Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
8
Eylül
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Erişkin Bağışıklama—Genel Bakış Simpozyumu (15 Eylül 2026, İstanbul)

Erişkin Bağışıklama: Genel Bakış Simpozyumu 15 Eylül 2026’da 12.00-13.00 saatleri arasında Memorial Bahçelievler Hastanesi, İstanbul adresinde hibrit olarak yapılıyor.

Program İçin Tıklayınız

5 Soru 5 Yanıt: Barsak Parazitleri

Eylül 2026’nın 5 Soru 5 Yanıt’ı yayımlandı. Soruları yanıtlamak için KLİMİK Uygulamalar’ı veya Web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Soruları Yanıtlamak İçin Tıklayınız

Güncel Antiretroviral Tedavi Döneminde HIV ile Yaşayan Kişilerde CD4 Sayısı ve Yaşa Göre Toplum Kökenli Pnömoni ve Herpes Zoster İnsidansı: Boylamsal Kohort Çalışması

Antiretroviral tedavi (ART) kullanan HIV ile yaşayan kişiler, aşı ile korunmanın önerildiği toplum kökenli pnömoni (TKP) ve herpes zoster (HZ) gibi infeksiyonlar açısından yüksek risk altında olmaya devam etmektedir; ancak mevcut aşılama önerileri yaş, CD4 sayısı ve ART kullanım süresinin infeksiyon riski üzerindeki birleşik etkilerini dikkate almamaktadır. Aşılama stratejilerinin daha iyi bireyselleştirilebilmesi amacıyla bu faktörlerin TKP ve HZ insidansını nasıl etkilediğinin değerlendirildiği çalışmada, 2010–2023 yılları arasında takipte olan ≥18 yaşındaki HIV ile yaşayan kişileri içeren ülke çapındaki bir kohort çalışmasının verileri kullanılmış ve belgelenmiş tüm TKP ile HZ epizotları analize dahil edilmiş. İnsidans hızları yaş, CD4 sayısı ve ART kullanım süresine göre tabakalandırılarak 1000 kişi-yılı takip (PYFU) başına hesaplandığında; TKP ve HZ insidans hızlarının CD4 sayısı ≤200 hücre/µL olan kişilerde en yüksek düzeyde olduğu görülmüş, yaşa bağlı olarak TKP insidansının 34–107, HZ insidansının ise 9–63 arasında değiştiği saptanmış. Buna karşılık, CD4 sayısı ≥500 hücre/µL olan ve ≥1 yıldır ART kullananlarda, TKP insidansının 5–20, HZ insidansının ise 4–5 arasında değiştiği ve bu grupta riskin genel toplumdakine benzer düzeyde olduğu belirlenmiş. Sonuç olarak, infeksiyon insidanslarının CD4 sayısı ≤200 hücre/µL olan ve/veya ART kullanmayanlarda en yüksek seviyede olduğu belirtilmiş; uzun süreli baskılayıcı ART altında immün yeniden yapılanma sağlanmış kişilerde aşılama önerilerinin genel toplumla uyumlu hale getirilebileceği, ancak virolojik başarısızlığı veya yetersiz immün yeniden yapılanması olan kişilerde HIV’e özgü aşılama stratejilerinin önemini koruduğu vurgulanmış.

Te Linde E, Wit FWNM, van Welzen BJ, et al. Incidence of community-acquired pneumonia and herpes zoster in people with HIV based on CD4 count and age in the current antiretroviral therapy era: a longitudinal cohort study. Clin Infect Dis. 2026;82(6):997-1006.

APAT’a İlişkin Çok Merkezli Bulgular: Türkiye’nin Yapılandırılmamış Sisteminin Kapsamlı Bir Analizi

Ayaktan parenteral antimikrobiyal tedavi (APAT), dünya genelinde yapılandırılmış programlar aracılığıyla uygulanan, etkinliği kanıtlanmış ve maliyet-etkin bir tedavi yöntemidir. Türkiye’de ise standartlaştırılmış bir APAT modeli bulunmamakta, hastalar tedavilerine acil servisler, birinci basamak sağlık kuruluşları veya ücretini kendilerinin karşıladığı özel hemşirelik hizmetleri aracılığıyla devam etmektedir. Türkiye’de APAT uygulamalarının klinik sonuçlarını, tedaviye uyumu ve hasta memnuniyetini değerlendiren bu ilk çok merkezli prospektif çalışmaya, Mart–Ağustos 2024 tarihleri arasında 20 hastanede kronik osteomiyelit, spondilodiskit, protez eklem infeksiyonu veya üriner sistem infeksiyonu nedeniyle APAT alan toplam 265 erişkin hasta (erkek: %53.2; ortalama yaş: 61.4±13.5 yıl) dahil edilmiş. Gram-pozitif patojenlerin çoğunlukta olduğu (%60.2) çalışmada, en sık kullanılan antibiyotiklerin teikoplanin (%70.5), seftriakson (%16.6) ve aminoglikozidler (%6.8) olduğu görülmüş. Klinik başarı oranı %94.3 olarak saptanırken, ilaca bağlı advers olayların yalnızca üç hastada (%1.1) tedavinin kesilmesine yol açtığı belirlenmiş. Üniversite hastanelerinde başlanan APAT’ın, devlet hastanelerine kıyasla acil servisler aracılığıyla sürdürülme olasılığının anlamlı olarak daha yüksek olduğu (p=0.010) bulunmuş. Ayrıca tedaviyle ilişkili advers olayların, özel olarak yapılandırılmış APAT birimleri dışında tedavi alan hastalarda anlamlı olarak daha sık görüldüğü (%18’e karşı %3.1; p=0.03) tespit edilmiş. Genel hasta memnuniyeti yüksek bulunmakla birlikte; üriner sistem infeksiyonu nedeniyle APAT alan hastaların kemik ve eklem infeksiyonu nedeniyle tedavi alanlara kıyasla, özel APAT birimlerinde tedavi edilen hastaların ise acil servislerde tedavi edilenlere kıyasla anlamlı olarak daha yüksek memnuniyet bildirdiği saptanmış. Sonuç olarak, Türkiye’de yapılandırılmış bir APAT sisteminin bulunmamasının acil servislerin iş yükünü artırdığı ve komplikasyon riskini yükselttiği; buna rağmen elde edilen yüksek klinik başarı ve hasta memnuniyeti oranlarının, APAT’ın yatarak tedaviye uygulanabilir bir alternatif olma potansiyelini desteklediği belirtilmiş.

Agüloğlu Bali E, Coskun B, Araz H, et al. Multicentre insights into OPAT: a comprehensive analysis of Türkiye’s unstructured system. BMC Infect Dis. 25 Ağustos 2026.

Makale İçin Tıklayınız

Kötü Sonuçlarla İlişkili Kandidemi Süresinin Eşik Değerinin Belirlenmesi: Persistan Kandideminin Yeniden Tanımlanması

Persistan kandidemi geleneksel olarak kan kültürlerinin ≥5 gün boyunca pozitif kalması şeklinde tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, yeni kanıtlar kandideminin daha erken klirensinin klinik sonuçları etkileyebileceğini düşündürmektedir. Zamanında müdahaleye olanak sağlamak amacıyla 30 günlük mortalite ile ilişkili daha erken bir kandidemi süresi eşik değerinin belirlenmesinin ve persistan kandidemi gelişimini öngören faktörlerin araştırılmasının amaçlandığı bu tek merkezli retrospektif çalışmada, persistan Candida spp. kan dolaşımı infeksiyonunun sıklığı ve prognostik etkisi değerlendirilmiş. Persistan kandidemi; kontrol kan kültürlerinin pozitif kalması (FUPBC) ve aktif antifungal tedavi başlandıktan sonra kontrol kan kültürlerinin pozitif kalması (FUPBC-ATF) olmak üzere iki farklı şekilde değerlendirilmiş. İlgili değişkenlere göre düzeltme yapıldıktan sonra 30 günlük mortaliteyi öngören en erken FUPBC ve FUPBC-ATF eşik değerlerini ve persistan kandidemi gelişimini öngörebilecek faktörleri belirlemek amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon kullanılmış. Toplam 493 kandidemi hastasının analiz edildiği çalışmada, düzeltilmiş 30 günlük mortalitede artışla ilişkili en erken eşik değerler; kontrol kan kültürlerinin ≥2 gün pozitif kalması (FUPBC) için mortalite %37.9’a karşı %20.3 (p=0.001), aktif antifungal tedavi başlandıktan sonra ≥1 gün pozitif kalması (FUPBC-ATF) için ise mortalite %33.4’e karşı %20.3 (p=0.026) olarak bulunmuş. Otuz günlük mortaliteyle ayrıca septik şok ve nötropeninin ilişkili olduğu saptanmış. Kandideminin persiste etmesiyle ilişkili faktörlerin kadın cinsiyet, kanser, total parenteral nütrisyon, mekanik ventilasyon, abdominal infeksiyon kaynağı ve kısa TTP olduğu belirlenirken; primer kandidemi ve Nakaseomyces glabratus (eski adıyla Candida glabrata) persistan kandidemi açısından koruyucu faktörler olarak saptanmış. Sonuç olarak, persistan kandideminin 30 günlük mortalite artışıyla ilişkili olduğu ve ≥2 günlük kandidemi süresinin, 30 günlük mortaliteyi öngörmek açısından en erken ve en bilgilendirici eşik değer olarak bulunduğu ifade edilmiş. Bu eşiğin, klinisyenlerin yüksek riskli hastaları daha erken belirlemesine ve olumsuz sonuçları azaltmak amacıyla zamanında müdahale etmesine olanak sağlayabileceği belirtilmiş.

Albanell-Fernández M, Vergara A, Cardozo C, et al. Defining the threshold duration of candidemia associated with poor outcomes: Redefining persistent candidemia. J Infect. 2026;93(2):106798.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler

Better Methods for Clinical Studies in ID&CM (6-8 Ekim, Verona-İtalya)
Atölye çalışmasına katılacak katılımcılar çalışma fikirleri ile gelebilecek ve bu fikirleri tasarıma dönüştürebilecekler. Katılımcılar, anlamlı araştırmaları yönlendiren net ve odaklı araştırma soruları oluşturmayı, araştırma sonuçlarını etkileyebilecek potansiyel önyargıları belirlemeyi ve ele almayı öğrenecektir.

Bağlantı İçin Tıklayınız
 

ESCMID Mentorluk Programı
ESCMID Mentorluk Programı için başvurular açıldı. Genç araştırmacı ve klinisyenlerin deneyimli danışmanlarla eşleştirilmesini amaçlayan program için başvuru dönemi 17 Eylül’de sona eriyor. Kabul edilen danışan-danışman birliktelikleri maddi olarak desteklenmektedir.

Bağlantı İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr