Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
30
Haziran
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

KLİMİK Dergisi’nin Hairan 2026 Sayısı Yayında

KLİMİK Dergisi’nin Haziran 2026 sayısı yayımlandı. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Yeni Sayı İçin Tıklayınız

KLİMİK Video: KLİMİK Derneği 40 Yaşında — Bilimin ve Emeğin İzinde

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği’nin 40 yıllık köklü geçmişine ışık tutan bu özel videoda, derneğin kuruluş öyküsüne ve ilk adımlarına doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. KLİMİK Derneği başkanımız Sayın Prof. Dr. Gökhan Aygün ve Uzm. Dr. Eda Alp’in sunumuyla yarım asra yaklaşan bir birikimin, bilime adanmış hayatların ve Türkiye’de infeksiyon hastalıkları alanının nasıl şekillendiğinin ilk dönem tanıklıklarını sunuyor. Geçmişin emeğine layık, geleceğin bilimine ilham olmak dileğiyle.

Video İçin Tıklayınız

6 Temmuz 2026: Dünya Zoonoz Günü

Kuduz, bilinen en eski zoonozlardan birisidir. 6 Temmuz 1885 kuduz aşısının, ilk kez bir insana uygulandığı tarihtir. Böylece 133 yıl önce bir kuduz köpeğin ısırdığı 9 yaşındaki bir çocuk olan Joseph Meister (1876-1940) da Louis Pasteur (1822-1895)’ün uyguladığı kuduz aşısı sayesinde canı kurtarılan ilk insan olarak tarihe geçmiştir.

İnfeksiyon hastalıklarımızı paylaştığımız pek çok evcil ya da yabanıl hayvan var. İnsanlık tarihi kadar eski zoonotik infeksiyonlara ek olarak, günümüzde yeni ortaya çıkan zoonotik infeksiyonlarla da mücadele içindeyiz:  başta COVID-19 olmak üzere, Kırım-Kongo kanamalı ateşi, kuş gribi, domuz gribi, tularemi, hantavirus infeksiyonu, Batı Nil ateşi ve tatarcık ateşi 10 yılı aşkın bir süreden beri ülkemizde ilk kez saptanan ya da önemi artan infeksiyonlar…

Zoonotik hastalıkların insan sağlığı için ne kadar büyük risk oluşturabildiğini yaşayarak öğrendiğimiz COVID-19 günlerinde, değişerek gelişen, evrimini sürdüren mikroorganizmalara karşı, bilinen mücadele yöntemlerimizin yeterli olmadığını ve daha gelişkin mücadele yöntemleri geliştirmek zorunda olduğumuzu çok net bir şekilde görmüş olduk. Çözüm, başta hekimler ve veterinerler olmak üzere ilgili tüm branşların birlikte mücadele etmelerinden geçiyor.

Zoonotik infeksiyonların ortasında bu yıl da, Dünya Zoonoz Günü’nü, sağlıklı bir dünya için ve birlikte mücadele adına anmak isteriz.

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

MRSA Bakteriyemisi İçin Başlangıç Tedavisi Olarak Daptomisin ve Anti- MRSA Sefalosporinleri: “Sert ve Hızlı Vur” Stratejisi Sonuçları İyileştirir mi?

Bu çalışmada, daptomisin ile kombine edilen anti-metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) sefalosporinlerinin (anti-MRSA Sef + DAP) MRSA kan dolaşımı infeksiyonunun başlangıç tedavisi olarak etkinliği, diğer antimikrobiyal rejimlerle (DAR’ler) karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş. İtalya’daki dört büyük hastanede 1 Ocak 2020 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında MRSA kan dolaşımı infeksiyonu olan hastaların dahil edildiği bu retrospektif gözlemsel çalışmada, birincil sonlanım noktası 90 günlük tüm nedenlere bağlı mortalite olarak belirlenmiş. Birincil sonlanım noktası analizi için Cox regresyonu kullanılmış ve sonuçlar ters olasılık tedavi ağırlıklandırması (IPTW) ile doğrulanmış. Tedavi etkinliği ayrıca, iyileşmenin ötesindeki belirli olumsuz sonuçlardan (kalıcı MRSA infeksiyonu, beş gün ve üzeri kalıcı bakteriyemi, ilaç direnci, herhangi bir advers olay ve 90 günlük nüks) herhangi biri için 1 ek puan atanan “arzu edilen sonuç sıralaması” (DOOR) yaklaşımı kullanılarak değerlendirilmiş; herhangi bir zamanda gerçekleşen ölüm için ise 7 puan atanmış. Toplamda 465 hastanın çalışmaya alındığı araştırmada, hastaların ortanca yaşı 76 [“interquartile range” (IQR), 61–83] olup, %59’u erkekmiş ve Charlson komorbidite indeksi skoru 7 (IQR, 4–8) olarak saptanmış. Bu hastaların sırasıyla 50’sinde (%11) endokardit ve 116’sında (%25) metastatik infeksiyon mevcutmuş. Önemli bir bulgu olarak, 181 hastada (%39) 90 günlük mortalite gelişmiş ve 260 hasta (%56) DOOR analizine dahil edilen olumsuz sonuçlardan en az birini yaşamış. Genel olarak, anti-MRSA Sef + DAP kolundaki hastaların, DAR kolundakilere kıyasla daha iyi bir sonuca sahip olma olasılığı %59.9 [%95 güven aralığı (GA): %52.4–%67.4) bulunmuş. Özellikle anti-MRSA Sef + DAP’nin, azalmış mortalite ile ilişkili olduğu saptanmış [“adjusted hazard ratio” (aHR): 0.54; %95 GA: 0.34–0.85] ve bu durum IPTW analizi ile yapılan düzeltmenin ardından doğrulanmış. Sonuç olarak araştırmacılar, anti-MRSA Sef + DAP kombinasyonunun, özellikle daha kötü sonuçlarla karşılaşma riski yüksek olan hastalarda MRSA kan dolaşımı infeksiyonu için geçerli bir başlangıç tedavisi olabileceği sonucuna varmışlar.

Bavaro DF, Belati A, Sacchet D, et al. Anti-methicillin-resistant Staphylococcus aureus (MRSA) cephalosporins plus daptomycin as initial therapy for MRSA bacteremia: does a “hit hard and fast” strategy improve outcomes? Clin Infect Dis. 2026: ciag228.

Makale İçin Tıklayınız

Rifampisine Dirençli Tüberküloz İçin Altı Aylık Bir Stratejinin Pragmatik Denemesi

Çalışmada rifampisine dirençli tüberküloz için daha güvenli ve daha etkili tedavi rejimlerine ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir. Bu doğrultuda araştırmacılar, rifampisine dirençli akciğer tüberkülozu için altı aylık bir tedavi stratejisini değerlendirmek üzere Güney Afrika’da faz 3, açık etiketli, pragmatik, randomize, kontrollü bir “non-inferiorite” (eşdeğerlik)  çalışması yürütmüşler. Altı yaş ve üzeri rifampisine dirençli akciğer tüberkülozu olan katılımcılar, altı ay boyunca bedakilin, linezolid, delamanid ve levofloksasin veya klofazimin veya her ikisinden oluşan bir rejime (deneme stratejisi grubu) veya Güney Afrika’da mevcut olan dokuz aylık standard bakım tedavi rejimine (kontrol grubu) rastgele atanmışlar. Hamile veya emziren kişiler ile florokinolona dirençli tüberkülozu olanlar da çalışma popülasyonuna dahil edilmiş. Her iki gruptaki tedavi, ikinci basamak ilaç duyarlılık testi sonuçlarına göre ayarlanmış. Birincil etkinlik sonlanım noktası, tedavi sonunda ve randomizasyondan 76 hafta sonra başarılı bir sonuç (kür veya tedavinin tamamlanması) olarak belirlenmiş. “Non-inferiorite” marjı %10 olarak kabul edilirken, birincil güvenlik sonlanım noktası evre 3 veya daha yüksek bir advers olay olarak tanımlanmış. Taranan 432 kişi arasından 403’ü randomizasyona tabi tutulmuş; 203’ü deneme-stratejisi grubuna ve 200’ü kontrol grubuna atanmış. Deneme stratejisi grubundaki 202 katılımcının 174’ünde (%86.1) ve kontrol grubundaki 200 katılımcının 172’sinde (%86.0) başarılı sonuç gözlenmiş. Düzeltilmiş risk farkı -0.2 yüzde puanı (%95 GA: -6.9-6.5; “non-inferiorite” için p=0.001) olarak bulunmuş. Tedavi sırasında deneme stratejisi grubundaki 202 katılımcının 63 (%31.2)’ünde  ve kontrol grubundaki 200 katılımcının 74 (%37.0)’ünde  evre 3 veya daha yüksek advers olaylar meydana gelmiş; her iki grupta da 10’ar katılımcı hayatını kaybetmiş. Sonuç olarak, Güney Afrika’da rifampisine dirençli tüberkülozu olan katılımcılar arasında, altı aylık deneme stratejisinin başarılı sonuç açısından standard bakım stratejisinden daha aşağı olmadığına ve iki stratejinin güvenlik profillerinin benzer olduğuna varılmış.

Conradie F, Badat T, Poswa A, et al. A pragmatic trial of a 6-month strategy for rifampicin-resistant tuberculosis. N Engl J Med. 2026; 394 (24): 2429-39.

Makale İçin Tıklayınız

14 Gün Kuralının Yeniden Değerlendirilmesi: Çok Merkezli Bir Kohort Çalışmasında Komplike Olmayan Kandidemi İçin Kısa Süreli Antifungal Tedavi

Güncel kılavuzlar sınırlı kanıt olmasına rağmen, kan kültürü temizlendikten sonra komplike olmayan kandidemi için en az 14 günlük antifungal tedavi önermektedir. Bu genel bilginin ışığında araştırmacılar, antifungal tedavi süresinin klinik sonuçlarla ilişkili olup olmadığını değerlendirmişler. Tayvan’da Ocak 2014 ile Haziran 2024 tarihleri arasında yürütülen bu çok merkezli retrospektif çalışmaya, 7-20 günlük antifungal tedaviyi tamamlayan komplike olmayan kandidemili (5 gün içinde mikrobiyolojik temizlenme sağlanan, yeterli kaynak kontrolü olan ve derin yerleşimli veya metastatik infeksiyonu olmayan) yetişkin hastalar dahil edilmiş. Hastalar kısa süreli (7-13 gün) ve uzun süreli (14-20 gün) tedavi gruplarına ayrılmış. Birincil sonlanım noktaları, tedavi bitimi (EOT) sonrası 14 gün içinde tüm nedenlere bağlı mortalite ve 90 gün içinde nüks olarak belirlenirken; ikincil sonlanım noktaları EOT sonrası 90 günlük mortalite ve bir yıllık nüks olarak tanımlanmış. Karıştırıcı faktörleri düzeltmek için ters olasılık tedavi ağırlıklandırması (IPTW) uygulanmış. Çalışmaya alınan 203 hastanın 72 (%35.5)’si kısa süreli, 131 (%64.5)’i ise uzun süreli tedavi almış. Genel olarak, EOT sonrası 14 günlük mortalite oranı %7.4 (kısa ve uzun süreli gruplarda sırasıyla %5.6’ya karşılık %8.4) olarak bulunmuş. Kısa süreli tedavinin kaba [“odds ratio” (OR): 0.64; %95 GA: 0.17-1.95), çok değişkenli (aOR: 0.33; %95 GA: 0.06-1.35) veya IPTW ağırlıklı analizlerde (aOR: 0.42; %95 GA: 0.11-1.55) artmış EOT sonrası 14 günlük mortalite ile ilişkili olmadığı saptanmış. EOT sonrası 90 günlük nüks oranı %4.4 olarak saptanmış ve analizler arasında anlamlı bir fark görülmemiş. IPTW ağırlıklı Kaplan-Meier ve alt grup analizleri de tutarlı bulgular göstermiş. EOT sonrası 90 günlük mortalite ve bir yıllık nüksü içeren ikincil sonlanım noktalarında da anlamlı bir fark gözlenmemiş. Sonuç olarak araştırmacılar, yeterli kaynak kontrolü ve mikrobiyolojik temizlenme sağlanan komplike olmayan kandidemi hastalarında kısa süreli antifungal tedavinin, uzun süreli tedaviye kıyasla artmış mortalite veya nüks ile ilişkili olmadığı sonucuna varmışlar.

Huang HY, Lu PL, Lin YC, et al. Re-evaluating the 14-day rule: short-course antifungal therapy for uncomplicated candidaemia in a multicentre cohort study. J Antimicrob Chemother. 2026; 81 (7): dkag221.

Makale İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr