Klimik Bülteni - Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yayın Organıdır
<
29
Nisan
2026
>

ESKİ SAYILAR

BÜLTEN ÜYELİĞİ

40. Yıl Kongremize Davetlisiniz!

KLİMİK Derneği kuruluşunun 40. yılını 29 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya‘da yapılacak olan 40. yıla yakışacak bir bilimsel şölen, 26. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Kongresi (KLİMİK 2026) ile kutluyor.

Kongremizin siz değerli üyelerimizin katılım ve katkılarıyla zenginleşeceğine inanıyor, gücünü siz değerli üyelerimizden alan derneğimizin haklı gururunu ve çoşkusunu hep beraber kutlamaya davet ediyoruz.

Bilimin ışığında, sağlıkla, bilimle ve emekle geçen 40 yılımız kutlu olsun!

KLİMİK Derneği Yönetim Kurulu

Kongre Web Sitesi İçin Tıklayınız

KLİMİK 2026’da İnfeksiyon Tabu Turnuvası Başlıyor!

KLİMİK 2026’nın yoğun bilimsel programına ve kongre koşturmacasına kısa bir eğlence molası vermeye hazır mısınız? Klinik bilginizi konuştururken kelimelere takılacağınız, kahkaha garantili KLİMİK TABU yarışmamız başlıyor!

Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

Dünya Aşı Haftası (24-30 Nisan 2026)

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği olarak aşı haftası dolayısıyla tüm hekimlerimizin, çocuklara olduğu gibi erişkinlere de yapılması gerekli aşıları hastalarına önerme konusunda duyarlı olmalarını istiyoruz. Halkımızı da aşılar ve infeksiyon hastalıkları konusunda uzman olan kişi ve kurumların açıklamalarına güvenmeye ve önerilen aşıları yaptırmaya davet ediyoruz.

Yönetim Kurulu Açıklaması İçin Tıklayınız

KLİMİK Podcast: Dünya Bağışıklama Haftası Özel—Aşılar ve EBÇG

24-30 Nisan Dünya Bağışıklama Haftası’nın önemini konuştuğumuz bu yayınımızda, Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu’nun (EBÇG) kurucu başkanı kıymetli Hocamız Prof. Dr. Esin Şenol ile bir araya geldik. Kendisiyle aşıların toplum sağlığındaki hayat kurtarıcı rolünü farklı yönleriyle ele alırken EBÇG’nin yürüttüğü güncel çalışmalara da detaylıca değindik. Bize zaman ayırdığı ve bu kıymetli bilgileri paylaştığı için hocamıza çok teşekkür ediyor, sizlere de keyifli dinlemeler diliyoruz.

Dinlemek İçin Tıklayınız

Gebelerde ve Erkeklerle Seks Yapan Erkeklerde Sifilisin Tanı ve Tedavisi İçin Hızlı Tanı Testlerine Dayalı Algoritmaların Performans ve Maliyetlerinin Karşılaştırılması: Bir Modelleme Çalışması

Bu modelleme çalışması, gebeler ve erkeklerle seks yapan erkeklerde (MSM) sifilis tanısı için hızlı tanı testlerine (RDT) dayalı üç farklı algoritmanın performans ve maliyet-etkinliğini karşılaştırmayı amaçlamış.

Açık kaynaklı bir karar-analitik model geliştirilerek şu üç yaklaşım karşılaştırılmış: (1) yalnızca treponemal hızlı tanı testi (T-RDT); (2) standard çift treponemal ve non-treponemal hızlı tanı testi (T/NT-RDT (her iki bileşenin de pozitif olduğu durumlarda tedavi önerilmiş); ve (3) modifiye T/NT-RDT (bu yaklaşımda kişinin sifilis öyküsünün belirsiz olduğu gerçek yaşam pratiğini yansıtacak şekilde, bileşenlerden herhangi biri pozitif olan tüm bireyler tedavi edilmiş).

Bu algoritmalar 100 000 kişilik kohortlarda değerlendirilmiş; sonuçlar kaçırılan ve gereksiz tedavi edilen olgu sayısı ile kişi başı maliyet üzerinden analiz edilmiş. Bulgulara göre gebelerde modifiye T/NT-RDT algoritması aktif vakaları belirlemede en duyarlı yöntem olmuş olup T-RDT’ye kıyasla %80’den fazla daha az olguyu kaçırmış, ancak gereksiz tedavi oranını artırmış; buna karşın T-RDT en düşük maliyetli seçenek olarak bulunmuş. MSM grubunda ise modifiye T/NT-RDT en az vaka kaçıran algoritma olurken, standard T/NT-RDT gereksiz tedavi oranını en düşük düzeyde tutmuş ancak daha fazla vakayı atlamış. Duyarlılık analizlerinde ardışık test stratejisinin (T-RDT ardından modifiye T/NT-RDT) kaçırılan vakaları azaltırken aşırı tedaviyi de sınırlayabildiği gösterilmiş. Sonuç olarak, tek bir algoritmanın tüm popülasyonlar için optimal olmadığı; düşük riskli gebelik taramalarında T-RDT’nin yeterli olabileceği, yüksek riskli gruplarda ise kombine algoritmaların daha uygun olduğu ortaya konmuş.

Zhang Y, Chow EPF, Zhang L, Fairley CK, Ong JJ. Comparison of the performance and costs of testing algorithms using rapid diagnostic tests for detection and treatment of syphilis among pregnant individuals and men who have sex with men: a modelling study. Lancet Infect Dis. 2026; 26 (4): 394-405.

Makale İçin Tıklayınız

Kritik Durumdaki Hastalarda Yüksek Doz Meropenemin Sürekli ve Aralıklı İnfüzyonu: Gözlemsel Bir Kohort Çalışması

Bu çalışmada yüksek doz meropenem tedavisi gören kritik durumdaki hastalarda rutin sürekli infüzyonun, aralıklı uygulamaya kıyasla klinik avantajlar sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmesi amaçlanmış. Bu retrospektif, propensity skor eşleştirilmiş kohort çalışmasına 2014-2024 yılları arasında Viyana Üniversitesi Hastanesindeki 16 yoğun bakımdan birinde takip edilen 18 yaş üzeri kritik hastalar dahil edilmiş. Hastalar, yoğun bakımda en az üç gün kalmış ve sürekli infüzyon (sürekli infüzyon grubu) veya aralıklı infüzyon (aralıklı infüzyon grubu) yoluyla en az 24 saat boyunca yüksek dozda meropenem tedavisi almış olmaları durumunda çalışmaya dahil edilmişler. Yüksek doz tedavi, ortalama toplam günlük 6 g meropenem dozu ya da böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda (eGFR 50 mL/dk/1,73 m²’nin altında) ortalama toplam günlük 4 g meropenem dozu olarak tanımlanmış. Çalışmanın primer sonlanımı 90 gün içinde tüm nedenlere bağlı mortalite iken sekonder sonlanımları 30 günlük mortalite, 2-7. günler arasında ateş görülmesi, yedi gün içinde yeni başlayan ARDS, yedi gün içinde ECMO tedavisine başlanması ve ayrıca ilk vaka tarihinden sonraki hastanede kalış süresi imiş. Mikrobiyolojik sonlanımlar ise patojen dağılımı, MDR patojenlerin yaygınlığı ve karbapenem direncinin ortaya çıkması imiş.

Yüksek doz meropenem alan 3768 hasta arasında, aralıklı infüzyon uygulanan 597 hasta, sürekli infüzyon uygulanan 199 hasta ile eşleştirilmiş. Düzeltilmiş 90 günlük mortalite, sürekli infüzyonda %39.5 (95% GA: 33.1-45.9) ve aralıklı infüzyonda %35.9 (95% GA: 32.4-39.4) olarak bulunmuş (düzeltilmiş risk farkı: %3.7; 95% GA: -3.7-11.0; p = 0.33). Sekonder sonlanımlar açısından anlamlı bir fark gözlenmemiş. Çalışmanın sonucunda kritik durumdaki hastalarda, yüksek doz meropenemin sürekli infüzyonu, aralıklı infüzyona kıyasla daha iyi sonuçlarla ilişkilendirilmemiş.

Bergmann F, Prager M, Kumpf K, et al. Continuous versus intermittent infusion of high-dose meropenem in critically ill patients: an observational cohort study. Int J Infect Dis. 2026; 167: 108543.

Makale İçin Tıklayınız

Sürekli Renal Replasman Tedavisi Gören Kritik Durumdaki Hastalarda Antimikrobiyal İlaçların Farmakokinetik Araştırmasının Nasıl Yapılacağına Dair Kapsamlı Bir İnceleme: İlgili Tüm Farmakokinetik Faktörler

Yoğun bakım ünitesindeki kritik hastalar, antimikrobiyallerin (antibiyotikler, antifungal ve antiviral ajanlar) farmakokinetiğinde (PK) büyük farklılıklar gösteren oldukça heterojen bir popülasyonu temsil etmekte ve bu durum optimal dozlama stratejilerini zorlaştırmaktadır. Sürekli renal replasman tedavisi (CRRT) alan hastalarda PK daha da karmaşıktır çünkü CRRT ilaç klirensini önemli ölçüde değiştirir. Bununla birlikte, birçok PK çalışması CRRT uygulanan hastaları dışlamakta ve mevcut çalışmalar genellikle metodolojik olarak sınırlı ve küçük örneklem boyutları nedeniyle genelleştirilememektedir. Bu nedenle yoğun bakım ünitesindeki CRRT uygulanan hastalarda antimikrobiyaller için sağlam, kanıta dayalı dozlama kılavuzlarındaki boşluklardan dolayı bu sistematik derleme ortaya konulmuş.

Embase, Medline ve Cochrane veritabanları ve ilgili yayınların referans listeleri, veritabanlarının başlangıcından 24 Haziran 2025 tarihine kadar taranmış. Veriler iki gözlemci (AW ve TJLS) tarafından bağımsız olarak çıkarılmış ve herhangi bir kalite değerlendirmesi yapılmamış. Çıkarılan veriler tanımlayıcı olarak sentezlenmiş ve etkileyen faktör türüne göre (CRRT, hasta veya ilaçla ilgili) gruplandırılmış. Arama stratejisinde belirlenen 811 makaleden toplam 96 makale incelemeye dahil edilmiş. Gelecekteki PK çalışma tasarımını, raporlamayı ve yorumlamayı standardlaştırmak için yapılandırılmış bir CRRT kontrol listesi geliştirilmiş. Kontrol listesi, ilgili değişkenleri üç kategoriye ayırmış: CRRT ile ilgili faktörler, hasta ile ilgili faktörler ve ilaçla ilgili faktörler. Bulgular CRRT uygulanan hastalarda antimikrobiyal PK’nın, tedavi yöntemleri, hastaya özgü fizyoloji ve ilaç özellikleri arasındaki karmaşık etkileşim nedeniyle oldukça değişken olduğunu doğrulamaktaymış. Örneğin, filtre bütünlüğündeki, kesinti süresindeki ve CRRT dozundaki tutarsızlıkların antimikrobiyal klirensi önemli ölçüde etkilediği gösterilmiş. Bununla birlikte, derlemede birçok çalışmanın bu parametreleri tutarlı bir şekilde raporlamadığı da gösterilmiş.

Yazarlar uzman konsensusuyla geliştirilen bu kontrol listesinin, araştırmacıların değişkenleri standardlaştırılmış bir şekilde hesaba katmalarına, çalışma karşılaştırılabilirliğini ve klinik uygulanabilirliğini iyileştirmelerine yardımcı olabileceği görüşündelermiş. Sonuçta bu derlemenin, CRRT uygulanan kritik durumdaki hastalarda yüksek kaliteli PK çalışmaları tasarlamak ve yürütmek için bir temel oluşturabileceği, gelecekteki çalışmaların tutarlılığını ve tekrarlanabilirliğini artırarak CRRT uygulanan kritik durumdaki hastalarda antimikrobiyaller için sağlam, kanıta dayalı dozlama kılavuzlarına doğru atılan ilk adım olduğu vurgulanmış.

Wieringa A, Smeets TJL, Ter Horst PGJ, et al. How to perform pharmacokinetic research of antimicrobial drugs in critically ill patients undergoing continuous renal replacement therapy: a scoping review of all relevant pharmacokinetic factors. Clin Microbiol Infect. 2026; 32 (4): 560-71.

Makale İçin Tıklayınız

Kritik Hastalarda Günlük %2 Klorheksidin Banyosunun Mortalite, Klinik Şiddet ve Yoğun Bakım Kalış Süresi Üzerine Etkisi: Güncellenmiş Sistematik Derleme ve Meta-Analiz

Kritik hastalarda günlük %2 klorheksidin glukonat (CHG) ile banyo uygulamasının, geleneksel sabun ve su (SAW) ile banyoya kıyasla ölüm riski, klinik hastalık şiddeti ve yoğun bakımda kalış süresi üzerindeki etkisini değerlendiren bu sistematik derleme ve meta-analizde, toplam 33 860 hastayı içeren 10 çalışma incelenmiş. Çalışmaya dahil edilen hastaların 18 102’si geleneksel sabun ve su ile, 15 758’i ise %2 CHG ile banyo yaptırılan grupta yer almış.
Analiz sonuçlarına göre günlük %2 CHG banyosu ölüm riskinde istatistiksel olarak anlamlı bir azalma sağlamamış. Benzer şekilde, klinik şiddet skorlarında da CHG lehine anlamlı bir iyileşme saptanmamış. Bu iki sonuca ilişkin kanıt düzeyinin çok düşük olduğu bildirilmiş. Yoğun bakımda kalış süresi açısından ise CHG grubunda ortalama 0,07 gün daha uzun kalış süresi izlenmiş. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı olsa da, büyüklüğü oldukça küçük olduğu için klinik açıdan anlamlı kabul edilmemiş.

Sonuç olarak, mevcut bulgular günlük %2 CHG banyosunun kritik hastalarda mortaliteyi veya klinik şiddeti belirgin şekilde azaltmadığını göstermiş. Çalışma, CHG banyosunun rutin kullanımının değerlendirilmesinde yalnızca istatistiksel sonuçların değil, kanıt kalitesi, klinik anlamlılık, maliyet, hasta güvenliği ve yerel infeksiyon kontrol politikalarının birlikte dikkate alınması gerektiğini vurgulamış.

Souza Júnior EV, da Silva Alonso C, Campos CC, Cruz DP. Effects of daily bathing with 2% chlorhexidine compared to bathing with soap and water on risk of death, clinical severity, and intensive care unit length of stay in critically ill patients: an updated systematic review and meta-analysis. Eur J Clin Microbiol Infect Dis. 18 Nisan 2026.

Makale İçin Tıklayınız

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad.
İpek Apt. No. 70 D. 7
(Rumeli Eczanesi üstü),
34363 Şişli, İstanbul
Tel. ve Faks: (0212) 219 54 82
E-posta: klimik@klimik.org.tr