Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
17
Şubat
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Olgular Eşliğinde Brusellozda Zor Kararlar (212. Web Konferans, 17 Şubat 2026)

17 Şubat 2026 Salı günü 20.00-21.30 saatleri arasında “Olgular Eşliğinde Brusellozda Zor Kararlar” Web konferansı yapılacaktır.

PROGRAM

Yönetenler:
Prof. Dr. Aysel KOCAGÜL-ÇELİKBAŞ
Hitit Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Doç. Dr. Dilek YAĞCI-ÇAĞLAYIK
Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Bruselloz Tanı Yöntemleri
Uzm. Dr. Meral TURAN
Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Ulusal Yüksek Riskli Patojenler Referans Laboratuvarı

Olgu 1: Tanıda Zor Kararlar
Dr. Öğr. Üyesi Rukiye İNAN-SARIKAYA
Balıkesir Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Olgu 2: Tanıda Zor Kararlar
Dr. Öğr. Üyesi Hazel ÖZTÜRK-BELİK
Uludağ Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Olgu 3: Tedavide Zor Kararlar
Uzm. Dr. Çağla KESKİN-SARITAŞ
Marmara Üniversitesi, Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

DSÖ 2024 Bakteriyel Öncelikli Patojenler Listesi: Antimikrobiyal Dirence Karşı Araştırma, Geliştirme ve Halk Sağlığı Stratejilerine Yön Vermeye Yönelik Bir Önceliklendirme Çalışması

2017 DSÖ Bakteriyel Öncelikli Patojenler Listesi (BPPL), antibiyotiğe dirençli patojenlere karşı küresel politika, araştırma-geliştirme ve yatırımlara yön veren temel bir halk sağlığı aracı olmuş ve yayımlanmasından bu yana öncelikli patojenleri hedefleyen en az 13 yeni antibiyotik onaylanmıştır. 2024 BPPL, yeni veri ve kanıtları dahil ederek önceki sınırlılıkları giderip önceliklendirmeyi geliştirmeyi amaçlamış. Çok kriterli karar analizi çerçevesinde 24 antibiyotik-dirençli bakteri; mortalite, ölümcül olmayan hastalık yükü, insidans, 10 yıllık direnç eğilimleri, önlenebilirlik, bulaşabilirlik, tedavi edilebilirlik ve antibakteriyel geliştirme hattının durumu olmak üzere sekiz kritere göre, mevcut kanıt ve uzman görüşüne dayanarak puanlanmış. Kriter ağırlıkları, 100 uluslararası uzmana uygulanan ikili karşılaştırmalı tercih anketiyle belirlenmiş; her patojen için %0–100 aralığında toplam puan hesaplanmış, alt grup ve duyarlılık analizleriyle sıralamanın istikrarı test edilmiş ve bağımsız danışma grubu incelemesi sonrası patojenler çeyreklik sisteme göre kritik, yüksek ve orta öncelik düzeylerine ayrılmış. Toplam puanlar %84 ile %28 arasında değişmiş; antibiyotiğe dirençli Gram-negatif bakteriler ve rifampisine dirençli Mycobacterium tuberculosis en yüksek çeyrekte yer almış. Toplum kökenli infeksiyon etkenleri arasında florokinolone dirençli Salmonella enterica serotip Typhi, Shigella spp. ve Neisseria gonorrhoeae öne çıkmış; ayrıca listede Pseudomonas aeruginosa ve Staphylococcus aureus yer almış. 2024 BPPL; özellikle Gram-negatif bakterilerin ve rifampisine dirençli M. tuberculosis’in süregelen tehdidini ve mevcut antibakteriyel geliştirme hattının sınırlılıklarını vurgulayarak, araştırma-geliştirme yatırımlarının önceliklendirilmesi, yeni antibakteriyellere sürdürülebilir yatırım yapılması, mevcut ilaçlara eşit erişimin artırılması, aşı kapsamının genişletilmesi ve infeksiyon önleme-kontrol önlemlerinin güçlendirilmesi gereğini ortaya koymuş.

Sati H, Carrara E, Savoldi A, et al. The WHO Bacterial Priority Pathogens List 2024: a prioritisation study to guide research, development, and public health strategies against antimicrobial resistance. Lancet Infect Dis. 2025; 25 (9): 1033-43.

Makale İçin Tıklayınız

Proviral-DNA M184V/I Mutasyonunun DTG/3TC İdame Tedavisinin 96 Haftalık Sonuçları Üzerindeki Etkisi: VOLVER Klinik Çalışması Sonuçları

Arşivlenmiş lamivudin direnç mutasyonlarının, dolutegravir artı lamivudin (DTG/3TC) tedavisinin etkinliği üzerindeki etkisi belirsizliğini korumaktadır. Bu açık etiketli, tek kollu, çok merkezli faz IIa çalışması olan VOLVER-GESIDA 11820 kapsamında, proviral-DNA M184V/I saptanmasının virolojik sonuçlarla ilişkili olup olmadığı değerlendirilmiş. Çalışmaya, başlangıç proviral DNA popülasyon dizilemesinde M184V/I mutasyonu saptanmayan ancak belgelenmiş veya şüphelenilen geçmiş lamivudin direnci olan virolojik olarak baskılanmış yetişkinler dahil edilmiş. Katılımcılar DTG/3TC rejimine geçmiş ve 96 hafta boyunca takip edilmiş; proviral-DNA M184V/I varlığı, başlangıçta ve 96. haftada periferik kan mononükleer hücrelerinin yeni nesil dizilemesi (NGS) ile retrospektif olarak analiz edilmiş. Toplam 121 katılımcının %94’ünde geçmişte belgelenmiş M184V/I mutasyonu bulunduğu, NGS yöntemiyle başlangıçta ve/veya 96. haftada katılımcıların 37 (%30.6)’sinde en az %5 frekansta M184V/I saptandığı bildirilmiş. İlk 48 hafta içinde iki virolojik başarısızlık meydana gelirken, sonraki süreçte herhangi bir başarısızlık gözlenmemiş ve tedavi sırasında ortaya çıkan bir dirence rastlanmamış. Snapshot analizine göre 96. haftada HIV-1 RNA düzeyinin 50 kopya/mL’nin altında olma oranı; M184V/I saptanmayanlarda %85.7, sadece başlangıçta saptananlarda %66.7, sadece 96. haftada veya her iki zaman diliminde de saptananlarda ise %100 olarak saptanmış. Her iki zaman noktasında da mutasyon taşıyanlarda, mutasyonu içeren proviral dizilerin oranının %30’dan %45’e yükseldiği (p=0.0037) görülmüş. Sonuç olarak, proviral-DNA M184V/I saptanmasının DTG/3TC alan katılımcılarda virolojik sonuçlarla ilişkili olmadığı ve bu spesifik klinik durumda sınırlı bir değere sahip olduğu gösterilmiş

De Lagarde M, De Miguel R, Sigcha MA, et al. Impact of proviral-DNA M184V/I on 96-week outcomes of DTG/3TC maintenance therapy: results from the VOLVER clinical trial. Clin Infect Dis. 2026: ciag060.

Makale İçin Tıklayınız

Ainuovirine+Lamivudin/Tenofovir Disoproksil Fumarat’nin Virolojik Olarak Baskılanmış HIV-1 ile Yaşayan Bireylerde Etkinliği ve Güvenliliği: Çok Merkezli, Gerçek Yaşam Çalışmasının 48 Haftalık Sonuçları

HIV-1 tedavisi antiretroviral rejimlerle önemli ölçüde ilerleme kaydetmiş; ancak yaygın kullanılan rejimler kilo artışı ve olumsuz lipid değişikliklerine yol açabilmiştir. Bu çok merkezli, retrospektif, gözlemsel kohort çalışmasında, virolojik olarak baskılanmış erişkin hastalar ainuovirine (ANV) grubuna geçiş yapanlar veya efavirenz (EFV) grubuna devam edenler olarak ikiye ayrılmış ve 48 hafta boyunca izlenmiş. Toplam 350 katılımcının dahil edildiği çalışmada 48. haftada virolojik baskılanma oranının ANV grubunda %96.5, EFV grubunda ise %96.1 olduğu saptanmış ve bu sonuç eşdeğerliği doğrulamış. CD4+ T hücre iyileşmesi veya CD4+/CD8+ oranı açısından gruplar arasında anlamlı fark gözlenmemiş. ANV grubunda kilo artışının EFV grubuna kıyasla anlamlı derecede daha az bulunduğu ve vücut kitle indeksi değişiminde de benzer bir eğilim gözlendiği saptanmış. Ayrıca ANV kullanımının, EFV’ye kıyasla total kolesterol ve trigliserid düzeylerinde anlamlı azalma ile daha olumlu lipid değişiklikleri sağladığı, her iki grupta da karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının stabil seyrettiği görülmüş. EFV temelli rejimden ANV temelli rejime geçişin virolojik baskılanmanın sürdürülmesini sağladığı; daha az kilo artışı ve daha olumlu lipid profili gibi metabolik parametrelerde iyileşme ile sonuçlandığı belirlenmiş. Alternatif bir tedavi değişikliği stratejisi olarak ANV temelli rejimin, kilo artışı veya dislipidemi riski olan bireyler için daha avantajlı bir seçenek olabileceği vurgulanmış.

Zou S, Zhao X, Zhang Q, et al. Effectiveness and safety of ainuovirine plus lamivudine and tenofovir DF in virologically suppressed people living with HIV-1: the 48-week results of a multicenter, real-world study. Antimicrob Agents Chemother. 2026: e0110825.

Makale İçin Tıklayınız

İnvazif Aspergillozda Triazoller veya L-AmB ile Birincil Tedavi: Çok Merkezli Retrospektif Bir Çalışma

Bu çalışmada, invazif aspergilloz (IA) için birincil tedavi olarak liposomal amfoterisin B (L-AmB) ile küf-etkili triazollerin klinik sonuçları karşılaştırılmış. On yıllık bir dönem boyunca 401 hastanın incelendiği çalışmada, başlıca predispozan durumların hematolojik malignite, ağır solunum yolu viral infeksiyonu ve kronik steroid kullanımı olduğu saptanmış. Başlangıç tedavisi olarak hastaların %26.2’si L-AmB, %73.8’i ise triazol almış. L-AmB grubunda tedavi değişikliğinin daha sık görüldüğü; bu değişikliğin en sık nedeninin oral triazollere geçiş olduğu, triazol grubunda ise değişikliğin başlıca nedeninin advers olaylar olduğu saptanmış. Genel 90 günlük sağkalım oranları triazol (%58.8) ve L-AmB (%53.3) grupları arasında benzer bulunmuş ve düzeltilmiş “hazard” oranı 1.43 olarak hesaplanmış. Sonuç olarak, birincil L-AmB tedavisinin iyi tolere edildiği ve triazollerle benzer sağkalım oranları ile ilişkili olduğu gösterilmiş olup, klinik sonuçlar üzerindeki etkisini daha net ortaya koymak için ileri çalışmalara ihtiyaç olduğu belirtilmiş.

Rinaldi M, Lewis RE, Susini MC, et al. Primary therapy for invasive aspergillosis with triazoles or L-AmB: a multicenter retrospective study. Open Forum Infect Dis. 2026; 13 (2): ofaf777.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler

EpiAlert:

Surinam ve Seyşeller’de hızlanan Chikungunya salgını nedeniyle CDC tarafından seyahat sağlık uyarısı yayımlandı.

Avrupa’da 2025 yılında 30 ülkede 7600’den fazla kızamık vakası bildirildi; Fransa’da aktif salgın devam ediyor.

Avrupa’da bebek mamalarında Bacillus cereus toksini (cereulide) tespit edildi; bu nedenle çok ülkeli ürün geri çağırma süreci başlatıldı.


Bağlantı İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr