Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
21
Temmuz
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Klostridiyal Nekrotizan Yumuşak Doku İnfeksiyonlarının Klinik Özellikleri

İskandinavya’da beş referans hastanede yürütülen prospektif INFECT kohortunda, Clostridium türlerinin neden olduğu nekrotizan yumuşak doku infeksiyonlarının klinik özellikleri ve sonuçları değerlendirilmiş. Klostridiyal olgular, klostridiyal etken içermeyen polimikrobiyal infeksiyonlarla karşılaştırılmış. Çalışmada beş C. perfringens, beş C. septicum kaynaklı olmak üzere toplam 10 klostridiyal infeksiyon saptanmış. İmmün yetmezlik ve penetran travmanın klostridiyal olgularda daha sık görüldüğü, infeksiyonların özellikle ekstremite tutulumu ve şiddetli ağrıyla ilişkili olduğu saptanmış. Radyolojik görüntülemede gaz görülmesi ise klostridiyal infeksiyonları diğer polimikrobiyal infeksiyonlardan ayırt etmemiş. Hastalardan ikisine ampütasyon uygulanmış, iki hasta 30 gün içinde hayatını kaybetmiş. Ayrıca Clostridium türlerinin diğer mikroorganizmalarla birlikte bulunduğu yedi polimikrobiyal olguda komorbidite yükü ve 30 günlük mortalite daha yüksek bulunmuş. Sonuç olarak, klostridiyal nekrotizan yumuşak doku infeksiyonlarında immün yetmezlik, penetran travma, ekstremite tutulumu ve şiddetli ağrının önemli klinik özellikler olduğu vurgulanmış. Clostridium içeren polimikrobiyal infeksiyonlar yüksek mortaliteyle ilişkili olmakla birlikte, bakterilerin bu tablodaki bağımsız patojenik katkısının kesin olarak belirlenemediği ifade edilmiş.

Viste JA, Svendal GA, Skrede S, et al. Clinical features of clostridial necrotizing soft-tissue infections: analysis of a prospective Scandinavian cohort study. Open Forum Infect Dis. 2026; ofag429.

Makale İçin Tıklayınız

2026 Yılında Bundibugyo Virusu Hastalığı: Klinik ve Halk Sağlığı Müdahaleleri

Bu makalede, 2026 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan Bundibugyo virusu hastalığı salgını üzerinden filovirus infeksiyonlarının tanısı, klinik yönetimi ve halk sağlığı kontrolünde karşılaşılan güçlükler değerlendirilmiş. Bundibugyo virusu nadir görülmesine rağmen yüksek mortaliteli salgınlara neden olabilmektedir. Salgın kontrolünün; hızlı vaka tanımlama, laboratuvar doğrulaması, izolasyon, temaslı takibi, infeksiyon kontrol önlemleri, sağlık çalışanlarının korunması ve toplum katılımının birlikte yürütülmesine bağlı olduğu vurgulanmış. Hastalığa özgü lisanslı bir aşı veya onaylanmış tedavi bulunmadığından, sıvı-elektrolit yönetimi ve organ desteğini içeren kapsamlı destekleyici bakım klinik yönetimin temelini oluşturmaktaymış. Deneysel çalışmalar, Ebola virusuna karşı geliştirilen bazı aşıların ve monoklonal antikorların Bundibugyo virusuna karşı çapraz koruyucu etki gösterebileceğine işaret etmiş. Ancak bu bulguların doğrudan klinik etkinliğine ilişkin kanıt henüz sağlanmamış. Sonuç olarak Bundibugyo virusu salgınlarının kontrolünün; klinik bakım, tanı kapasitesi, sürveyans, infeksiyon kontrolü ve uluslararası halk sağlığı koordinasyonunun bütünleştirilmesini gerektirdiği vurgulanmış. Mevcut Ebola platformları hazırlık açısından yararlı olabilse de Bundibugyo virusuna özgü aşı ve tedavilerin geliştirilmesine ihtiyacın devam ettiği belirtilmiş.

Sullivan NJ. Bundibugyo virus disease in 2026-Clinical and public health responses. N Engl J Med. 2026; 395 (3): 278-89.

Makale İçin Tıklayınız

Hematolojik Maligniteli Hastalarda Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae ve Enterobacter cloacae’nin Neden Olduğu Kan Dolaşımı İnfeksiyonlarında Antibiyotik Direncinin Öngörülmesine Yönelik Makine Öğrenmesi Temelli Bir Yaklaşım

Hematolojik maligniteli 1353 hastanın retrospektif verilerinin kullanıldığı bu çalışmada, Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae veya Enterobacter cloacae kaynaklı kan dolaşımı infeksiyonlarında (KDİ) antibiyotik direncini öngörmek için çok görevli bir makine öğrenmesi modeli geliştirilmiş. Modeller; karbapenem, beta-laktam veya beta-laktamaz inhibitörü kombinasyonları ve üçüncü veya dördüncü kuşak sefalosporinlere direnci öngörmede orta ila iyi düzeyde performans göstermiş. Eşik değerlerinin klinik hedeflere göre optimize edilmesiyle duyarlılık belirgin biçimde artmış; uygunsuz ampirik tedavide anlamlı bir artış olmadan ampirik karbapenem kullanımının %71.7’den %32.1’e düşürülebileceği hesaplanmış. Uzamış nötropeni, önceki karbapenem kullanımı ve tümör konsolidasyon evresi direnç açısından başlıca öngördürücüler olarak belirlenmiş. Etken türünün modele eklenmesi özellikle sefalosporin direnci tahminini iyileştirmiş. Sonuç olarak geliştirilen modelin, hematolojik maligniteli hastalarda etken tanımlandıktan veya olası etken grubu belirlendikten sonra ampirik antibiyotik seçimini destekleyerek gereksiz karbapenem kullanımını azaltabileceği vurgulanmış. Ancak klinik kullanıma geçmeden önce modelin prospektif ve dış kohortlarda doğrulanması gerektiği belirtilmiş.

Cui Y, Feng X, Shao R, et al. A machine learning-driven multitask framework for antibiotic resistance prediction in Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, and Enterobacter cloacae bloodstream infections among hematological malignancy patients. Antimicrob Resist Infect Control. 10 Temmuz 2026.

Makale İçin Tıklayınız

Varicella Zoster Virus Ensefalitinde Asiklovire Erken Başlamak Prognozu Değiştiriyor mu?

Varicella zoster virusu (VZV), erişkinlerde infeksiyöz ensefalitin önemli etkenlerinden biridir. Danimarka’da yürütülen prospektif, ulusal ve popülasyon temelli bu kohort çalışmasında, 2015–2023 yılları arasında mikrobiyolojik olarak doğrulanmış VZV ensefaliti tanısı alan 156 erişkin hasta değerlendirilmiş. Çalışmada, hastaneye yatıştan sonra asiklovir tedavisine başlama zamanı ile altı aylık mortalite ve fonksiyonel sonuçlar arasındaki ilişki araştırılmış. Hastaneye yatışta asiklovir tedavisine başlanmasına kadar geçen ortanca süre 13 saat (çeyrekler arası aralık: 5–46 saat) olarak saptanmış. Altı aylık mortalite %20 bulunmuş. Hastaneye yatıştan sonra 6 saatten daha geç başlanan asiklovir tedavisinin ne altı aylık mortaliteyi ne de olumsuz fonksiyonel sonuçları artırdığı gösterilmiş. Benzer şekilde, lomber ponksiyondan sonra altı saatten geç başlanan tedaviyle de prognoz arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı belirtilmiş. Takip süresince hiçbir hastada infeksiyon sonrası otoimmün ensefalit gelişmediği ifade edilmiş. Bu çalışma sonuçları ile asiklovir tedavisine başlamadaki gecikmenin, tek başına klinik sonuçları belirlemediğini düşündürdüğü vurgulanmış. Bulguların, erken ampirik antiviral tedavinin önemini azaltmadığı ancak prognozun yaş, altta yatan hastalıklar ve hastalığın başlangıç şiddeti gibi diğer faktörlerden de önemli ölçüde etkilendiğini gösterdiği belirtilmiş.

Duerlund LS, Larsen L, Storgaard M, et al. Time to acyclovir and outcome of varicella zoster virus encephalitis: A prospective population-based cohort study. CMI Commun. 2026:105208.

Makale İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr