Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
7
Nisan
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Bilginin İzinde: Genç Hekimler Soruyor – Sepsis Yönetiminde Ezber Bozan Yenilikler Neler? (Instagram Canlı Yayını, 7 Nisan 2026)

7 Nisan 2026 Salı günü 12.45-13.15 saatleri arasında Instagram @klimik derneği hesabında yapılacak canlı yayın sohbetine tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz.

Konuşmacılar:
Prof. Dr. Özlem AZAP
Başkent Üniversitesi, Tıp Fakültesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Dr. Benan ATAK-BOLATASLAN
Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

7 Nisan 2026 Dünya Sağlık Günü: Sağlık İçin Birlikte. Bilimin Yanındayız

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından her yıl 7 Nisan günü Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır. DSÖ’nün öncelikli gördüğü konularda dünya genelinde farkındalık yaratmak üzere kutladığı Dünya Sağlık Günü’nün 2026 yılı için sloganı, “Sağlık İçin Birlikte. Bilimin Yanındayız” olarak ilan edilmiştir.

Bu yıl Dünya Sağlık Günü’nde dünyanın her yerindeki insanlar bilimin yanında durmaya çağırılıyor. “Sağlık İçin Birlikte. Bilimin Yanında Durun” temasıyla bu yılki kutlama ile insanların, hayvanların, bitkilerin ve gezegenin sağlığını korumak için bilimsel işbirliğinin gücünü kutlayan bir yıllık bir kampanya başlatılıyor. Kampanya, hem bilimsel başarıları hem de kanıtları eyleme dönüştürmek için gereken çok taraflı işbirliğini –Tek Sağlık yaklaşımına güçlü bir şekilde odaklanarak– vurguluyor.

KLİMİK Derneği olarak DSÖ’nün “Sağlık İçin Birlikte. Bilimin Yanındayız” temalı kampanyasını destekliyoruz.

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Olgularla HIV İnfeksiyonu ve Düşük Viremik Hastaların Yönetimi Toplantısı (9 Nisan 2026, Bursa)

Derneğimizin 2025-2026 dönemi bilimsel toplantıları Bursa’daki “Olgularla HIV İnfeksiyonu ve Düşük Viremik Hastaların Yönetimi” ile devam ediyor. 9 Nisan 2026 Perşembe günü, 18.30-20.30 saatleri arasında Gastro Sanayi, Minareliçavuş OSB Mahallesi, Bursa adresinde yapılacak toplantıya tüm üyelerimizi bekliyoruz.

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Toplantı Programı İçin Tıklayınız

5 Soru 5 Yanıt: Meningokok İnfeksiyonları

Nisan 2026’nın 5 Soru 5 Yanıt’ı yayımlandı. Soruları yanıtlamak için KLİMİK Uygulamaları veya Web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Soruları Yanıtlamak İçin Tıklayınız

Yoğun Bakım Ünitesi Dışı Kandidemilerin Klinik Özellikleri, Yönetimi ve Sonuçları: Avrupa Tıbbi Mikoloji Konfederasyonu Candida III Çok Uluslu Avrupa Gözlemsel Kohort Çalışmasının Alt Analizi

Avrupa Tıbbi Mikoloji Konfederasyonu Candida III çalışması, kan kültürü ile kanıtlanmış kandidemisi olan erişkin Avrupa’dan hastaların dahil edildiği, çok merkezli ve gözlemsel bir çalışmadır. Bu çalışmada 20 Avrupa ülkesindeki 64 kurumda toplam 632 kandidemi hastası arasından, yoğun bakım ünitesi dışında gerçekleşen 396 (%63) olgunun alt analizi gerçekleştirilmiş.

Yoğun bakım ünitesi hastalarıyla karşılaştırıldığında, yoğun bakım ünitesi dışındaki hastaların komorbidite yükü daha yüksek bulunmuş; yoğun bakım ünitesi hastalarında medyan Charlson komorbidite indeksi 6’ya karşı 5 saptanmış (p= 0.006). Hematolojik ve onkolojik maligniteler yoğun bakım ünitesi dışındaki olgularda daha sık görülürken (% 45.5’e karşı % 28.4, p< 0.001); hem kronik böbrek hem de kardiyovasküler hastalıklar yoğun bakım ünitesi hastalarında daha yaygınmış (p< 0.001). Kaplan–Meier sağkalım analizinde, yoğun bakım ünitesi dışındaki hastaların mortalitesi anlamlı derecede düşük saptanmış (p< 0.001).

Cerrahi sonrası yoğun bakım ünitesi dışındaki hastalar (45 hasta), 30. günden önce ölümle sonuçlanan tüm olgular hariç tutulduktan sonra bile en yüksek sağkalım oranına (% 73.3, p= 0.003) ve en uzun hastanede kalış süresine sahipmiş. Yoğun bakım ünitesi dışındaki hastalarda ileri yaş, hemato-onkolojik maligniteler, kronik karaciğer hastalığı ve COVID-19 mortalite riski ile bağımsız olarak ilişkili bulunmuş. Buna karşılık, bir infeksiyon hastalıkları veya klinik mikrobiyoloji uzmanı tarafından verilen tedavi konsültasyonu, başlangıç tedavisinde bir ekinokandin kullanımı ve yüksek EQUAL Candida skorları, çok değişkenli Cox regresyon modellerinde daha düşük mortalite riski ile ilişkiliymiş. Sonuç olarak, daha yüksek komorbidite oranlarına rağmen, kandidemisi olan yoğun bakım ünitesi dışı hastaların sağkalım oranlarının daha yüksek olduğu saptanmış.

Wolfgruber S, Garcia-Vidal C, Sedik S, et al. clinical characteristics, management and outcomes of nonintensive care unit candidemia: subanalysis of the ECMM Candida III Multinational European Observational Cohort Study. Open Forum Infect Dis. 2026; 13 (4): ofag133.

Makale İçin Tıklayınız

Bültenin Notu: EQUAL Candida Skoru Nedir?

Avrupa Tıbbi Mikoloji Konfederasyonu tarafından geliştirilen EQUAL Candida Skoru, kandidemi yönetiminde güncel rehberlerde yer alan en iyi uygulamaların ne ölçüde yerine getirildiğini denetleyen bir kalite yönetim aracıdır. Bu skorlama sistemi, hastaların tanı, tedavi ve takip süreçlerini belirli kriterlere göre puanlayarak klinik yönetimin kalitesini ölçmektedir.

Skorun temel bileşenleri üç ana başlıkta toplanmaktadır:

1. Tanı: Yeterli hacimde kan kültürü alınması (en az 40-60 mililitre), tür düzeyinde tanımlama yapılması ve antifungal duyarlılık testlerinin çalışılması.

2. Tedavi: İlk seçenek olarak bir ekinokandin (anidulafungin, kaspofungin veya mikafungin) başlanması ve ilaç dozajının rehberlere uygunluğu.

3. Takip ve Kaynak Kontrolü: Santral venöz kateterlerin 24-48 saat içinde çekilmesi, tedavi yanıtını izlemek için günlük kan kültürü takibi, oküler yayılımı dışlamak için oftalmolojik muayene ve endokardit riskine karşı ekokardiyografi yapılması.

Yapılan çalışmalar, yüksek EQUAL Candida Skoruna sahip hastaların sağkalım oranlarının, düşük skorlu hastalara göre anlamlı derecede daha yüksek olduğunu göstermiş. Özellikle bir infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı tarafından verilen konsültasyonun, bu skoru yükselttiği ve hasta sonuçlarını iyileştirdiği bildirilmiş. Bu skor, hekimlerin kandidemi yönetiminde kritik basamakları atlamamasını sağlayan profesyonel bir rehber niteliği taşımaktadır.

EQUAL Skorlama Sistemi İçin Tıklayınız

ABD’de Yeni Nesil Antibiyotikler Döneminde Zor Tedavi Edilebilir, Antibiyotik Dirençli Gram-Negatif İnfeksiyonlara Sahip Hastalarda Sağkalım Eğilimleri: Retrospektif Kohort Çalışması

Bu çalışma, ABD’de zor tedavi edilebilir dirençli (DTR) Gram-negatif infeksiyonlarda yeni nesil antibiyotiklerin sağkalım üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmış geniş ölçekli retrospektif kohort analizidir. Metod olarak, 2016–2023 yılları arasında PINC-AI veri tabanından 18 yaş ve üzeri erişkin hastalar arasında DTR Enterobacterales, Pseudomonas aeruginosa ve Acinetobacter baumannii infeksiyonu olan ve en az üç gün antibiyotik tedavisi alan olgular dahil edilmiş; mortalite analizi hasta, tedavi ve hastane değişkenlerine göre düzeltilmiş genelleştirilmiş lineer karma modeller ile incelenmiş.

Çalışmada yeni DTR-etkin antibiyotikler olarak başlıca seftazidim–avibaktam, seftolozan–tazobaktam, meropenem–vaborbaktam, imipenem–relebaktam, sefiderokol ve eravasiklin kullanılmış; ayrıca geleneksel ajanlar (örneğin polimiksinler, aminoglikozidler ve benzeri) ile karşılaştırılmış. Sonuçlarda, yeni antibiyotiklerin kullanım ve erişilebilirliğinde belirgin artış olmasına rağmen 2016–2023 döneminde düzeltilmiş hastane içi mortalitede genel olarak anlamlı bir değişiklik saptanmamış; yalnızca P. aeruginosa bakteremilerinde sınırlı mortalite azalması gözlenmiş. Ayrıca olguların yaklaşık yüzde 77’sinde başlangıç ampirik tedavinin in vitro uyumsuz olduğu ve bu durumun zaman içinde devam ettiği gösterilmiş. Bu bulgular, yeni antibiyotiklerin tek başına mortaliteyi azaltmada yeterli olmadığını ve erken hedefe yönelik tedavi için hızlı tanı yöntemlerinin kritik olduğunu ortaya koymaktadır.

Walker MK, Yek C, Sarzynski S, et al. Survival trends in patients with difficult-to-treat, antibiotic-resistant, Gram-negative infections in the era of next-generation antibiotics in the USA: a retrospective cohort study. Lancet Infect Dis. 2026: S1473-3099(26)00020-4.

Makale İçin Tıklayınız

Periprostetik Eklem İnfeksiyonu Araştırmalarında Yeni Kavramlar: Hücre İçi Mikroorganizmalar

Periprostetik eklem infeksiyonu tedavisindeki ilerlemelere rağmen nüks önemli bir klinik sorun olmaya devam etmektedir. Bu derleme, özellikle Staphylococcus türlerinin periprostetik eklem infeksiyonunda tedavi başarısızlığı ve dirençli seyirle ilişkili olmasının altında yatan mekanizmalara odaklanmış; metodolojik olarak mevcut klinik ve translasyonel çalışmaların bulgularını sentezlemiş.

Stafilokokların küçük koloni varyantı fenotipine dönüşebilme yeteneği, bu mikroorganizmaların kültürde saptanmasını güçleştirmiş ve antibiyotiklere karşı dirençlerini artırmış. Sonuç olarak, küçük koloni varyantlarının osteoblast, osteosit, fibroblast ve nötrofil gibi hücreler içine invaze olarak burada persiste edebildiği ve bunun sonucunda bakterilerin hücre içi rezervuarlar oluşturarak antibiyotiklerden korunmasına ve konak immün yanıtından kaçmasına yol açtığı gösterilmiş. Ayrıca bu hücre içi mikroorganizmaların uygun koşullarda yeniden aktive olarak infeksiyon nüksüne neden olabileceği ve dolaşımdaki immün hücreler aracılığıyla “Truva atı” mekanizmasıyla farklı anatomik bölgelere yayılabileceği bildirilmiş. Klinik gözlemler ve deneysel çalışmalar, özellikle Staphylococcus aureus’un osteoblast ve osteositlerde varlığını ortaya koyarak bu mekanizmayı desteklemiş. Bu bulgular, periprostetik eklem infeksiyonu patogenezinde hücre içi yerleşimin kritik rol oynadığını ve daha etkili tedavi stratejilerinin geliştirilmesi için bu alanın daha ileri araştırılmasının gerekliliğini vurgulamış.

Heckmann ND, Culler MW, Atallah LM, Mont MA, Lieberman JR, Parvizi J. Emerging concepts in periprosthetic joint infection research: intracellular organisms. J Arthroplasty. 2026; 41 (1): 176-85.

Makale İçin Tıklayınız

Bakteriyel Sideroforların İnfeksiyon Tedavisindeki Rolü: Anti-infektif Mekanizmalardan Terapötik Gelişmelere

Bu derlemede bakteriyel sideroforların infeksiyon tedavisindeki potansiyeli, literatürde yer alan in vitro, in vivo ve klinik çalışmaların sistematik değerlendirilmesi yoluyla incelenmiş. Özellikle siderofor temelli terapötik yaklaşımlar; siderofor-antibiyotik konjugatları, metal kompleksleri, peptitler, nükleik asitler ve nanoteknolojik taşıyıcı sistemler açısından analiz edilmiş.

Bulgular, sideroforların bakteriyel demir alım mekanizmalarını hedef alarak ilaçların hücre içine taşınmasını sağlayan “Truva atı” stratejisi ile özellikle çok ilaca dirençli Gram-negatif patojenlere karşı etkinliğini artırdığını göstermiş. Klinik olarak onaylanmış sefiderokol gibi siderofor-sefalosporin konjugatlarının, karbapeneme dirençli patojenlere karşı yüksek etkinlik sergilediği; ayrıca gallium içeren metal konjugatları, siderofor-nanopartikül sistemleri ve aşı yaklaşımlarının deneysel modellerde bakteriyel yükü anlamlı düzeyde azalttığı bildirilmiş. Bununla birlikte, çalışmalar siderofor temelli tedavilerin etkinliğinin bakteriyel reseptör ekspresyonu, endojen siderofor rekabeti, farmakokinetik instabilite ve potansiyel direnç mekanizmaları gibi faktörlerden etkilenebildiğini ortaya koymuş. Sonuç olarak, siderofor temelli yaklaşımların infeksiyon tedavisinde umut verici ve çok yönlü stratejiler sunduğu, ancak klinik uygulamaya geçiş için daha kapsamlı farmakokinetik, güvenilirlik ve etkinlik çalışmalarına ihtiyaç olduğu vurgulanmış.

Xiao J, Bu Y, Tao Y, et al. The role of bacterial siderophores in infection therapy: from anti-infective mechanisms to therapeutic advances. Int J Nanomedicine. 2025; 20: 15951-78.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler

• 17 Nisan 2026 bahar dönemi “observership” burs başvurularının son günü ve ESCMID Global 2026 başlıyor!


• ESCMID TAE, ESCMID Global 2026 kapsamında erken kariyer araştırmacı ve klinisyenleri klinik mikrobiyoloji  ve infeksiyon hastalıkları alanlarında önde gelen uzmanlarla bir araya getiren özel bir oturum düzenlemektedir. Katılım kontenjanı sınırlı olup kayıt süreci başlamıştır; program detaylarına çevrim içi olarak erişilebilir.

Bağlantı İçin Tıklayınız
 

• Epi-Alert: 2025 yılında Nijerya’da 510 000’den fazla tüberküloz vakası bildirilmiş olup bu durum küresel tanı eksikliklerinin sürdüğünü göstermektedir; Fas’ta ise olguların %53’ünde ekstrapulmoner tutulum dikkat çekmektedir. Amerika kıtasında chikungunya artmış, Avrupa’da yeni viral infeksiyonlar (Borna virusu, H9N2) görülmüştür. ABD’de kuş gribi salgınları sürerken ilk H5N5 insan ölümü bildirilmiştir. Vietnam’da ise >25 000 el-ayak-ağız hastalığı vakası rapor edilmiştir.

Bağlantı İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr