococcus faecium bloodstream infections (SAVE study). Int J Antimicrob Agents. 2026:107994.

Makale İçin Tıklayınız

Uzun Etkili Enjekte Edilebilir Kabotegravir/Rilpivirin Programının Finansal Etkisi: Gerçek Yaşam Deneyimi

Uzun etkili enjekte edilebilir (LAI) kabotegravir/rilpivirin (CAB/RPV), etkili bir HIV tedavisidir; ancak finansal hususlar gibi engeller klinik uygulamaya geçişi sınırlandırmaktadır. Gerçek yaşamdaki finansal etkinin anlaşılması, programın sürdürülebilirliği ve eşitlikçi erişim açısından kritik öneme sahiptir.  Nebraska Üniversitesi Tıp Merkezi Özel Bakım Merkezi’nde gerçekleştirilen bu retrospektif kohort çalışmasında (Mayıs 2022-Aralık 2024), “satın al ve faturalandır” (buy-and-bill) modeliyle LAI CAB/RPV alan HIV ile yaşayan bireyler (PWH) değerlendirilmiş. Çalışmada yıllık personel mesai süresi, program geliri (PI) ve hasta maliyetleri (PC) incelenmiş. Birincil sonlanım noktası; Wilcoxon işaretli sıra testi kullanılarak, modellenmiş bir oral antiretroviral tedavi (ART) karşılaştırıcısı (biktegravir/emtrisitabin/tenofovir alafenamid) ile karşılaştırıldığında hasta başına personel süresine göre düzeltilmiş yıllık program geliri (PI) olarak belirlenmiş. Program geliri ve hasta maliyetleri, Kruskal-Wallis testi ile çalışma yılları ve ödeyici profiline (payer mix) göre karşılaştırılmış. Çok değişkenli regresyon modelleriyle program geliri kayıplarını öngören faktörler araştırılmış. Çalışmaya toplam 862 enjeksiyon uygulanan 110 HIV ile yaşayan birey dahil edilmiş. LAI CAB/RPV, oral ART modeline kıyasla katılımcı başına yıllık olarak daha fazla personel süresi gerektirmiş (7.4 saate karşı 3.7 saat). Yönetilen katılımcı saati başına düşen medyan yıllık program geliri, tüm çalışma yılları boyunca LAI CAB/RPV için oral ART modeline göre anlamlı derecede daha düşük bulunmuş (p<0.001). Buna rağmen LAI programı, minimal hasta maliyetiyle birlikte finansal olarak sürdürülebilirliğini korumuş (enjeksiyon başına medyan $2163 program geliri); enjeksiyonların %91’inde hasta katkı payı (cost-sharing) $0 olmuş. Program geliri kaybı enjeksiyonların %4.9’unda meydana gelmiş olup; bu durum Medicaid güvencesi, AIDS İlaç Yardım Programı (ADAP) kapsamının bulunmayışı ve sigorta değişiklikleri ile ilişkili bulunmuş.

Havens JP, O’Neill J, Kubat M, et al. Financial impact of a long-acting injectable cabotegravir/rilpivirine program: a real-world experience. Clin Infect Dis. 2026:ciag537.

Makale İçin Tıklayınız

İnfektif Endokarditin Tanısı, Antibiyotik Tedavisi ve Yönetimi: Amerikan Kalp Derneği Bilimsel Bildirisi

Amerikan Kalp Derneği’nin (AHA) infektif endokardit 2015 yılı bilimsel bildirisinin yayımlanmasından bu yana hastalığın insidansı artmış, epidemiyolojisi değişmiş ve yeni tanı ile tedavi seçenekleri kullanıma girmiştir. Güncellenmiş vaka tanımları, kültüre dayalı olmayan patojen tanımlama yöntemleri ve ileri multimodal görüntüleme teknikleri geliştirilmiştir. 2019 yılında yayımlanan kısmi oral tedaviye yönelik randomize kontrollü bir çalışma, gelecekte tedavi yaklaşımını değiştirebilecek niteliktedir. Uygun antimikrobiyal tedaviye rağmen kontrol altına alınamayan infeksiyonu bulunan seçilmiş hastalarda, sağ taraf vejetasyonlarının perkütan mekanik aspirasyonu uygulanmaktadır. Yaşamı tehdit eden bu sendromun yönetiminde “endokardit ekibi”nin önemi giderek daha fazla kabul görmektedir. Bu doğrultuda, kardiyovasküler infeksiyonlar alanında multidisipliner uzmanlar, infektif endokarditin tanı ve yönetimine ilişkin bu güncellenmiş bilimsel bildiriyi hazırlamış.

DeSimone DC, Marks L, Dayer MJ, et al. Infective endocarditis: diagnosis, antibiotic therapy, and management: a scientific statement from the American Heart Association. Circulation. 8 Eylül 2026.

Makale İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr