Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
3
Kasım
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Gram-Negatif Bakteri İnfeksiyonlarında Yeni Rehberlerin Gözden Geçirilmesi (223. Web Konferans, 3 Kasım 2026)

3 Kasım 2026 Salı günü 20.00-21.30 saatleri arasında “Gram-Negatif Bakteri İnfeksiyonlarında Yeni Rehberlerin Gözden Geçirilmesi” Web konferansı yapılacaktır.

Program

Yönetenler:
Prof. Dr. Nazlım AKTUĞ-DEMİR
Selçuk Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Prof. Dr. Funda MEMİŞOĞLU
İnönü Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Konuşmacılar:
Uzm. Dr. Görkem YILMAZER
Selçuk Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Uzm. Dr. Hakkı Meriç TÜRKKAN
Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Saygılarımızla.
KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

KLİMİK Podcast: İmmünokompromize Hastalarda Solunum Yolu Virus Aşıları—Güncel IDSA Kılavuzu Işığında

Kış kapıya dayanırken solunum yolu infeksiyonları bir kez daha klinik pratiğimizin merkezine oturuyor. Özellikle solid organ ve kök hücre nakli alıcılarından biyolojik ajan kullanan otoimmün hastalara kadar bağışıklığı baskılanmış milyonlarca kırılgan birey için yaklaşan sezon, yalnızca bir infeksiyon riski değil; zamanlaması ince hesaplar gerektiren bir aşı maratonu anlamına geliyor. Peki, kemoterapi ya da B-hücre deplesyonu alan hastada optimal aşı penceresi ne zaman? Güncel varyantlara yönelik COVID-19 aşısı ülkemize gelecek mi? RSV aşısı etkililik ve güvenliliği nasıl?  IDSA’nın 2026–2027 sezonu için yayımladığı güncel kılavuzun satır aralarını ve sahadaki gri alanları, erişkin bağışıklaması alanındaki öncü çalışmalarıyla tanıdığımız sayın hocamız Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Esin Şenol ile masaya yatırıyoruz.

Dinlemek İçin Tıklayınız

Pnömosistis Pnömonisinde Trimetoprim-Sulfametoksazol Doz Stratejilerinin Karşılaştırmalı Etkinliği

Bu çalışmada Pneumocystis jirovecii pnömonisi (PCP) tedavisinde kullanılan trimetoprim-sulfametoksazol (TMP-SMX) doz stratejilerinin mortalite ve yan etkiler üzerindeki etkisi karşılaştırılmış. 1 Ocak 2020-31 Aralık 2025 tarihleri arasında ABD, Kanada, Lübnan ve Suudi Arabistan’daki 1800’den fazla hastaneden, polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ile PCP tanısı doğrulanmış, 18 yaş ve üzerinde olan ve ilk tedavi olarak TMP-SMX başlanan 4572 hasta analize alınmış. Hastalar vücut ağırlığına ve böbrek fonksiyonuna göre düzeltilmiş günlük trimetoprim dozuna göre üç gruba ayrılmış:

– Yüksek doz (≥15 mg/kg/gün): 2348 hasta (%51.3)
– Orta doz (10-15 mg/kg/gün): 1466 hasta (%32.1)
– Düşük doz (≤10 mg/kg/gün): 758 hasta (%16.6)

Kohort genelinde 30 günlük mortalite %17.3 (791 hasta), 90 günlük mortalite %22.9 (1045 hasta) bulunmuş. Ağırlıklandırılmış analizde yüksek doza kıyasla ne düşük doz [“hazard ratio” (HR): 0.79, %95 güven aralığı (GA): 0.57-1.08; p=0.135] ne de orta doz TMP-SMX (HR: 0.93, %95 GA: 0.74-1.16; p=0.503) 30 günlük mortalitede anlamlı bir fark oluşturmuş. Dozun 12.5 mg/kg/gün eşiğine göre iki gruba ayrıldığı duyarlılık analizinde de 30 ve 90 günlük mortalitede anlamlı fark izlenmemiş.

Hastaların %27.4’ünde (1251 hasta) ilk 30 gün içinde hiperkalemi (serum potasyumu ≥5.5 mmol/L) gelişmiş. Düzeltilmiş analizde düşük doz TMP-SMX, yüksek doza göre hiperkalemi riskini %40 azaltmış [“subdistribution hazard ratio” (sHR): 0.60, %95 GA: 0.46-0.78; p<0.001]; orta doz grubundaki azalma ise istatistiksel anlamlılığa ulaşmamış (sHR: 0.86, %95 GA: 0.72-1.02; p=0.085).
Alt grup analizlerinde, 65 yaş ve üzerindeki hastalarda düşük doz kullanımının daha düşük 30 günlük mortaliteyle ilişkili olduğu görülmüş (HR: 0.64, %95 GA: 0.43-0.96; p=0.032). HIV dışı nedenlerle immünkompromize olan hastalarda düşük doz sonuçları genel kohortla uyumlu bulunmuş; HIV ile yaşayan grupta ise düşük doz alan hasta sayısının azlığı nedeniyle sağlıklı bir karşılaştırma yapılamamış.

Sonuç olarak PCP tedavisinde geleneksel yüksek doz yerine düşük veya orta doz TMP-SMX tercih edilmesinin 30 ve 90 günlük mortaliteyi artırmadığı, düşük dozun ise en sık ve ciddi yan etkilerden biri olan hiperkalemi riskini anlamlı düzeyde azalttığı gösterilmiş. Yazarlar, prospektif randomize çalışmalarla konu netlik kazanana kadar, hastanın klinik durumu, hastalığın ağırlığı ve yan etki riski göz önünde bulundurularak bireyselleştirilmiş daha düşük doz stratejilerinin uygulanmasının makul olduğunu vurgulamış.

Yendamuri RS, Rust TJ, Brizendine KD, Yetmar ZA. Comparative effectiveness of trimethoprim-sulfamethoxazole dosing strategies for Pneumocystis jirovecii pneumonia: a target trial emulation. Clin Microbiol Infect. 2026:S1198-743X(26)00585-9.

Makale İçin Tıklayınız

Yetişkinlerde RSV ve İnfluenza İnfeksiyonlarının Klinik Sonuçlarının Karşılaştırılması: Türkiye’den Çok Merkezli Bir Çalışma

Bu çalışmada Türkiye’deki yetişkin hastalarda solunum sinsityal virusu (RSV) ve influenza infeksiyonlarının hastaneye yatış ve ağır hastalık açısından sonuçları karşılaştırılmış. Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesindeki 21 merkezde, Ocak 2022-Mart 2024 arasında PCR ile doğrulanmış 3299 yetişkin hasta (≥18 yaş) çalışmaya alınmış; bunların 628 (%19.0)’i RSV, 2671 (%81.0)’i influenza pozitifmiş.

Hastaneye yatış oranı RSV hastalarında %37.6, influenza hastalarında %23.8 bulunmuş; ancak düzeltilmiş analizlerde iki virus arasında yatış riski açısından anlamlı fark saptanmamış [“odds ratio” (OR): 0.96, %95 GA: 0.77-1.20; p=0.705]. Yatış riskini artıran başlıca etkenlerin virus türü değil; 60 yaş ve üzerinde olmak (OR 1.63), yüksek riskli kronik hastalık varlığı (OR: 1.38) ve ağır akut solunum yolu infeksiyonu (SARI) tablosuyla başvurmak (OR: 4.18) olduğu görülmüş.

Yatan hastaların %39.7’sinde yoğun bakım gereksinimi ve mortaliteyi içeren bileşik kötü sonuç gelişmiş (RSV grubunda %44.9, influenza grubunda %37.8). Çok değişkenli analizde RSV infeksiyonu, influenzaya kıyasla kötü klinik sonuç riskinde anlamlı bir artışla ilişkili bulunmamış (OR 1.40, %95 GA 0.95-2.05; p=0.088); kötü sonucun en güçlü bağımsız öngördürücüsünün 60 yaş ve üzerinde olmak (OR 2.84) olduğu belirlenmiş.
Yatan hastaların %12.9’unda (RSV %14.4, influenza %12.4) yatış sırasında bakteriyel veya mantar koinfeksiyonu saptanmış; %7.3’ünde (RSV %10.2, influenza %6.3) ise sekonder infeksiyon gelişmiş. Etkenler arasında Gram-negatif bakteriler ilk sırada yer almış.

Sonuç olarak başlangıç özellikleri ve karıştırıcı değişkenler dengelendiğinde RSV ve influenzanın yetişkinlerde benzer hastaneye yatış ve ağır hastalık riskine sahip olduğu gösterilmiş. Her iki virusa karşı aşılamanın yaygın olmadığı bu kohorttan elde edilen verilerin, özellikle ileri yaştaki ve risk grubundaki yetişkinlerde RSV ve influenza aşı programlarının yaygınlaştırılmasının önemini ortaya koyduğu vurgulanmış.

Akdemir İ, Özger HS, Akkaya Hocagil T, et al. Comparison of clinical outcomes associated with RSV and influenza infections in adults: a multicenter study from Türkiye (For AP-TR). Int J Infect Dis. 2026;172:109071.

Makale İçin Tıklayınız

Kan Dolaşımı İnfeksiyonu Olan Yatan Hastalarda İntravenözden Oral Antibiyotik Tedavisine Geçişin Sıklığı, Belirleyicileri ve Sonuçları

Klinik kriterler sağlandığında oral tedavinin intravenöz (IV) tedaviden aşağı kalmadığı gösterilmiş olsa da, IV’den oral tedaviye geçiş klinik uygulamada hâlâ yeterince kullanılmamaktadır. Bu çalışmada, Almanya’daki altı üniversite hastanesinde yürütülen prospektif, çok merkezli BLOOMY ve BLOOMY-PREDICT kohortlarının ikincil analiziyle, kan dolaşımı infeksiyonu (KDİ) nedeniyle yatırılan erişkinlerde IV’den orale geçişin sıklığı, belirleyicileri ve klinik sonuçları incelenmiş. Toplam 3824 hastalık kohorttan 2770 hasta değerlendirmeye alınmış; immünsüpresyon olmaması, takip kan kültürlerinin negatif olması, Staphylococcus aureus bakteriyemisi olmaması, komplike olmayan infeksiyon odağı ve klinik stabilite gibi güvenlilik kriterleri uygulandıktan sonra 1053 hasta oral tedaviye geçişe uygun bulunmuş. Duyarlılık sonuçlarına göre oral tedavi seçeneği bulunmayanlar çıkarıldıktan sonra nihai analize 742 hasta (%19.4) alınmış. Geçiş, üçüncü gün (erken geçiş) ve yedinci gün itibarıyla değerlendirilmiş.

Oral geçiş seçeneği olan ve klinik olarak stabil 742 hastanın yalnızca 240’ında (%32.3) 7. güne kadar oral tedaviye geçilmiş; bunların da yalnızca 46 (%19.2)’sında geçiş üçüncü günde yapılmış. Hastaların %67.7 (502 hasta)’si uygun oral seçenek bulunmasına karşın yedinci günde de IV tedavi almaya devam etmiş. En sık reçete edilen oral ajanlar siprofloksasin (%31.3), sultamisilin (%23.3) ve sefuroksim aksetil (%11.3) olmuş. Diabetes mellitus [“adjusted odds ratio” (aOR): 0.57, %95 GA: 0.38-0.88; p=0.010), orta-ileri evre kronik böbrek hastalığı (aOR: 0.64, %95 GA: 0.41-0.99; p=0.048), Pitt bakteriyemi skorunun ≥2 olması (aOR: 0.43, %95 GA: 0.19-0.97; p=0.042) ve ilk gün septik şok gelişmesi (aOR: 0.31, %95 GA: 0.11-0.87; p=0.027) oral geçiş olasılığını bağımsız olarak azaltırken, ürogenital infeksiyon odağı geçiş olasılığını artırmış (aOR: 2.22, %95 GA: 1.50-3.28; p<0.001).

Oral tedaviye geçilen hastalarda hastanede kalış süresi anlamlı olarak daha kısa bulunmuş (ortanca 7 güne karşı 12 gün; p<0.001). Ancak oral geçişlerin %44.6’sı taburculuk gününde, %19.2 (46 hasta)’si ise taburculuktan bir gün önce yapılmış; bu durum oral tedaviye geçişin erken bir tedavi optimizasyonundan çok taburculuk öncesi organizasyonel bir adım olarak kullanıldığını düşündürmüş. Oral tedaviye geçilen grupta 28 günlük mortalite daha düşük bulunmuş (%0.8’e karşı %10.7; p<0.001); ancak yazarlar bu farkın büyük ölçüde klinik durumu daha iyi olan hastaların oral tedaviye seçilmesinden kaynaklanan endikasyon karıştırıcılığıyla (confounding by indication) ilişkili olduğunu vurgulamış.

Yazarlar, antimikrobiyal yönetim programlarının hekimlerin oral tedavinin güvenliliğine ilişkin çekincelerini gidermeye, taburculuk henüz planlanmamış olsa bile uygun hastalarda erken orale geçişi teşvik etmeye ve orale geçişi de-eskalasyon stratejileriyle bütünleştirmeye odaklanması gerektiğini belirtmiş.

Nikolai LA, Gladstone BP, Walker SV, et al. Prevalence, determinants and outcomes of intravenous to oral switch of antibiotic therapy in hospitalized adults with bloodstream infection: secondary analysis of a multicenter cohort. Open Forum Infect Dis. 2026; ofag666.

Makale İçin Tıklayınız

HIV-1 Tedavisinde Haftada Bir Kullanılan Tek Tablet İslatravir-Lenakapavir Rejimine Geçiş: ISLEND-2 Çalışması

Bu faz 3, çok merkezli, randomize, açık etiketli, aktif kontrollü eşdeğerlik (non-inferiority) çalışmasında, virolojik olarak baskılanmış HIV-1 infeksiyonlu erişkinlerde günlük standard oral antiretroviral tedaviden (ART) haftada bir alınan tek tablet islatravir-lenakapavir (ISL/LEN; 2 mg/300 mg) rejimine geçişin etkinliği ve güvenliliği değerlendirilmiş. 8 Ekim 2024-30 Nisan 2025 tarihleri arasında taranan 727 kişiden 634’ü randomize edilmiş, 626’sı tedavi almış; katılımcılar haftada bir ISL/LEN (314 kişi) ya da günlük standard ART’ye devam (312 kişi) kollarına ayrılmış. Katılımcıların %88’i başlangıçta tek tabletlik rejim, %76’sı integraz inhibitörü içeren tedavi kullanıyormuş. Primer sonlanım noktası 48. haftada HIV-1 RNA düzeyinin ≥50 kopya/mL olması, eşdeğerlik sınırı ise %4 olarak belirlenmiş.

Kırk sekizinci haftada HIV-1 RNA ≥50 kopya/mL saptanan kişi oranı ISL/LEN grubunda %0.3 (1/314), standard tedavi grubunda %1.3 (4/312) bulunmuş. Gruplar arasındaki fark -%1.0 (%95.002 GA -%3.0 ile %1.1) olup haftalık ISL/LEN rejimi eşdeğerlik kriterini karşılamış.

Tedaviyle ilişkili advers olaylar ISL/LEN grubunda daha sık bildirilmiş; derece ≥3 ve ciddi advers olay oranları ise iki grupta benzer bulunmuş. Bu nedenle virolojik eşdeğerlik bulgusunun tolerabilite ve tedaviyle ilişkili advers olay sıklığından ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş.

Sonuç olarak haftada bir alınan tek tablet ISL/LEN rejiminin, virolojik olarak baskılanmış ve tedavi değişikliği için uygun seçilmiş HIV-1 infeksiyonlu kişilerde günlük oral tedaviye alternatif bir seçenek olabileceği gösterilmiş. Bununla birlikte çalışmaya tedaviye yeni başlayacak ya da viremisi devam eden hastalar alınmamış; uzun dönem etkinlik, direnç gelişimi ve güvenlilik verileri ile ilaç etkileşimlerinin klinik kullanıma geçişte önem taşıdığı vurgulanmış.

Colson AE, Kumar PN, Ruane PJ, et al. Switch to once-weekly, single-tablet islatravir-lenacapavir from daily standard of care for HIV-1 (ISLEND-2): a multicentre, randomised, open-label, active-controlled, phase 3 non-inferiority trial. Lancet. 2026;408(10557):821-32.

Makale İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr