Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
3
Şubat
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

ESCMID ‘Update on Endocarditis and Endovasculer Infections’ Ardından Yeni Güncellemeler (210. Web Konferans, 3 Şubat 2026)

3 Şubat 2026 Salı günü 20.00-21.30 saatleri arasında “ESCMID ‘Update on Endocarditis and Endovasculer Infections’ Ardından Yeni Güncellemeler” Web konferansı yapılacaktır.

PROGRAM

Yöneten: Doç. Dr. Yasemin TEZER
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, Yüksek İhtisas Kalp Damar Hastanesi

Konuşmacı: Dr. Öğr. Gör. Ezgi YILMAZ
Medipol Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Selam ve saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

IDCM’in Yeni Sayısı Yayında

IDCM dergimizin Ocak 2026 sayısı yayımlandı. 2026 yılı itibarıyla dergimiz iki ayda bir yayımlanacaktır. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

https://www.idcmjournal.org/

Antimikrobiyal Dirence Yönelik Küresel Politika Tepkileri 2021–2022: 161 Ülke ve Bölgenin Sistematik Yönetişim Analizi

2020-2021 döneminde 114 ülkenin antimikrobiyal dirençle ilgili Ulusal Eylem Planı (UEP) bir yönetişim çerçevesinde değerlendirilmiş ve dünya genelinde bu giderek kötüleşen küresel sağlık sorunu için ayrılan kaynaklarda önemli farklılıklar olduğu görülmüş. Bu sistematik yönetişim analizinde, antimikrobiyal dirençle ilgili tüm kamuya açık UEP’leri belirlemek için, dil kısıtlaması olmaksızın, başlangıcından 1 Nisan 2023 tarihine kadar 10 veri tabanı araştırılmış. Ülke puanlarını ölçmek üzere sayısal bir sistem geliştirilmiş, 0 ile 100 arasında ülke puanları oluşturmak için temel bileşen analizi uygulanmış. Önceki rapora göre (2020-2021) daha fazla ülke ve bölge dahil edilmiş. Yönetişim puanları ülkeler arasında farklılık göstermiş; Norveç en yüksek puanı (100 puan) alırken, Cibuti en düşük puanı (0 puan) almış. Genel olarak, yüksek gelirli ülkelerde (ör. Fransa, ABD, İngiltere, İsveç ve Danimarka) daha yüksek puanlar görülürken, düşük gelirli ülkelerde daha düşük puanlar görülmüş. Yüksek gelirli bölgeler yönetişim alanlarında iyi performans gösterirken, diğer bölgelerde (ör. Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan ve Seyşeller) daha düşük performans görülmüş. İlaca dirençli infeksiyon yükünün düşük olmasıyla en güçlü korelasyon gösteren alanlar infeksiyon önleme ve kontrolü ile sürveyans ve yönetimmiş. Antimikrobiyal dirence yönelik küresel tepki, ülkelerin gelir düzeyinden büyük ölçüde etkilenmiş ve antimikrobiyal direnç yönetişimi kapasitesindeki eşitsizlikleri ortaya koymuş. Düşük gelirli bölgelerdeki düşük puanların, muhtemelen kamu sağlığı için daha az harcama ve temiz su ve sanitasyona daha az erişim gibi sistemik zorlukları yansıttığı belirtilmiş. UEP’lerin tasarımında ve uygulanmasında, özellikle infeksiyon önleme ve kontrolünü iyileştiren önlemler, antimikrobiyal kullanımına yönelik sürveyans sistemleri ve yönetim programları gibi uygulamalara öncelik verilmesi gerektiği vurgulanmış.

Patel J, Moghaddam SS, Ranganathan S, et al. Global policy responses to antimicrobial resistance, 2021-22: a systematic governance analysis of 161 countries and territories. Lancet Infect Dis. 2026; 26 (1): 55-66.

Makale İçin Tıklayınız

Hastane Kaynaklı ve Sağlık Bakımı İlişkili Gram-Negatif Bakteriyel Kan Dolaşımı İnfeksiyonu İçin Sefiderokol ile Standard Tedavi Karşılaştırması (GAME CHANGER Çalışması): Açık Etiketli, Paralel Grup, Randomize Çalışma

Karbapeneme dirençli bakterilerin neden olduğu kan dolaşımı infeksiyonları yüksek mortalite ile ilişkilidir. Sefiderokol, karbapeneme dirençli Gram-negatif basiller üzerinde geniş bir in vitro aktiviteye sahiptir. Gram-negatif basillerin neden olduğu kan dolaşımı infeksiyonu olan hastalarda mortaliteyi önlemede sefiderokolün standard tedavi antibiyotiklerine eşdeğerliği veya üstünlüğü olup olmadığını değerlendirmek amaçlanmış. GAME CHANGER çalışması; Avustralya, Malezya, Singapur, Tayvan, Tayland ve Türkiye’de 500’den fazla yataklı 17 üçüncü basamak hastaneden, sağlık bakımı ilişkili veya hastanede edinilmiş Gram-negatif kan dolaşımı infeksiyonu olan hastaların katıldığı, randomize bir klinik çalışmaymış. Kan kültürü sinyal veren ve Gram boyamasında Gram-negatif basiller görülen yetişkin hastalar çalışmaya dahil edilmiş. Katılımcılar, sefiderokol veya standard tedaviye 1:1 oranında rastgele atanmış. Birincil sonuç, randomizasyondan 14 gün sonra tüm nedenlere bağlı mortaliteymiş. Analizlere, en az bir doz antibiyotik alan ve 14. günden önce rızasını geri çekmeyen katılımcılar dahil edilmiş. Eşdeğerlik marjı %10 olarak belirlenmiş. 12 Kasım 2019-31 Ekim 2023 tarihleri arasında 513 katılımcı kayıt edilmiş. Ana analiz popülasyonuna 504 katılımcı dahil edilmiş. Sefiderokol grubundaki 250 hastanın 20 (%8)’si 14. günde ölürken, standard tedavi grubundaki 254 hastanın 17 (%7)’si ölmüş. Toplam 504 hastanın 127 (%25)’si  karbapeneme dirençli bir organizma ile infekteymiş. On dördüncü günde sefiderokol grubundaki 64 hastanın 9 (%14)’u ölürken, standard tedavi grubundaki 63 hastanın 6 (%10)’sı ölmüş. Sefiderokol, standard tedaviye kıyasla 14 günlük mortalite açısından eşdeğer sonuç vermiş. Advers olaylar gruplar arasında benzer bulunmuş, ancak çalışma ilacı ile ilişkili olduğu düşünülenler sadece sefiderokol grubunda meydana gelmiş. Sefiderokol standard tedaviye göre üstünlük göstermemiş. Bu kanıtlar, sefiderokolün antibiyotik direnci riski yüksek olan hastalarda etkili olduğunu göstermiş, ancak karbapeneme dirençli organizmaların neden olduğu durumlarda etkinliğini belirlemek için daha fazla kanıt gerektiği sonucuna varılmış.

Paterson DL, Sulaiman H, Liu PY, et al. Cefiderocol versus standard therapy for hospital-acquired and health-care-associated Gram-negative bacterial bloodstream infection (the GAME CHANGER trial): an open-label, parallel-group, randomised trial. Lancet Infect Dis. 2026; 26 (2): 148-59.

Makale İçin Tıklayınız

Ağır Yanık Hastalarında, Dolaşımdaki Mucorales DNA’sının Haftalık Taraması ve Erken Tedavi Hayatta Kalma Oranını Artırıyor: Fransa’dan İki Merkezli Gerçek Yaşam Deneyimi

İnvazif fungal hastalıklar, ağır yanık hastalarında kötü sonuçlarla ilişkilidir. Dolaşımdaki Mucorales DNA’sını (cmDNA) tespit etmek için serumda PCR kullanımı, erken tanı ve hayatta kalma oranının artırılması açısından umut verici sonuçlar göstermektedir. Bu retrospektif çalışma, ağır yanık hastalarında cmDNA tabanlı tanı ile geleneksel mantar kültürü arasındaki farkı değerlendirmek amacıyla yapılmış. İki merkezde cmDNA tespitinin sistematik olarak uygulanmasından önce ve sonra olmak üzere iki dönemde, kanıtlanmış veya olası kutanöz mukormikoz hastalarının tıbbi kayıtları retrospektif olarak analiz edilmiş. Toplam 37 kutanöz mukormikoz hastası çalışmaya dahil edilmiş ve gruplar arasında klinik özellikler açısından anlamlı bir fark gözlenmemiş. Yüz günlük mortalite, cmDNA grubunda %63.6’dan %30.8’e düşmüş ve sadece toplam vücut yüzey alanı ≥ %30 olan hastalar dikkate alındığında önemli ölçüde azalmış. Bu erken tespitin, cerrahi girişimle birlikte lipozomal amfoterisin B bazlı tedavinin erken başlatılmasıyla ilişkili olduğu ve iyileşmiş sonuçlara katkıda bulunmuş olabileceği belirtilmiş.

Faure E, Cordier C, Delacoste H, et al. Weekly screening of circulating mucorales dna and early treatment in severely burned patients improves survival: real-life bi-center experience in France. Clin Infect Dis. 2025; 81 (5): 907-913.

Makale İçin Tıklayınız

Çok İlaca Dirençli Pseudomonas aeruginosa İnfeksiyonu Olan Erişkin Hastaların Tedavisinde Seftolozan/Tazobaktamın Aminoglikozidler/Polimiksinler ve Seftazidim/Avibaktam ile Karşılaştırmalı Etkinliği: Sistematik Literatür Derlemesi ve (Network) Meta-Analizi

Çok ilaca dirençli (MDR) Pseudomonas aeruginosa, yeni antimikrobiyal ajanlara duyulan ihtiyacı ortaya koyan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu infeksiyonların tedavisinde klinik karar verme süreçlerini yönlendirecek güçlü kanıt sentezleri sınırlıdır. Bu çalışma, seftolozan/tazobaktamın (C/T) sık kullanılan diğer tedavilerle karşılaştırıldığında gerçek yaşam koşullarındaki etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamış. Bu amaçla sistematik bir literatür taraması yapılmış. Fizibilite değerlendirmesi sonucunda, aminoglikozidler/polimiksinler ve CZA dışındaki tedaviler analiz dışı bırakılmış. Dahil edilen çalışmalar üzerinden bir meta-analiz ve network meta-analizi gerçekleştirilmiş. Network meta-analizi sonuçlarına göre, C/T ile aminoglikozidler/polimiksinler karşılaştırıldığında klinik kür ve tüm nedenlere bağlı mortalite açısından istatistiksel olarak anlamlı farklar saptanmış. Buna karşın, mikrobiyolojik kür ve hastanede kalış süresi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiş. C/T ile CZA karşılaştırmalarında ise hiçbir sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulunmamış. Bu bulgular, C/T’nin klinik kür sağlama olasılığının aminoglikozidler/polimiksinlere kıyasla daha yüksek ve mortalite olasılığının daha düşük olduğunu düşündürmüş. Gerçek yaşam verileri, C/T kullanımının potansiyel avantajlar sunduğunu göstermiş. Ancak, daha geniş ölçekli prospektif çalışmalara ihtiyaç olduğu belirtilmiş.

Collings H, Stone M, Chrysostomou M, et al. A systematic literature review and (network) meta-analysis of the effectiveness of ceftolozane/tazobactam versus aminoglycosides/polymyxins and ceftazidime/avibactam for treating adult patients with multidrug-resistant Pseudomonas aeruginosa infections. Antimicrob Agents Chemother. 2026: e0073525.

Makale İçin Tıklayınız

Pneumocystis jirovecii Pnömonisinin Erken Tanısında Non-İnvazif Tanısal Strateji Olarak Serum (1,3)-β-D-Glukan ve Ağız Gargarası PCR’nin Birlikte Kullanımı: Gözlemsel Retrospektif Bir Çalışma

İmmünosüprese, HIV-negatif hastalarda P. jirovecii pnömonisi (PJP) tanısı, bronkoalveolar lavaj (BAL) yapılamaması nedeniyle sınırlı kalmaktadır. Bu çalışmada, serum beta-D-glukan testi ile ağız gargarası (AG) PCR testinin birlikte kullanımının tanısal doğruluğu değerlendirilmiş. 2019–2024 yılları arasını kapsayan bu retrospektif çalışmaya 114 hasta dahil edilmiş. PJP, 15 hastada doğrulanmış olup bu hastaların 14’ünde beta-D-glukan pozitif saptanmış. Beta-D-glukan’ın pozitif prediktif değeri (PPV) düşük olmakla birlikte, genel doğruluğu iyi düzeyde bulunmuş. Kırk yedi hastadan AG örneği alınmış ve bunların 11’ine PJP tanısı konulmuş. Beta-D-glukan ile AG PCR’nin birlikte kullanımı, bu alt grupta yüksek PPV, yüksek negatif prediktif değer ve mükemmel tanısal doğruluk sağlamış. Beta-D-glukan testine AG PCR’nin eklenmesinin, doğru ve noninvazif kombine tanısal strateji olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış.

Falcó-Roget A, Albasanz-Puig A, Pérez-González A, et al. Combined serum (1,3)-β-D-Glucan and Oral Wash PCR as a non-invasive diagnostic strategy for early detection of Pneumocystis jirovecii pneumonia: an observational retrospective study. Open Forum Infect Dis. 2026; ofag033.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler

ESCMID Global 2026’ya bildiri göndermek isteyenler için geç başvuru süreci 2 Şubat’ta başlıyor.

Bağlantı İçin Tıklayınız

ESCMID Global 2026 erken kayıt avantajından yararlanmak için son gün 11 Şubat’tır.

Bağlantı İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr