Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
5
Mayıs
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü

İnfeksiyon hastalıklarının önlenmesinde, hastalıklardan korunmada ve antibiyotiklere direnç gelişmesinin önlenmesinde en önemli basamak “el hijyeni” olarak nitelendirilmektedir. Bu amaçla Dünya Sağlık Örgütü 5 Mayıs’I “Dünya El Hijyeni Günü” olarak kabul etmiştir.
Ana sloganı “Yaşam Kurtarın: Elinizi Temizleyin” olan 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’nde bu yıl “Aksiyon Hayat Kurtarır” vurgusu yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm paydaşları, salgın yaratma eğilimli ve antimikrobiyal dirençli infeksiyonlar gibi sağlık bakımıyla ilişkili infeksiyonları önlemek için el hijyeni konusundaki ilerlemeyi hızlandırmaya destek olmaya çağırıyor.

KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

KLİMİK Video: 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü

KLİMİK Video: 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü
Amerikan Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Şiran Keske el hijyeninin önemini tarihe uzanan bir yolculukla bizlere aktarıyor.

Video İçin Tıklayınız

5 Soru 5 Yanıt: Farmakokinetik/Farmakodinamik Parametreler

Mayıs 2026’nın 5 Soru 5 Yanıt’ı yayımlandı. Soruları yanıtlamak için KLİMİK Uygulamaları veya Web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Soruları Yanıtlamak İçin Tıklayınız

Gebelikte Hepatit B İnfeksiyonu ve Toksoplazmoz Yönetimi Toplantısı (6 Mayıs 2026, Bursa)

Derneğimizin 2025-2026 dönemi bilimsel toplantıları Bursa’daki “Gebelikte Hepatit B İnfeksiyonu ve Toksoplazmoz Yönetimi” ile devam ediyor. 6 Mayıs 2026 Çarşamba günü, 18.30-20.30 saatleri arasında Podyum Davet, Podyum Park, Bursa adresinde yapılacak toplantıya tüm üyelerimizi bekliyoruz.

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Toplantı Programı İçin Tıklayınız

Anneler Günü Kutlu Olsun!

Tüm annelerimizin anneler gününü kutlarız.

KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Şiddetli Sepsis ve Menenjit Hastalarında Ekstraselüler Veziküllerden Elde Edilen RNA Profilleri, Meningokokkal ve Pnömokokal İnfeksiyonlarda Patojen-Spesifik İmmün İmzaları Ortaya Koymaktadır

Bu çalışmada, Neisseria meningitidis kaynaklı şiddetli sepsis veya menenjit hastalarından elde edilen plazma ekstraselüler veziküller (EV) içindeki RNA profilleri sistemik Streptococcus pneumoniae infeksiyonu olan hastaların profilleriyle karşılaştırılarak konak-patojen etkileşimleri araştırılmış. Hastaneye başvuru anında her iki bakteri de benzer semptomlar gösterebildiği için erken ayrım zor olmaktadır. Çalışmada, dolaşımda hücreler arası iletişimin aktif aracısı olarak işlev gören ekstraselüler veziküllere odaklanılmış.

Meningokokkal septik şok, meningokokal menenjit, pnömokok infeksiyonu tanılı hastalar ile sağlıklı kontrollerden alınan plazma örnekleri analiz edilmiş. Ekstraselüler veziküller boyut dışlama kromatografisi ile izole edilmiş ve EV kaynaklı RNA, ExoRNeasy yöntemiyle elde edilerek mikroarray ile incelenmiş. Ingenuity Pathway Analysis kullanılarak patojen-spesifik EV-RNA imzaları araştırılmış ve biyofonksiyonlar ile kanonik yolaklar üzerindeki etkiler öngörülmüş. Ayrıca, menengokokkal sepsis hastalarından elde edilen plazma EV-RNA profilleri, daha önce N. meningitidis sepsisi nedeniyle ölen hastalardan postmortem organ dokularında yayınlanmış transkriptomik verilerle karşılaştırılmış.

Transkriptomik profilleme toplam 14 909 EV-RNA’sı tespit etmiş; bunlar küçük RNA’lar ve kanonik belirteçler açısından zenginleşmiş ve hastalık grupları arasında belirgin moleküler imzalar göstermiş. Meningokokkal septik şok hastalarında transkriptomik disregülasyon en belirginmiş, bunu meningokokkal menenjitte daha hafif değişiklikler izlemiş; pnömokokal hastalıkta ise geniş yolak inhibisyonu gözlenmiş. S100A12, S100A8/A9, AQP9 ve plazma kalprotektin düzeyleri tüm hasta gruplarında tutarlı şekilde yüksek bulunmuş. Yolak analizi, meningokokkal septik şokta inflamatuar ve immün sinyal yolaklarının güçlü aktivasyonunu, menenjitte daha zayıf aktivasyonu, pnömokokal infeksiyonda ise çok sayıda yolakta inhibisyonu göstermiş. Önemli olarak, meningokokkal septik şok hastalarının plazma EV-RNA profilleri, daha önce ölümcül meningokokkal şok çalışmasında postmortem organ dokularında saptanan transkriptomik patenlerle yakından örtüşmüş.

Bu çalışmada N. meningitidis veya S. pneumoniae ile infekte hastalarda plazma EV-RNA profillerinin ilk kez tanımlanmış. Profiller iki bakteri türü arasında belirgin farklılıklar göstermiş. Meningokokkal sepsiste plazmadaki EV-RNA imzaları, ana organlarda gözlenen transkriptomik paternlerle uyumlu bulunmuş; bu da dolaşımdaki EV-RNA’nın hem sistemik hem de doku düzeyindeki konak yanıtlarını yansıtabileceğini düşündürmüş. Bulgular, EV profillemesinin patojen-spesifik yanıtları belirlemede non-invazif bir yaklaşım olarak kullanılabileceğini ve sepsis tanısı ile klinik yönetiminin iyileştirilmesinde potansiyel taşıdığını desteklemiş.

Brusletto BS, Haug KB, Olsen IS, et al. RNA profiles in extracellular vesicles from severe sepsis and meningitis patients reveal pathogen-specific immune signatures in meningococcal versus pneumococcal infections. Front Cell Infect Microbiol.16:1730302.

Makale İçin Tıklayınız

Bir Hastane Ortamında Entegre Genomik Sürveyansın Potansiyel Ekonomik ve Sağlık Etkisinin Tahmin Edilmesi

Bu çalışma, hastane ortamında entegre genomik sürveyansın (bakterilerin tüm genom dizilemesi ile hasta hareket verilerinin birlikte analiz edilmesi) sağlık ve ekonomik etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Danimarka’daki Kopenhag Üniversitesi Hastanesi’nde 28 ay boyunca yürütülmüş ve 7398 hastadan elde edilen 18 438 bakteri örneği analiz edilmiş. Çalışmanın temel bulgularına göre, hastaların yaklaşık %26.7’sinde başka hastalardaki bakterilerle genetik olarak ilişkili patojenler bulunmuş. Bu durum, hastane içi bulaşın sanılandan daha yaygın olduğunu göstermiş. Bu vakaların yaklaşık %69’unda hastalar arasında doğrudan veya dolaylı epidemiyolojik bağlantı tespit edilmiş. Özellikle Enterococcus faecium gibi bakterilerin hastane içi yayılımda önemli rol oynadığı belirlenmiş. Araştırma ayrıca, yalnızca antibiyotik dirençli bakterilerin değil, duyarlı bakterilerin de yayılımda önemli paya sahip olduğunu ortaya koymuş. Hatta duyarlı bakterilerin yayılımının, dirençli olanlara göre yaklaşık 2.2 kat daha fazla olduğu görülmüş. Bu bulgu geleneksel olarak sadece dirençli patojenlere odaklanan infeksiyon kontrol stratejilerinin yetersiz kalabileceğini göstermiş.

Ekonomik analizler, genomik sürveyansın erken uygulanması durumunda hastane infeksiyonlarının önemli bir kısmının önlenebileceğini göstermiş. Modellemeye göre, bu yaklaşım sayesinde 28 aylık süreçte yaklaşık 1284 infeksiyonun önlenmesi mümkün olabilirmiş. Aynı zamanda yıllık yaklaşık 1.35 milyon € net tasarruf sağlanabileceği tahmin edilmiş. Bununla birlikte, maliyet etkinlik patojene göre değişmekteymiş. Örneğin Enterococcus faecium gibi bazı bakterilerde genomik sürveyans oldukça yüksek tasarruf sağlarken, E. coli gibi bazı türlerde maliyet-fayda dengesi daha düşükmüş. Bu nedenle kaynakların hangi patojenlere ve hangi hastane birimlerine yönlendirileceği stratejik olarak planlanmalıymış.

Sonuç olarak çalışma, entegre genomik sürveyansın hastane içi bulaşmanın daha iyi anlaşılmasını sağladığını, infeksiyonların önlenmesine katkıda bulunabileceğini ve uygun şekilde uygulandığında önemli ekonomik faydalar sunabileceğini göstermiş. Ancak bu bulguların kesinleşmesi için daha geniş ölçekli ve kontrollü çalışmaların yapılması gerektiği de vurgulanmış.

Hertz FB, Nielsen KL, Strunin D, et al. Estimating the potential economic and health impact of integrated genomic surveillance in a hospital setting. Clin Microbiol Infect. 2026; 32 (5): 790-6.


Makale İçin Tıklayınız

Maternal İnfeksiyonların Sonuçlarını İyileştirmeye Yönelik Çok Bileşenli Bir Müdahale

Maternal infeksiyon ve sepsis, tüm dünyada özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde başlıca anne ölümü ve ağır hastalık nedenleri arasında yer almaktadır. İnfeksiyon önleme ve yönetimine yönelik kanıta dayalı önerilerin tutarsız biçimde uygulanması ile maternal sepsisin tanı ve tedavisindeki gecikmeler, önlenebilir ölümlerin sayısını arttırmaktadır. Çok bileşenli bir müdahale programı olan APT-Sepsis (Maternal Sepsisin Aktif Önlenmesi ve Tedavisi) programını değerlendirmek amacıyla küme randomize bir çalışma yürütülmüş. Bu program sağlık hizmeti sunucularının üç hedefe ulaşmasını desteklemek amacıyla tasarlanmış: (i) WHO el hijyeni standardlarına uyum, (ii) maternal infeksiyon önleme ve yönetimine ilişkin kanıta dayalı uygulamaların benimsenmesi ve (iii) sepsisin erken tanınması ile FAST-M tedavi demetinin (sıvı, antibiyotik, kaynak kontrolü, gerekirse transfer ve monitörizasyon) kullanımı. Kontrol grubuna yalnızca standard bakım ile kılavuz dağıtımı uygulanmış. Primer sonlanım noktası; gebe olan veya yakın zamanda gebe kalmış kadınlarda infeksiyonla ilişkili anne ölümü, infeksiyonla ilişkili yaşamı tehdit eden olay (yaşamı tehdit eden komplikasyondan sağ kurtulan olgular) veya ağır infeksiyonlu hastalığın (derin cerrahi alan infeksiyonu, derin perineal infeksiyon veya vücut boşluğu infeksiyonu) birlikte görülme sıklığı olarak belirlenmiş.

Malavi ve Uganda’da 59 sağlık tesisi (deneme süresince bu tesislerde 431 394 kadın doğum yapmış) müdahale grubuna (30 küme) veya standard bakım grubuna (29 küme) randomize edilmiş. Primer sonlanım noktasına ait olay, müdahale grubundaki hastaların %1.4’ünde, standard bakım grubundakilerin ise %1.9’unda gerçekleşmiş (RR 0.68; %95 GA: 0.55–0.83; p<0.001). Bu etki, ülkeler arasında ve farklı büyüklükteki tesisler arasında genel olarak tutarlıymış ve zaman içinde de sürdürülmüş. Sonuç olarak APT-Sepsis programının uygulanması, standard bakıma kıyasla infeksiyonla ilişkili anne ölümünün, infeksiyonla ilişkili “ölümden kıl payı kurtulma” olayının veya infeksiyonla ilişkili ciddi hastalığın birleşik riskinde anlamlı azalmaya yol açmıştır.

Lissauer D, Gadama L, Waitt C, et al. A multicomponent intervention to improve maternal infection outcomes. N Engl J Med. 2026; 394 (17): 1685-95.

Makale İçin Tıklayınız

MiniDock MTB ile Swab Örnekleri Kullanılarak Pulmoner Tüberküloz Tespiti

Tüberküloz (TB) vakalarının tahmini ve bildirilen sayıları arasındaki kalıcı boşluğu azaltmak için periferik sağlık merkezlerinde kullanıma uygun, iyileştirilmiş tanı araçları temel bir gereksinimdir. MiniDock MTB testinin pulmoner tüberküloz saptamadaki tanısal doğruluğu ve kullanılabilirliği belirsizmiş. Bu doğrultuda Hindistan, Nijerya, Filipinler, Güney Afrika, Uganda, Vietnam ve Zambiya’daki ayakta tedavi merkezlerinde prospektif, kesitsel bir çalışma yürütülmüş. Çalışmaya 12 yaş ve üzeri olası pulmoner tüberküloz hastaları 12 Eylül 2024 ile 31 Mart 2025 tarihleri arasında dahil edilmiş. MiniDock MTB ile değerlendirme balgam ve dil sürüntüleriyle gerçekleştirilmiş. Tanısal doğruluk, balgam kültürü temelli referans yönteme karşı ve balgam yayması mikroskopisi ile Xpert MTB/RIF Ultra testiyle karşılaştırılarak değerlendirilmiş. Kullanılabilirlik ise sistem kullanılabilirlik ölçeği ve doğrudan gözlem yoluyla ölçülmüş.

Çalışmaya 1380 katılımcı dahil edilmiş; bunların 255 (%18.5)’inde HIV infeksiyonu ve 226 (%16.4)’sında kültürle doğrulanmış tüberküloz saptanmış. MiniDock MTB duyarlılığı balgam ile %85.7 (%95 GA: 80.4 – 90.0), dil sürüntüsüyle ise %79.6 (%95 GA: 73.8 – 84.7) bulunmuş; özgüllük her iki örneklem türü için de %97.5’in üzerinde çıkmış. MiniDock MTB ile yapılan balgam testlerinin sonuçları, duyarlılık açısından Xpert MTB/RIF Ultra sonuçlarıyla yakından eşleşmiş (fark, -2.8 yüzde puanı; %95 GA: -6.0 – 0.5). MiniDock MTB’nin hem balgam (%24.3 yüzde puanı fark) hem de dil sürüntü (%18.3 yüzde puanı fark) testlerinde yayma mikroskopisinden daha yüksek duyarlılığa sahip olduğu belirlenmiş. Testin, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bakım mekezine yakın yapılan tüberküloz tanı araçları için belirlediği doğruluk hedefleriyle (balgam için ≥%85, balgam dışı için ≥%75 duyarlılık ve her ikisi için ≥%98 özgüllük) tutarlı bir tanısal doğruluk sergilediği görülmüş. Sistem kullanılabilirlik ölçeğindeki medyan skor (0-100 arası; yüksek skorlar daha iyi kullanılabilirliği gösterir) 75 (çeyrekler arası aralık, 65-80) olarak saptanmış ve bu durum iyi bir kullanılabilirliğe işaret etmiş. İndeks testle ilgili herhangi bir advers olay rapor edilmemiş. Sonuç olarak MiniDock MTB, çeşitli klinik ortamlarda tüberküloz tespiti için DSÖ’nün tanısal doğruluk ve kullanılabilirlik hedeflerini karşılamış.

Yerlikaya S, Chirwa M, Ajide B, et al. Pulmonary tuberculosis detection with MiniDock MTB using swab samples. N Engl J Med. 2026; 394 (17): 1710-22.

Makale İçin Tıklayınız

Kyasanur Ormanı Hastalığı: Artan Arboviral Tehdit

Kyasanur Ormanı hastalığı, Hindistan’ın Batı Gat Dağları’nda endemik olan ve Haemaphysalis spinigera türü kenelerden bulaşan bir flavivirus olan Kyasanur Ormanı hastalığı virusunun neden olduğu, ihmal edilmiş, kene kaynaklı viral hemorajik bir ateştir. Virus; maymunlar, kemirgenler, sivri fareler, kuşlar ve iksodes cinsi keneler arasındaki silvatik bir döngüde dolaşmakta ve insanlara kene tutunmasıyla rastlantısal (insidental) olarak bulaşmaktadır. 1957 yılında Karnataka’da keşfedilmesinden bu yana Kyasanur Ormanı hastalığı; ormansızlaşma, orman habitatlarının parçalanması ve insanların yaban hayatı alanlarına yönelik artan müdahalelerinin bir sonucu olarak Hindistan’ın diğer eyaletlerinde de yayılım göstermiş. Klinik açıdan hastalık, hemorajik ve nörotropik tablolara sahip iki evreli bir seyir göstermekteymiş. Formalinle inaktive edilmiş bir aşı mevcut olmasına rağmen etkinliği umut verici düzeyde değilmiş ve onaylanmış herhangi bir antiviral tedavi bulunmamaktaymış. Saha raporları, maymun popülasyonlarındaki mortalitenin, yaklaşmakta olan insan salgınları için erken  uyarıcı işlevi olduğuna işaret etmekteymiş. Kyasanur Ormanı hastalığının bulaşma dinamikleri, tanısal eksiklikler ve ekolojik karmaşıklıklar, halk sağlığı açısından önemli zorluklar teşkil etmekteymiş. Bu derlemede Kyasanur Ormanı hastalığı virusunun epidemiyolojisini, bulaşma dinamiklerini, moleküler virolojisini, virus-konak etkileşimlerini, immünolojik yanıtlarını, hayvan modellerini ve potansiyel antiviral tedaviyle aşılarını kapsayan güncel bir değerlendirme sunulmuş.

Pandey N, Singh SK. Kyasanur Forest disease: an emerging arboviral threat. Lancet Infect Dis. 2026; 26 (5): e228-e239.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler

ECDC Observership Programı

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) Observership Programı, İsveç’in Solna kentindeki ECDC genel merkezinde düzenlenen beş günlük bir program kapsamında 20 gözlemciyi ağırlamaktadır. ESCMID İş Birliği Merkezi (ECC) ve bir Avrupa Birliği kurumu olan ECDC; veri toplama, analiz ve bilgi paylaşımı yoluyla Avrupa’nın infeksiyon hastalıklarına karşı savunmasını güçlendirme misyonunu yürütmektedir.

Bağlantı İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr