Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
23
Haziran
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

KLİMİK Video: Yaz Aylarında Gizli Tehlike — Durgun Sularda Yüzmekle Bulaşan İnfeksiyonlar ve Korunma Yolları

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte serinlemek amacıyla tercih edilen göl, gölet, baraj ve kontrolsüz havuzlar gibi durgun sular, patojenler için uygun üreme alanları oluşturuyor. Hem çevre koşullarının hem de insan aktivitelerinin tetiklediği bu su kaynaklı bakteriyel, paraziter ve viral infeksiyon risklerini, sudan bulaşan hastalıkların klinik belirtilerini ve korunma önlemlerini Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Sayın Uzm. Dr. Eda Alp aktarıyor.

Video İçin Tıklayınız

Tanzanya ve Uganda’da HIV ile İlişkili Sepsiste Erken Başlanan veya Yüksek Doz Antitüberküloz Tedavi (ATLAS): Faz 3, Açık Etiketli, Randomize, Kontrollü, 2×2 Faktöriyel Tasarımlı Üstünlük Çalışması

ATLAS çalışması, Tanzanya ve Uganda’da HIV ile yaşayan ve sepsis nedeniyle hastaneye yatırılan erişkin hastalarda erken ve yüksek doz antitüberküloz tedavinin etkinliğini değerlendiren faz 3, randomize kontrollü bir çalışma olarak tasarlanmış. Toplam 395 hasta analiz edilmiş ve hastaların %52’sinde tüberküloz tanısı doğrulanmış. Hastalar, tüberküloz tedavisinin hemen başlanması veya tanı konulduktan sonra başlanması ile yüksek doz veya standard doz tedavi stratejilerine randomize edilmiş. Tüm hasta grubu değerlendirildiğinde ne erken başlanan antitüberküloz tedavinin ne de yüksek doz tedavinin 28 günlük mortalite üzerinde anlamlı bir üstünlüğü gösterilememiş. Ancak mikrobiyolojik olarak tüberkülozu doğrulanan alt grupta, standard dozda erken başlanan tedavi, tanı sonrasında başlanan standard doz tedaviye göre mortaliteyi belirgin şekilde azaltmış [%12’ye karşı %34; “adjusted hazard ratio” (aHR): 0.32; %95 güven aralığı (GA) 0.13–0.82]. Buna karşın yüksek doz tedavi mortalite açısından ek yarar sağlamamış ve daha fazla ilaç ilişkili karaciğer hasarı görülme eğilimi göstermiş. Bu sonuçlar, HIV ilişkili sepsisli tüm hastalarda ampirik antitüberküloz tedavi kullanımını desteklememekle birlikte, altta yatan tüberkülozu bulunan hastalarda etkin tedaviye mümkün olan en kısa sürede başlanmasının sağkalımı önemli ölçüde iyileştirebileceğini göstermiş.

Heysell SK, Mpagama SG, Nuwagira E, et al. Immediate or high-dose antituberculosis therapy for HIV-related sepsis in Tanzania and Uganda (ATLAS): a phase 3, open-label, randomised, controlled, 2 × 2 factorial, superiority trial. Lancet Infect Dis. 2026; 26 (6): 601-13.

İleri Evre HIV Hastalarında CRP Düzeyinin 30 Günlük Hastaneye Yatış ve Ölümü Öngörmedeki Rolü

İleri evre HIV infeksiyonu (CD4 ≤200 hücre/μL) olan bireylerde fırsatçı infeksiyonlar ve AIDS ilişkili ölümler önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Uganda’da gerçekleştirilen prospektif bir çalışmada, 1378 ileri evre HIV hastasında serum C-reaktif protein (CRP) düzeyinin 30 günlük hastaneye yatış veya ölüm riskini öngörmedeki değeri araştırılmış. Katılımcıların %41.6’sında CRP düzeyi ≥10 mg/L bulunmuş. CRP ≥10 mg/L olan hastalarda 30 gün içinde hastaneye yatış riski 4.2 kat, ölüm riski ise 9.8 kat daha yüksek saptanmış. Çok değişkenli analizde CRP düzeyindeki her iki kat artışın, 30 günlük hastaneye yatış veya ölüm riskinde %36,9’luk artış ile ilişkili olduğu gösterilmiş. Ayrıca CRP’nin risk modellerine eklenmesi, kötü klinik sonlanımları öngörme başarısını anlamlı şekilde artırmış [“area under the curve (AUC) değerleri 0.80’e karşı 0.72]. Bu sonuçlar ileri evre HIV hastalarında CRP’nin basit, ucuz ve kolay uygulanabilir bir risk belirteci olarak kullanılabileceğini ve bakım noktasında yapılacak CRP ölçümlerinin yüksek riskli hastaların erken tanımlanmasına katkı sağlayabileceğini göstermiş.

Schwartz EL, Nalintya EK, Skipper CP, et al. Predictive value of c-reactive protein for hospitalization and mortality among people with advanced HIV disease in Uganda receiving the World Health Organization-recommended package of care. Clin Infect Dis. 2026; 82 (5): 745-52.

Makale İçin Tıklayınız

Yenidoğanlara Patojen Geçişini Azaltmak İçin Antiseptik Temizleme: NeoVT-AMR Randomize Klinik Çalışması

Doğum sırasında uygulanan topikal antiseptiklerin yenidoğan sepsisini önlemedeki potansiyel rolü, Malawi’de gerçekleştirilen randomize klinik bir çalışmada değerlendirilmiş. Çalışmada doğum eylemindeki kadınlar ve yaşamın ilk 24 saatindeki yenidoğanlar, %1 klorheksidin (CHG), %2 klorheksidin, oktenidin-fenoksietanol kombinasyonu veya standard bakım gruplarına randomize edilmiş. Toplam 149 anne ve 147 yenidoğanın dahil edildiği çalışmada, %1 klorheksidinin hem maternal genital bölgede hem de yenidoğan cildinde bakteriyel kolonizasyonu diğer uygulamalara kıyasla daha etkili şekilde azalttığı gösterilmiş. Tekrarlayan uygulamaların annelerde ek yarar sağlamadığı, ancak yenidoğanlarda zamanla artan bir etki oluşturduğu gözlenmiş. Gruplar arasında ciddi advers olay, cilt toksisitesi veya hipotermi açısından anlamlı fark saptanmamış. Araştırmacılar, %1 klorheksidinin güvenli ve etkili bir antiseptik yaklaşım olduğunu ve yenidoğan sepsisini önlemeye yönelik daha büyük klinik sonlanımlı çalışmalar için en uygun aday olduğunu bildirmiş.

Beales E, Clements MN, Feasey NA, et al. Antiseptic cleansing to reduce vertical transmission of pathogens to neonates: the NeoVT-AMR randomized clinical trial. JAMA Netw Open. 2026; 9 (6): e2615665.

Makale İçin Tıklayınız

Hastane Kökenli Ventilatör Dışı Pnömoninin Önlenmesinde Ağız Bakımının Etkisi: HAPPEN Çalışması

Ventilatör dışı hastane kökenli pnömoni (NV-HAP), en sık görülen sağlık hizmeti ilişkili infeksiyonlardan biri olmasına rağmen infeksiyon kontrol programlarında sıklıkla göz ardı edilmektedir. Avustralya’da üç hastanede yürütülen çok merkezli, küme randomize HAPPEN çalışmasında, güçlendirilmiş ağız bakımının NV-HAP gelişimini azaltıp azaltmadığı araştırılmış. Çalışmaya hastanede en az 48 saat yatan 8870 erişkin hasta dahil edilmiş; müdahale grubunda ağız bakım malzemelerinin sağlanması, hasta ve sağlık çalışanlarının eğitimi ile düzenli geri bildirim uygulamaları gerçekleştirilmiş. Takip süresince NV-HAP insidansı standard bakım grubunda %1.0 iken müdahale grubunda %0.7 olarak saptanmış. Güçlendirilmiş ağız bakımı uygulaması NV-HAP gelişme riskinde yaklaşık %60 azalma sağlamış (HR: 0.40; %95 GA: 0.19–0.82) ve infeksiyon insidansını 100 yatış-günü başına 1.00’dan 0.41’e düşürmüş. Ayrıca ağız bakım protokolüne uyum oranı müdahale sonrasında %15.9’dan %61.9’a yükselmiş. HAPPEN çalışması, hastanede yatan erişkinlerde düzenli ve yapılandırılmış ağız bakımının ventilatör dışı hastane kökenli pnömoni gelişimini anlamlı şekilde azaltabildiğini göstermiş. Düşük maliyetli ve kolay uygulanabilir bu yaklaşımın, gelecekte infeksiyon kontrol rehberlerinde daha güçlü şekilde yer almasının beklendiği belirtilmiş.

White NM, Russo PL, Matterson G, et al. Effectiveness of oral care for the prevention of non-ventilator hospital-acquired pneumonia (HAPPEN): a multicentre, stepped-wedge, cluster-randomised trial in Australia. Lancet Infect Dis. 2026: S1473-3099(26)00235-5.

Makale İçin Tıklayınız

Enterococcus faecalis Bakteriyemisinde Monoterapi mi, Kombinasyon Tedavisi mi?

Enterococcus faecalis kan dolaşımı infeksiyonlarının optimal tedavisi halen tartışmalıdır. Bu çok merkezli uluslararası çalışmada, endokardit dışlanmış E. faecalis bakteriyemili hastalarda monoterapi ile kombinasyon tedavisinin klinik sonuçları karşılaştırılmış. Ocak 2019-Aralık 2024 tarihleri arasında 24 merkezden elde edilen veriler kullanılarak gerçekleştirilen çalışmaya, monomikrobiyal E. faecalis bakteriyemisi olan ve ilk yedi gün içinde ekokardiyografide endokardit saptanmayan 373 hasta dahil edilmiş. Hastaların %71’i monoterapi (çoğunlukla ampisilin), %29’u ise kombinasyon tedavisi (çoğunlukla ampisilin-seftriakson veya ampisilin-gentamisin) almış. Birincil sonlanım noktası olan 90 günlük klinik başarısızlık (ölüm, bakteriyemi nüksü veya endokardit gelişimi) monoterapi grubunda %28, kombinasyon grubunda ise %36 oranında görülmüş, ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamış. Çok değişkenli analizde klinik başarısızlık ile ilişkili tek bağımsız faktör başvuru sırasında sepsis veya septik şok varlığı olmuş. Kombinasyon tedavisinin monoterapiye üstünlüğü gösterilememiş.

Bartoletti M, Rosselli Del Turco E, Bussini L, et al. Monotherapy vs. combination therapy for Enterococcus faecalis bacteraemia: a target trial emulation. Clin Microbiol Infect. 2026; 32 (6): 983-90.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler: TAE Üstün Genç Araştırmacı Ödülü’ne Başvurun

Klinik mikrobiyoloji (KM) ve infeksiyon hastalıkları (İH) alanlarında, ders dışı etkinliklere katılımları, eğitimleri, ağ kurma ve iş birlikleri yoluyla sıra dışı beceriler sergileyen çok yönlü genç hekimler ESCMID tarafından her yıl ödüllendirilir. Genellikle, biri KM diğeri İH alanında olmak üzere iki kişi seçilir ve bu kişilere 1000 Avroluk para ödülünün yanında ESCMID Global ve ESCMID Yaz Okulu seyahat masrafları için burs sağlanır.

Bağlantı İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr