Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
9
Haziran
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Bilginin İzinde: Genç Hekimler Soruyor – KLİMİK 40 YAŞINDA: 40 Yıl Önce Ne Hayal Edildi, Bugün Neredeyiz? 40 Yaşında Bir Dernek Gençlere Ne Söyler? (Instagram Canlı Yayını, 9 Haziran 2026)

9 Haziran 2026 Salı günü 12.45-13.15 saatleri arasında Instagram @klimik derneği hesabında yapılacak canlı yayın sohbetine tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz.

Konuşmacılar

Prof. Dr. Gökhan AYGÜN
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Uzm. Dr. Eda ALP
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

VIII. En Zor Olgum: Ne Öğrendim? Toplantısı (10 Haziran 2026, İstanbul)

Derneğimizin 2025-2026 döneminde İstanbul’daki son aylık bilimsel toplantısı “VIII. En Zor Olgum: Ne Öğrendim?”, 10 Haziran Çarşamba günü 18.30-20.30 saatleri arasında Aynalı Geçit, Meşrutiyet Caddesi, Avrupa Pasajı Kat 2, Beyoğlu adresinde yapılıyor. Tüm üyelerimizi bekliyoruz.

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Program İçin Tıklayınız

SBİÇG Bülteni Haziran 2026 Sayısı Yayımlandı

KLİMİK Derneği Sağlık Bakımıyla İlişkili İnfeksiyonlar Çalışma Grubu (SBİÇG) Yürütme Kurulu’nun hazırladığı SBİÇG Bülteni’nin Haziran 2026 sayısı yayımlandı.

SBİÇG Bülteni İçin Tıklayınız

Olası CMV Pnömonisi Olan Hematolojik Maligniteli Hastalarda Klinik Sonuçlar ve Prognostik Faktörler

CMV pnömonisi, hematolojik malignitesi olan bağışıklığı baskılanmış hastalarda %30 ile %75 arasında değişen yüksek ölüm oranlarıyla seyreden en şiddetli klinik tablolardan biridir. Bu çalışmada olası CMV pnömonisi tanısı alan hematolojik maligniteli hastalarda 30 ve 90 günlük mortalite ile ilişkili klinik özellikleri, laboratuvar parametrelerini ve tedavi faktörlerini değerlendirmek amaçlanmış.

Bu retrospektif kohort çalışmasına, Ocak 2018 ile Ekim 2023 tarihleri arasında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde takip edilen ve gansiklovir tedavisi alan 61 hasta dahil edilmiş. İstatistiksel analizlerde, antiviral tedavi süresine bağlı olası “ölümsüz zaman yanlılığını” (immortal-time bias) gidermek için zamana bağımlı Cox regresyon modelleri kullanılmış. Hastaların 30 günlük mortalite oranının %29.5, 90 günlük mortalite oranının ise %62.2 gibi oldukça yüksek seviyelerde olduğu saptanmış. Yapılan analizlerde daha uzun antiviral tedavi süresinin 30 günlük mortalite riskini her ek gün için yaklaşık %8.3 oranında azalttığı saptanmış. Başlangıçtaki serum üre seviyelerinin yüksekliği, kısa dönem mortalite riskini bağımsız olarak artıran bir faktör olarak tanımlanırken, başlangıçtaki CMV DNA seviyeleri veya tedavi sırasındaki viral yük değişimleriyle mortalite arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış. Bakteriyel (%42.6) ve fungal (%14.8) ko-infeksiyonlar sık görülmesine rağmen bu durumun mortalite üzerinde doğrudan bir etkisi saptanmamış.

Sonuç olarak, elde edilen veriler sağkalımı belirlemede başlangıçtaki virolojik yükten ziyade, etkin tedavi süresinin ve konakçıya özgü faktörlerin (özellikle böbrek fonksiyonu) daha kritik bir rol oynadığını göstermiş. Bu sonuçlar, risk altındaki bu hasta grubunda tedavi sürdürülebilirliğinin ve bireyselleştirilmiş yönetim stratejilerinin prognostik önemini vurgulamış.

Aydın Güçlü Ö, Demirdöğen E, Hunutlu FÇ, et al. Clinical outcomes and prognostic factors in hematologic malignancy patients with probable CMV pneumonia. BMC Infect Dis. 3 Haziran 2026.

Makale İçin Tıklayınız

Febril Nötropenili ve Hematolojik Malignitesi Olan veya Hematopoietik Hücre Nakli Yapılmış Hastalarda Ampirik ve Hedefe Yönelik Antimikrobiyal Tedavi: 10. Avrupa Lösemi İnfeksiyonları Konferansı (ECIL-10) Önerileri

Artan Gram-negatif direnç oranları ve merkezler arasındaki epidemiyolojik farklılıklar, hematolojik malignitesi olan veya hematopoietik kök hücre nakli yapılan hastalarda ampirik antibiyotik seçimini giderek zorlaştırmaktadır. Bu nedenle ECIL-10 (10th European Conference on Infections in Leukaemia) güncel kanıtlar ışığında febril nötropeni yönetimine yönelik önerilerini güncellemiş.

ECIL-10 çalışma grubu, 2011–2024 yılları arasında yayımlanan çalışmaların sistematik incelemesini yaparak hematoloji, infeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlarının katılımıyla öneriler geliştirmiş. Bulgular, hemodinamik olarak stabil ve dirençli Gram-negatif kolonizasyonu olmayan hastalarda piperasilin-tazobaktam, sefepim veya seftazidim gibi ajanlarla karbapenem koruyucu monoterapinin yeterli olduğunu göstermiş. Buna karşılık, septik şok, dirençli Gram-negatif kolonizasyonu veya yüksek direnç prevalansı bulunan hastalarda karbapenemler, β-laktamaz inhibitörlü yeni ajanlar, sefiderokol veya β-laktam-aminoglikozid kombinasyonları önerilmiş. Çalışma ayrıca stabil hastalarda persistan ateşin tek başına antibiyotik genişletme nedeni olmaması gerektiğini, dirençli etken saptanmadığında tedavinin daraltılmasını ve uygun hastalarda nötrofil sayısından bağımsız olarak antibiyotiklerin erken kesilebileceğini ortaya koymuş. Dirençli Gram-negatif infeksiyonlarda seftazidim-avibaktam, meropenem-vaborbaktam, imipenem-silastatin-relebaktam ve sefiderokol gibi yeni ajanların önemli tedavi seçenekleri olduğu vurgulanmış.

ECIL-10 uzlaşı raporu, febril nötropeni tedavisinde merkezin direnç paternine ve hastaya göre bireyselleştirilmiş bir yaklaşım önermiş. Antimikrobiyal yönetişim ilkeleri doğrultusunda gereksiz geniş spektrumlu tedavilerden kaçınılması, uygun durumlarda de-eskalasyon yapılması ve tedavi sürelerinin kısaltılması vurgulanmış. Bununla birlikte, çok ilaca dirençli Gram-negatif infeksiyonların optimal tedavisi ve yeni antibiyotiklerin kullanımı konusunda daha fazla randomize çalışmaya ihtiyaç olduğu belirtilmiş.

Averbuch D, Vanbiervliet Y, Baccelli F, et al. Empirical and targeted antimicrobial therapy in patients with febrile neutropenia and haematological malignancy or after haematopoietic cell transplantation: recommendations from the 10th European Conference on Infections in Leukaemia. Lancet Infect Dis. 2026; 26 (6): e232-e247.

Makale İçin Tıklayınız

Latent TB İnfeksiyonunun Tedavisinde Üç Aylık Haftada Bir Kez İzoniazid ve Rifapentin Rejiminin Klinik Etkinliği: Sistematik Bir İnceleme ve Meta-Analiz

Latent tüberküloz infeksiyonu (LTBI) dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini etkileyen ve aktif tüberküloza dönüşme riski taşıyan sessiz bir klinik tablodur. Geleneksel altı veya dokuz aylık izoniazid tedavileri, uzun süreleri nedeniyle hastaların tedavi uyumunu zorlaştırmaktadır. Bu çalışma, daha kısa ve uygulanabilir bir seçenek olan üç aylık, haftalık izoniazid ve rifapentin (3HP) rejiminin klinik etkinliğini ve güvenliğini kapsamlı bir meta-analizle değerlendirmeyi amaçlamış.

Çalışma, çeşitli bilimsel veritabanlarında yapılan taramalar sonucunda belirlenen ve toplamda 20 000’e yakın katılımcıyı içeren 5 klinik çalışma ile 15 gözlemsel çalışmanın sentezinden oluşmuş. Meta-analiz sonuçlarına göre, 3HP rejimi uygulanan bireylerin tedaviyi tamamlama oranları, dokuz aylık standard izoniazid tedavisine kıyasla yaklaşık üç kat daha yüksek bulunmuş [“odds ratio” (OR): 2.81]. Genel advers ilaç reaksiyonları açısından iki rejim arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken, 3HP grubunda karaciğer toksisitesi (hepatotoksisite) riski %74 oranında daha düşük saptanmış. Aktif tüberküloza ilerleme durumunu inceleyen analizlerde 3HP’nin riski azalttığı yönünde bir eğilim saptansa da verilerin kısıtlı olması nedeniyle bu sonuç kesin bir anlamlılığa ulaşmamış. Doğrudan gözetimli tedavi (DOT) stratejisinin kullanılması, 3HP grubunda tedavi tamamlama başarısını 3.5 kat artırarak rejimin saha koşullarındaki etkinliğini desteklemiş.

Sonuç olarak, kısa süreli 3HP rejimi, daha yüksek tedavi tamamlama başarısı ve daha güvenli bir yan etki profili (özellikle düşük hepatotoksisite) sunarak latent tüberküloz yönetiminde güçlü bir alternatif olarak öne çıkmış. Ancak, rejimin aktif hastalığı önlemedeki kesin üstünlüğünü doğrulamak ve farklı coğrafi bölgelerdeki etkinliğini netleştirmek için daha fazla prospektif çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Muniyandi M, Kothoju BC, Chelvanayagam K, et al. Clinical effectiveness of three months once-weekly Isoniazid and Rifapentine regimen for treatment of Latent TB Infection: a systematic review and meta-analysis. BMC Infect Dis. 4 Haziran 2026.

Makale İçin Tıklayınız

Kriptokokal Menenjit: HIV Olan ve Olmayan Hastalarda Kısa Süreli (≤ 1 hafta) ile Daha Uzun Süreli (> 1 hafta) Lipozomal Amfoterisin B İndüksiyon Tedavisinin Karşılaştırılması ve Klinik Sonuçlarla İlişkili Faktörler

Kriptokokal menenjit (KM), özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde ciddi seyreden ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından kritik öncelikli patojen olarak tanımlanan bir infeksiyondur. Güncel kılavuzlar gelişmiş ülkelerde iki haftalık indüksiyon tedavisini önerse de son yıllarda kaynak kısıtlı bölgelerde daha kısa süreli rejimlerin etkinliği üzerine önemli veriler ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir tıp merkezinde kısa süreli (≤ 1 hafta) ve uzun süreli (> 1 hafta) lipozomal amfoterisin B (L-AmB) indüksiyon tedavilerinin klinik sonuçlarını ve prognoza etki eden faktörleri retrospektif olarak karşılaştırmış.

Çalışmaya dahil edilen hastaların 20’si kısa süreli, 109’u ise uzun süreli L-AmB tedavisi almış; kısa süreli gruptaki hastaların başlangıçta klinik durumlarının daha iyi ve mantar yüklerinin daha düşük olduğu saptanmış. İki grup arasında taburcu sırasındaki Glasgow Koma Skalası (GKS), hastane içi mortalite ve 90 günlük hastaneye yeniden yatış oranları açısından anlamlı bir fark bulunmamış. Hastanede kalış süresi kısa süreli tedavi grubunda medyan 11 gün iken, uzun süreli grupta 20 gün olarak kaydedilmiş ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş. Çok değişkenli analizler sonucunda L-AmB tedavi süresinin klinik iyileşme üzerinde birincil belirleyici bir faktör olmadığı ortaya konmuş. Ayrıca, HIV dışı altta yatan hastalıkları olan bireylerde, HIV’li hastalara kıyasla daha yüksek oranda olumsuz klinik sonuç görülme eğilimi saptanmış.
Sonuç olarak, belirli hasta popülasyonlarında bir haftadan kısa süreli L-AmB indüksiyon tedavisinin, geleneksel uzun süreli tedavilerle benzer klinik sonuçlar sağlayabileceği belirtilmiş.

Park SO, Stack MA, Drake TC, Hasbun R, Ostrosky-Zeichner L. Cryptococcal meningitis: comparison of short-(≤ 1 week) versus longer-duration (> 1 week) liposomal amphotericin b ınduction therapy and factors associated with clinical outcomes in HIV and non-HIV patients. Open Forum Infect Dis. 2026: ofag342

Makale İçin Tıklayınız

RESPIRE Skoru: Dirençli Patojenlerin Neden Olduğu Toplum Kökenli Pnömoni Tahmini İçin Yeni Bir Risk Skorunun Türetilmesi ve Doğrulanması

Toplum kökenli pnömoni (TKP) dünya çapında bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir ancak çoklu ilaca dirençli (MDR) patojenlerin artışı ampirik tedavi seçimini zorlaştırmaktadır. Bu çalışma, İtalya’daki bir tıp merkezinde dirençli patojenlerin neden olduğu pnömoni vakalarını daha doğru tanımlamak amacıyla RESPIRE skoru adı verilen yeni bir klinik risk puanlama sistemi geliştirmeyi ve doğrulamayı hedeflemiş.

Araştırma, kültürle doğrulanmış bakteriyel TKP tanısı alan hastaları içeren retrospektif bir derivasyon kohortu (275 hasta) ve prospektif bir doğrulama kohortu (141 hasta) üzerinde yürütülmüş. Puanlama sistemi; son 90 günde hastaneye yatış (1.5 puan), son 60 günde antibiyotik kullanımı (1.5 puan), enteral beslenme (1 puan), zayıf fonksiyonel durum (1 puan) ve bakımevinde yaşama (1 puan) olmak üzere beş temel değişkenden oluşmuş.  Geleneksel Sağlık Bakımı İlişkili Pnömoni (HCAP) kriterleri ile karşılaştırıldığında, RESPIRE skorunun kullanılması gereksiz geniş spektrumlu antibiyotik kullanımını %36.9’dan %17’ye düşürme potansiyeli taşımakta olduğu gösterilmiş. Eşik değer ≥2 alındığında skor, dirençli patojenleri dışlama konusunda %91’lik bir negatif prediktif değerine ulaşmış.

Sonuç olarak, RESPIRE skoru dirençli pnömoni riskini belirlemede geleneksel HCAP kriterlerinden ve mevcut çoğu puanlama aracından çok daha üstün bir performans sergilemiş. Acil servis protokollerine entegre edilmesi, ampirik tedavinin doğruluğunu artırarak antimikrobiyal yönetim (stewardship) ilkelerini doğrudan destekleyebilir.

Pelagatti L, De Marco M, Bosco E, et al. RESPIRE score: derivation and validation of a new risk score for prediction of community-acquired pneumonia caused by resistant pathogens. Open Forum Infect Dis. 2026; 13 (6): ofag319.

Makale İçin Tıklayınız

ESCMID’den Haberler: • ESCMID Kılavuzlar Programı’na başvuru için son tarih 12 Haziran 2026!

16-19 Kasım 2026’da Lisbon/Portekiz’de gerçekleştirilecek bu kursa katılım ücretsiz. Kursta eğitim alan her katılımcıdan, eğitimi takip eden beş yıl boyunca, yılda en fazla bir projede yer alması beklenmekte. Bu projelere katılım, nihai yayında yazarlık hakkı elde edilmesini sağlayacak.

Bağlantı İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr