Tüm babaların babalar gününü en içten dileklerimizle kutlarız.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu
Tüm babaların babalar gününü en içten dileklerimizle kutlarız.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu
Ülkemizden araştırmacıların da bulunduğu bu derleme, Orta ve Doğu Avrupa’daki HIV salgınına dikkat çekmektedir. Derlemeler son on beş yılda bölgedeki salgının evrimine genel bir bakış sunarak, epidemiyolojik eğilimleri, bakımda eşitsizlikleri ve UNAIDS’in 95 95 95 hedeflerine ulaşmada süregelen zorlukları vurgulamış. Orta Avrupa ülkelerinin test ve tedaviye erişimi genişletmede ilerleme kaydettiği, Doğu Avrupa’nın sosyoekonomik istikrarsızlık, sınırlı fonlama ve kilit nüfus gruplarını etkileyen damgalanma nedeniyle hızla büyüyen bir salgınla karşı karşıya kalmaya devam ettiği vurgulanmış. İnceleme ayrıca sağlık sistemleri, önleme programları ve yönetim stratejilerinde geniş farklılıklar gösteren AB ve AB dışı ülkeleri de içeren bölgenin çeşitliliğini de ele almış. Tanı, antiretroviral tedavi ve halk sağlığı politikalarındaki iyileşmelere rağmen; geç tanı, bakıma erişimde eşitsizlikler ve düşük viral baskılama oranlarının önemli engeller olmaya devam ettiği ifade edilmiş. İki bölümden oluşan bu incelemenin ilk bölümü bölgedeki HIV salgını, testler, kılavuzlar, HIV ile yaşayan kişiler için sağlıkla ilgili hizmetler ve bakım basamağını ele alırken, ikinci bölümü önleme, damgalanma ve ayrımcılığa odaklanmış.
Gökengin D, Vahabi MM, Alexiev I, et al. The evolving HIV landscape in Central and Eastern Europe: progress, gaps, and future directions-Part I. Int J Infect Dis. 2026; 168:108690.
Makalenin Birinci Bölümü İçin Tıklayınız
Gökengin D, Vahabi MM, Alexiev Ivanov I, et al. The evolving HIV landscape in Central and Eastern Europe: Progress, gaps, and future directions-part II. Int J Infect Dis. 2026; 168:108680.
DENOVA skoru, Enterococcus faecalis bakteriyemi (EfB) olan hastalarda infektif endokardit (İE) için risk sınıflandırmasını desteklemek ve ekokardiyografik değerlendirmeye rehberlik etmek için geliştirilmiştir; ancak çalışmalarda doğrulanması sınırlı kalmaktadır. Bu çalışma, büyük bir prospektif uluslararası hasta kohortunda DENOVA skorunu değerlendirmeyi amaçlamış. Çalışmada en az bir ekokardiyografik değerlendirmeden geçen hastalar, altı ülkenin (İtalya, İspanya, İsrail, Brezilya, İsviçre ve Romanya) 23 merkezinde yürütülen prospektif çok merkezli kohort çalışmasında belirlenmiş. Kesin İE, 2023 Duke kriterlerine göre tanımlanmış. Sonuç olarak, 543 hastanın 125 (%23.0)’ine İE tanısı konmuş. Sürekli bir değişken olarak değerlendirildiğinde, DENOVA skorunun alıcı işletim karakteristiği (ROC) eğrisi altında kalan alanı (AUC) 0.871 [%95 güven aralığı (GA): 0.835-0.906) olarak bulunmuş. Önceki çalışmalarda (DENOVA ≥3), duyarlılık %79.2 (%95 GA: 71.0-85.9) ve özgüllük %83.0 (%95 GA: 79.1-86.5) olarak saptanmış. Karar eğrisi analizi, DENOVA ≥3’ün gereksiz transözofageal ekokardiyografi gereksiniminde azalma sağlarken, eşik olasılıklarının çoğunda pozitif net klinik fayda ile ilişkili olduğunu göstermiş. Çalışmada DENOVA skorunun, EfB’li hastalarda İE açısından risk sınıflandırmasını desteklediği ve klinik karar süreçleriyle transözofageal ekokardiyografi kullanımına rehberlik ettiği gösterilmiş.
Varisco B, Piovani D, Del Turco ER, et al. Clinical utility of the DENOVA score for predicting infective endocarditis in Enterococcus faecalis bacteraemia: external validation with decision curve analysis. Clin Microbiol Infect. 2026; 32 (7): 1144-51.
Bu çalışmada, toplum kaynaklı sepsisli hastalar arasında, hastaneye başvurudan sonraki ilk 6 saat içinde 30 mL/kg veya daha fazla sıvı uygulanmasının 30 günlük mortalite ile ilişkisi araştırılmış. Toplam 25 481 yetişkin hastanın dahil edildiği kohort çalışmasında, ciddi komorbiditeleri olmayan, hipoperfüzyonu (%26’ya karşı %30) veya orta düzey laktat yüksekliği bulunan (%12’ye karşı %14) hastalarda daha az sıvı uygulanmasına kıyasla en az 30 mL/kg sıvı uygulanması daha düşük düzeltilmiş 30 günlük mortalite oranları ile ilişkili bulunmuş. Hipoperfüzyonu ve şiddetli kardiyak veya böbrek komorbiditeleri olan hastalar da ise spline model analizleri, artan sıvı hacimleri ile azalan mortalite arasında ilişki olduğunu göstermiş. Sonuç olarak bulgular, toplum kökenli sepsisli hastalara en az 30 mL/kg sıvı resüsitasyonu uygulanmasının mortaliteyi azaltabileceğini göstermiş.
Munroe ES, Walzl E, Seelye S, et al. Comorbidities, weight-based initial fluid resuscitation, and mortality in patients with sepsis. JAMA Netw Open. 2026; 9 (6): e2618232.
Toplumdan edinilmiş çoklu ilaca dirençli (MDR) Enterobacterales bakterileri giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Hanelerin toplumda yayılmada rol oynayıp oynamadığı belirsizliğini korumaktadır. Bu çalışmaya çocuklu 150 hane dahil edilmiş. Tanımlama ve antimikrobiyal duyarlılık testi için ev üyelerinden ve çevresel yüzeylerden alınan sürüntü örnekleri kültürlenmiş. Ayrıca >1 MDR Enterobacterales türlerinin saptandığı 53 (%35) hanede tüm genom dizilimi gerçekleştirilmiş. Tüm genom dizilimi, kişiler ve çevresel yüzeyler arasında paylaşılan yakından ilişkili suşları ortaya çıkarmış ve potansiyel hane içi bulaşmayı düşündürmüş. Çok değişkenli analizde, kreşe devam eden çocuklar ve köpek sahibi olan hanelerde, MDR Enterobacterales kolonizasyonu olasılığının artmasıyla ilişkili bulunmuş. Sonuç olarak hane halklarının MDR Enterobacterales ediniminde ve toplumda yayılmasında önemli katkıda bulunabileceği yorumunda bulunulmuş.
Breeze B, Babiker A, Konda S, Robinson AL, et al. Role of households with children in community spread of multidrug-resistant Enterobacterales, St. Louis, Missouri, USA. Emerg Infect Dis. 2026;32 (6): 914-24.
İnsan immün yetmezlik virusu (HIV) olan kişilerde, HIV olmayan kontrollere göre visseral adipozite, inflamasyon artışı ve bilişsel gerileme riski daha yüksektir. Önceki çalışmalarda, glukagon benzeri bir peptid-1 reseptör agonisti olan semaglutid alımından sonra HIV’li bireylerin ağırlığında, viseral yağ dokusunda ve birkaç inflamatuar belirtecinde azalma olduğu gösterilmiş. Bu çalışmanın amacı, semaglutidin HIV’li bireylerde bilişsel fonksiyon üzerindeki etkisini ve bu etkinin adipozite veya inflamasyondaki değişikliklerdeki olası arabulucu rolünü araştırmakmış. Bu randomize, çift kör, plasebo kontrollü faz 2b klinik çalışmasında, antiretroviral tedavi altındaki hastalar, 32 haftalık deri altı semaglutid veya plasebo almak üzere 1:1 randomize edilmiş. Birincil sonuç, 32 haftada bilişsel işlevdeki değişiklik iken ikincil sonuçlar ise vücut kompozisyonundaki değişiklikleri ve inflamatuar belirteçleri içeriyormuş. Çalışmaya, kol başına 54 olmak üzedre toplam 108 katılımcı dahil edilmiş. Bulgular, semaglutidin inflamasyon üzerindeki etkisi sayesinde HIV’li bireylerde görsel-uzamsal bilişsel fonksiyon üzerinde yararlı bir etkiye sahip olabileceğini göstermiş.
Atieh O, Daher J, Abboud M, et al. Effects of semaglutide on cognitive function in people with HIV: a randomized, controlled trial. Clin Infect Dis. 2026; 82 (5): 753-61.